3 Ağustos 2021 Salı

Bilim Tarihi, Tarih Hırsızlıgı ve Avrupa İslama neler borclu?

Kitap: Tarih Hırsızlığı

Yazar: Jack Goody


Bu kitapta yazar, Avrupanın kendi zaman (büyük ölçüde Hıristiyan) ve uzamları hakkındaki tarihselleştirmelerini Avrasya dünyasının geri kalanına dayatarak Doğu'nun tarihini nasıl çaldığını ele almış.
Kitap Alfabeden, Antik çagdan, feodalizm, kapitalizm, rönesans, kent ve üniversiteler, Hümanizma, Demokrasi, Aşk vs... gibi bir çok uygulama, değer ve kavramı kendisine atfederken, Avrupanın 19. Yy sömürge gücünü de kullanarak kendi kültürlerini benzersiz kabul ederek, dünyanın geri kalanını da görmezlikten gelmesini gösterir okura.
Referans noktası olarak çağdaş Avrupayla veya Avrupa bilimiyle başlarsanız, başka herşey sapma ve eksik gibi görünür. Bu, geriye ya da başka yere bakan çağdaş Avrupalı tarihçinin genel sorunudur. Son dönem Avrupa bilimi ölçü haline geldiği, diğer herşeye eksik, açıklanması gereken bir başarısızlık olarak görüldüğü için, farklılığa bir şekilde olumsuz bir anlam yüklenmektedir.
Uygarlık, iktidar ve servet araçlarının nasıl elde edileceğini anlayan bir azınlık tarafından, direnen bir çoğunluğa dayatilan bir şeydir. Freuda göre mesela kitleler "tembel ve akılsızdır" ve en azından eğitim sayesinde uygarlıktan nefret etmeyi bırakıp içgüdünün feda edilmesi dahil diğer faydaları kabul edinceye, kuralları içselleştirinceye kadar zor yoluyla denetlenmeleri gerekir. Einstein da "Uygarlıktaki gelişmemize karşılık olarak odediğimiz bedel, suçluluk duygusunun ağırlaşması yoluyla mutluluğun kaybıdır" der.
Hal böyle olunca özellikle Yahudi kökenli sosyolog ve tarihçilerin öve öve bitiremedikleri o asil, ayakkabiları üzerinde kibarca yürüyen Avrupa uygarlığından olan naziler, hiç tereddüt etmeden kendi gibi olmayanları katledebildiler!
Oysa Jack Goody en başından beri yukarda bahsedilen uygulama, deger ve kavramların dunyanın diğer bölgelerinde de kendi toplumsal yapılarina ve yaşadıkları zamana uygun olarak zaten mevcut olduğunu gösterir. Hiçbirşeyi Avrupa kendisi icat etmediği gibi, ustelik iddia ettiklerinin tersine sahip olduklari maddi manevi bir çok şeyi Avrupa dışından devşirdiklerini (çaldıklarını) görürüz. Oysa dünya tarihi bize tarih, bilim ve kültürün bir insanlık birikimi oldugunu hiçbir kultür ya da ırka özgü olmadığını ve hatta tarihe bakarsak bu birikime sahip uygarlıkların sürekli el değiştirdiğinden hareketle Avrupanın da bu bayrağı başka bir topluluğa devredeceği gerçeğini de şimdiden görebiliyoruz.

15 Temmuz 2021 Perşembe

Vahyin Gölgesinde Siyer (ilk 6 cildi) - İsrafil Balcı

Kitap: Vahyin Gölgesinde Siyer 1 / Mekke Dönemi

Yazar: İsrafil Balcı

Bazı görüşlerini ve bu görüşlere ulasma metodlarını daha önce çeşitli vesilelerle dinleyip beğendiğim yazarın 1 den 6 ya kadar devam eden Siyer serisini alıp ramazanda okumaya başladım elh.
Klasik siyer eserleri genel olarak standart ve herkesin kendi inancına göre seçmece rivayetlerle yazıldığı için ciddi sorunlar içerdiği, bu nedenle de rivayetlerin hepsini tamamen inkar etmeden (ki rivayetsiz tarih yazılamaz) aynı zamanda da tüm rivayetleri bir torbaya doldurup hepsini kabul de etmeden, bize ulaşmış elimizdeki verilerin belli bir tarihi süreçten, belli gündemlerle uğraşan kişilerin zihninden geçerek derlendiği gerçeğini hesaba katarak Siyeri tekrar ele almış İsrafil Balcı.
Hem konu itibariyle hem de kronolojik olarak kuranı kerimin nuzulüne göre bir index hazırlanması dolayısıyla alışik olduğumuz içerik düzenini bulamıyoruz ama kuranın nuzulu gibi tekrarlar içerse de ilginç bir şekilde kitabın dili oldukça akıcıydı.
Şimdiye kadar mutlaka her sene bir siyer okumaya çalışmama rağmen İsrafil Balcının siyerinin mekke dònemi cildinde benim de daha önce duymadığım bir çok bilgiyle karşılaştım. Balcı genellikle bahse konu ile ilgili bir meselede bize aktarılmış yaklaşık tüm rivayetlerden bahsedip en sonunda kurana uygun bir kurgu oluşturup gerçeğe yaklaşmaya çalışarak hem her tür veriyi paylaşarak okuyucusuna saygı duymuş hem de vardığı sonuca kendisini götüren yolu gözler önüne sererek okuyucusuna da aktif bir düşünce alanı oluşturmuş.
Siyer alanında okuma yapmak isteyen herkese İsrafil Balcının bu çalışmasını tavsiye ederim

15 Haziran 2021 Salı

Kıraat ve Kuran Tarihi: Mehmet Dag ve Mehmet Unal

Kitap: Kur'ân'ın Anlaşılmasında Kıraat Farklılıklarının Rolü

Yazar: Mehmet Ünal

Kuran tarihi okumalarımda sıra Kıraat konusuna gelmişti.
Bu kitap aslında Türkiyede bu konuda yapılmış en kapsamlı çalışma olması dolayısıyla bir nevi kaynak eser niteliği taşıyor. Yazarın da dikkat çektiği gibi özellikle türkiyede belli bir dönem sonra kıraat çalışmalarının sadece fonetik kısmı üzerinde durulduğu, kıraatin anlama olan etkisi gibi mayınlı bir tarlaya kimse dalmak istemediği için kıraat dendiği zaman kuranı tecvitli, güzel okuma gibi unsurlardan ibaret zannediyoruz. Oysa kıraat aslında özellikle kuranı anlamak isteyen, tefsir çalışması yapan herkesin çok iyi bilmesi gereken ve okunan metnin anlamını doğrudan etkileyen bir unsur. Bilindiği üzere peygamber zamanında kuran yazılmış ve hatta o dönem harekelendirme sistemi kullanıldığı halde kuran bilinçli olarak harekelendirme kullanılmadan yazılarak çoğaltılmıştır. Aynı döneme ait harekeli yazılmış mektuplar günümüzde viyanada muhafaza edilmesi bize bu durumu açıklıyor.
Peygamberimizin de kesretten kinaye olarak "kuran 7 harf üzere inmiştir" diyerek kuranın kişisel harekelendirmelerle farklı okunması noktasında "azabı rahmet, rahmeti de azap olarak okumadığınız sürece istediğiniz gibi okuyabilirsiniz" dediği farklı kaynaklardan mutavatir bilgi ile bize kadar gelmiştir.
Osman zamanında 7 farklı pilot bölgeye gönderilen kuran nüshaları da farklı okuyuşların önüne gećmemek için peygamberimizin yaptığı gibi harekesiz yazılarak gönderilmiş. Bir sonraki nesilde bir ilim ortami doğmuş ve alimler ortaya çıkan anlam farklililarından dolayı birbirleri ile münazaralarda bulunmuşken ondan sonraki nesil oluşan çok fazla kuran okuyuşu karşısında mesajın aslının kaybolacağı korkusu ile peygamberden beri gelmiş doğru olarak kabul edilen kıraat farklılıklarını önce 7 de, daha sonra da 10 da sabitlemişler (buna rağmen resmi olmasa da şaz kıraatler okunmaya devam etmiş) Bir sonraki nesil de (Fahreddin razi gibi) bir kıraati kabul edip diğer kıraati reddetmek kişiyi küfre götürür bu nedenle bir ayette farklı kıraatlere göre farklı anlamlar varsa o ayet resmi kıraatlerdeki anlam sayısı kadar yeniden inmiştir şeklinde fikir bildirince artık hem yeni bir okuyuş tarzı yasaklanmış oldu hem de o döneme kadar ortaya çıkmış ve resmi olarak kabul edilmiş olan 10 kıraati eleştirmek de yasaklanmış.

15 Mayıs 2021 Cumartesi

Birer Kitap: Emre Dorman, Mehmet Azimli ve Ömer Müftüoglu

Allah'a Öğretilen Din

Emre Dorman

Tüm kitaplarını pdf formatında ücretsiz olarak okuyucuya sunan nadir yazarlardan biri olan Emre Dorman'ın "Siz Allaha dinini mi öğretiyorsunuz" ayetinden hareketle isimlendirdiği ve bence meseleyi gayet kapsamlı ve titiz bir şekilde derlediği kitabı "Allaha öğretilen din" i okudum.
Kitapta derlenen bahse konu hadis kaynaklarına ve tabi ki Kuranın içeriğine de nacizane biraz hakim olduğum için kitap bana çok tanıdık geldi ve su gibi, bir çırpıda okudum. Ayetlerde de bize defalarca emredildiği üzere; Allahın dinini sadece Allaha has kılmak adına bu kitabın da okunmasını herkese tavsiye ederim.
Yazarın kendi dilinden kitap tanıtımını da aşşağıya ekliyorum :
Dini konularda neredeyse her kafadan bir ses çıkıyor ve Allah'tan öğrenilmesi gereken din, Allah'a öğretilmeye kalkılıyor. Allah tarafından indirilen dini O'na öğretmeye kalkanlara şöyle söyleniyor Kur'an'da: "Siz Allah'a dininizi mi öğretiyorsunuz? Oysa Allah gökte ne var, yerde ne var hepsini bilir. Allah her şeyi çok iyi bilmektedir." (Hucurat Suresi 16) "…De ki: Allah'ın, göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi Allah'a haber veriyorsunuz?" (Yunus Suresi 18).

15 Nisan 2021 Perşembe

Kuranın Mekke dönemınde yazılısı, Mekke dönemi siyasi düsünce Metodolojisi ve İbadi Klasigi 'Es Sire'

Kitap: Mekke döneminde siyasi düşünce metodolojisi

Yazar: Abdülkadir Hamid

Çağdaş incelemelerden biri olan bu kitap islamin inanılanın aksine daha mekke döneminde tüm dini çerçeveyi çizdiğini ayakları yere basan kanıtlar ve tarihi çerçeve ile okuyucuya sunuyor. Islam tarihi ve siyer kitaplarında boş bırakılan ya da kaynağı bilinmeyen genellikle akıl dışı rivayetlerle boşlukların doldurulduğu bir çok sahneyi dönemin uzak ve yakın coğrafyalarda vuku bulan olaylar ve söz konusu karakterlerin aralarında önceden geçmiş anlaşma ya da husumetlerı referans vererek peygamberin neyi neden yaptığını mekki sureleri merkez alarak anlamaya çalışmış. Aynı yöntemi yine musa ve isa peygamberlerin hayatlarına da uygulayarak Allahın vahyetmeye çalıştığı dini, bize söylenmek istenen ana mesajı görmeye çalışmış.
Yazar konuya mekke döneminden başlasa da tarih boyunca yaşanan olayların etkisiyle büyük düşünce akımlarını da anlamaya çalışarak günümüze ışık tutmuş. Mesela kendi adıma anladığım günümüz sıkıntılarnın İsa peygamberin karşılaştığı sıkıntılar ile neredeyse bire bir aynı olduğunu görerek çözüm arayışında isa peygamberi anlamaya çalışmanın bize çok büyük faydası olacağını farkettim. Inş. Tefsir, siyer ve Kuran tarihi okumalarimdan sonra kuranın da sık sık referans verdiği diğer kitabı mukaddesleri de okumam gerektiğini farkettim.
Ez cümle kitabın iddiası: Dinlerin vahyedilmesinde zaman sırasına göre bir evrim olmadığı gibi muhammed peygamberin de mekke ve medine dönemleri arasında bir evrimleşme söz konusu değildir. Allahın vahyi her dönrmde hep aynı mesajı verdi. Peygamberler için öncelikli olan şey kişilerin tek tek kişiler değil, zulmün en büyüğü olan gerçekleri gizleme (küfür) suretiyle kalabalıkları kandırma eyleminin ana sorumlusu olan güç sahipleridir. Peygamberler öncelikle aracıları lağvederek Allahın tekliği, ve insanlar arasında adaletle hükmetmek gibi amaçları gerçekleştirir. Bu şartları gerçekleştirmeden dinin amaçladığı düzene ulaşılmaz. Bu nedenle bu önemli şartları kabul edenlerle birlikte çalışmak, kabul etmeyenlere karşı da savaşmak gerekir. Yani tabiri caizse peygamber asıl olarak güç sahiplerinin çıkarlarına çomak sokarlar. Sömürünün devam ettiği yerde adaleti koruyamayız. Bu perspektiften bakıldığında sömüren büyük güçleri rahatsız etmeyen dini bir iddia islami olamaz.

15 Mart 2021 Pazartesi

Fareler ve İnsanlar, Gögü Delen Adam ve Yavasla

Kitap: Göğü Delen Adam

Yazar: Erich Scheurmann


1920 de basılan ve Avrupaya egzotik bir bakışla bakan ilk gezi! kitabı olması dolayısıyla alman edebiyatında oldukça ses getirmis bir kitap. Gezi dediysem aslında klasik anlamda gezip görülen yerlerden ziyade yazarın Avusturalya ile Amerika arasında olan Samoa adasında bulunduğu zamanlar tanıştığı ve avrupayı gezip görmüş olan bir yerli ile yaptığı sohbetler üzerine yazılmış bir kitap. Kitabın üslubu Tuiavii'nin kendi halkına beyazlara özenmemeleri gerektiği noktasında yaptığı çok sade ama aynı zamanda felsefi Hitaplardan oluşur.
Tuiavii çeşitli misyoner faaliyetleri dahilinde avrupayı gezmiş ve Batı medeniyetine karşı çok isabetli düşünceleri olan biri. Zaman, düşünme, para, meslekler, bilim, şehirleşme, eğlence sektörü vs.. gibi bir çok alanda Avrupalı hayatın bir yerlinin hayatına göre eleştirisini okuyacaksınız.
Içinden dersler çıkarılabilecek ve farklı bakış açılarını gözlerimizin önüne en yalın haliyle sunan bu kitabı herkese tavsiye ederim.
"Papalagi denince beyazlar ya da yabancılar anlaşılır. Ama kelimesi kelimesine çevirince "Göğü delen" anlamına gelir. Samoa'ya ilk misyoner nir yelkenliyle gelmişti. Yerliler bu beyaz yelkenliyi ufukta bir delik olarak gördüler, beyaz adamın içinden çıkıp kendilerine geldiği bir delik. O göğü delip geçmişti."

15 Şubat 2021 Pazartesi

H.G. Wells, Olmayan Ülke ve Son Ada

Kitap: Zaman Makinesi

Yazar Adı: H.G. Wells

H.G. Wells'in 19. Yy ın sonlarında doktorlar tarafından öleceği söylendikten sonra kendi ölümünün ötesine geçmek için yazdığını düşündüren kitabı Zaman Makinesi insanoğlunun ve dünyanın evrimsel süreç sonunda milyonlarca yıl sonra nasıl olabileceği sorusu üzerinden bir pencere açar okuyucuya.
Sosyolojik, felsefi ve bilimsel yorumların serpiştirildiği hikayede çizilen, yeraltinda yaşayan insanımsı yaratıklar özellikle çocuk okuyucular üzerinde korku oluşturabilir. Yetiskinler için ise yazıldığı zaman için cüretkar olsa da hala günümüze hitap eden ve bir o kadar da akıcı bir kitap.
Önce binlerce, daha sonrasında da milyonlarca yıl geleceğe giderken her ne kadar kurgusal olsa da sosyolojik ve bilimsel argümanlarla desteklenerek oluşturulan yaratıklarla mücadele ettiğiniz bir gelecek projeksiyonunda buluyorsunuz kendinizi.



Kitap: Dünyalar Savası

Yazar Adı: H.G. Wells

15 Ocak 2021 Cuma

Derveze: Tefsir, Siyer ve Usul

Et-tefsir'ül-hadîs

Nuzul sırasına göre Kuran Tefsiri 7 cilt
İzzet Derveze


Dervezenin 7 ciltlik tefsirini bitirdim elh. Yazarın siyer ve Usul kitaplarını da daha önce okuyup paylaştığım için bu yazı yazarla ilgili son yazım olacak.
Bilindiği gibi Derveze Filistinli ve ingilizler tarafından önce hapsediliyor daha sonra da sürgüne gönderiliyor. Türkiyedeki sürgün hayatında dini meselelerde farklı bakış açıları kazanıyor ve Bursadaki kütüphanelerden de faydalanarak yazdığı tefsiri modern tefsir örnekleri arasından en bilinenlerinden biri oluyor. 20 yy'ın milliyetçi eğilimlerinden etkilenen yazarın arap milliyetçiliği yapması dışında çok da siyasi çalkalanmalardan etkilendiğini görmedim. Özellikle ilk defa tefsir okuyacak kişilere Dervezenin yaptığı gibi nuzul sırasına göre düzenlenmiş bir tefsir okumalarını, ayetleri siyer bilgileri ile eş zamanlı olarak anlayabilmek adına tavsiye ederim.
Yazarin metodu gayet net:

1)Kuran peygamber tarafından son haline zaten getirtilmişti,
2)Kuran o dönemde yaşananlar göz önüne alınarak doğru anlaşılır,
3)Bir ayete anlam vermeye çalışırken kuranın bütünü göz önünde bulundurularak anlam verilmeli,
4)Sebebi nuzul ve kütübi sitte de bulunan rivayetler islamın 2. Kaynağıdır ama kurana net bir şekilde ters ya da peygamberin üstün ahlakına uymayanlar uydurmadır.
5)Tarihte bir çok müfessir ayetleri bütünsel anlamdan koparıp asıl amaçlanan mesajı farketmeden değiştirmiştir.

1 Aralık 2020 Salı

Yerdeniz - Ursula K. Le Guin (6 kitap tek cilt)

Ursula K. Le Guin'in 6 kitap halinde yazdıgı serinin Metis yayınları tarafından tek cilt olark basıldıgı bu kıtabı okumam haliyle uzun sürdü. Ilk kitapları daha bir heyecanla okumus olsam da sonlara dogru kitabı bitirmekte zorlandıgımı itiraf etmeliyim. Her bir kitap hakkında tek tek yorumlarımı buraya eklıyorum. 


Kitap: Yerdeniz Büyücüsü
Yazar: Ursula K. Le Guin

Yerdeniz Büyücüsü yaklaşık 2 sene önce vefat etmiş olan Amerikalı Yazar Ursula K. Le Guin' in 60'larda yazmaya başladığı 6 kitaplık Yerdeniz isimli kurgusal evrende gecen Fantastik romanların ilkidir. Karakter ve Olayların Harry Poter'a çok benzemesinden ötürü Harry Poter'un Yerdeniz hikayelerinden çalıntı olarak yazıldığı iddiaları vardir. 

Konuya gelecek olursak kitabın okuması rahat, akıcı bir dili var. Bir yerlinin yaşantısını andıran bir ortamda keçi çobanı olan Ged'in köyünde karşılaştığı ve öğrendiği en basit büyü girişimlerinden sonra bunu kendi canı pahasına köye saldıran sarışın, mavi gözlü barbarlardan halkını korumak için kullanmıştır. Çocuğun cesaretinin dilden dile yayılması ile usta bir büyücü Ged'in köyüne gelir ve onu eğitmek üzere kendi evine götürür. Usta ile Ged arasında Hızır ve Musa arasında olanların benzeri bir Bilgelik karşısında çocuğun sabırsız oluşu göze çarpar.

'Çocuk;"Ama daha hiçbir şey öğrenmedim!" dedi. "Çünkü benim ne öğrettiğimi henüz keşfedemedin," diye cevap verdi büyücü' S:23

Ustasına sabredemeyen Ged ustasının da tavsiyesi ile Büyücülük Okuluna başlar. Okulda yeteneği ile birlikte günden güne büyüyen Egosu onun büyük bir hata yapmasına ve karanlık bir gücü serbest bırakmasına neden olur.

"Bir mum yakan, bir gölge yaratır" 

O karanlık artık Ged'in bir parçasıdır ve okuldan ayrılıp yola düşen Ged'i takip eder. Gel zaman git zaman Karanlık Güç Ged'in yerine geçmeye başlar. Bunu engelleyip yok olmamak icin Ged, denizin sonuna doğru yolculuğa çıkar ve ilk ustasının da tavsiyelerini dinleyerek karanlığı yok etmeyi başarır. 

Hikayeden sonra benim dikkatimi celbeden bazı unsurları da paylaşmak isterim. 

15 Kasım 2020 Pazar

Kayıp Gül, Dedemin Bakkalı ve Tumanov

Pandemi zamanı Youtube kanalı acıp okudugu kıtapları yorumlayan oglumun, benım de okumus olup cok begendıgım Tumanovun 2 kıtabının yorumunun lınkını buraya bırakıyorum 

Vladimir Tumanov'un Haritada Kaybolmak ve Kraliçeyi Kurtarmak isimli Coğrafya ve Matematiği çocuklara sevdiren kitapları hakkında benim oğlanın hazırladığı sunum:

Youtube kanalına abone olursanız seviniriz



Kitap Adı: Kayıp Gül

Yazar: Serar Özkan


Kendinde başlayıp kendinde biten, kişinin arazlardan sıyrılıp öze ulaşma yolculuğunu biraz mitoliji, biraz tasavvuf, biraz hıristiyanvari düalizm ile çok olanın bir olan içinde yok olması vs... gibi bir çok felsefi arkaplanı zemin olarak almış bir hikaye. Akıcı dili ve seyreltilmis sayfaları ile bir solukta bitirilebilen ama okuyucuda kişinin yönelimine göre mutlaka iz bırakabilecek bir kitap.

İlla ki okunması gereken bir kitap olduğu düşüncesinde değilim ama günümüzde basılan ve insana hızlı okuma becerısı dısında nerdeyse hiçbirşey kazandırmayan kitaplar arasından tercih edilebilir bi kitap diyebilirim. Popüler kelimesi kitaba uygun bir secim olur. Yogun mesajlar verilmis ama farklı yönlerden alıntılanan cesitli mesajlar okuyucuyu bence bir bilinmezci alana çekiyor. Her kesime giden ve ortada seyreden bir roman.



Kitap: Dedemin Bakkalı

19 Ekim 2020 Pazartesi

Kutsal Kitabın Yorumu - Newton ve Var Olmak - Nurettin Topcu

Kitap: Kutsal Kitabin Yorumu

Yazar: Sir Isaac Newton

Çeviren: Aytunç Altındal

16.yy sonu ve 17.yy başında yaşamış olan Newton her ne kadar matematiğin prensipleri gibi bilimsel eserleri ile tanınsa da aslında dönemin egitim almış tüm öğrencileri gibi dini bir temel eğitimden geçmiş ve hiristiyanligin içinde bulunduğu sapkınlıkları akıl ve tarih yoluyla görmüş biridir. Ücleme ve Azizliği reddeden Newton bu çalışmasında incilin son bölümünde bulunan ve doğu kiliselerinin kabul etmediği Yuhanna'nın Vahyi bölümünde eski ahitten Danielden ilham alınarak yazılmış kehanetleri tefsir eder.
Bu kehanetleri yorumlarken hıristiyanlığın hz isa'dan iznik konsili sonrasına kadar sürdüğü yolculuğu dinin geçirdiği degisiklikleri de tarihleyerek hurafelerin hiristiyanliga girisini anlatır. Mesela pagan halkın kutlamalarını aynen alıp hiristiyan isimleri vermek suretiyle halkın hiristiyanliga geçişini kolaylastirmak isterken şimdi kutladıkları hz isanin dogumu, yortusu vs... gibi bir çok kutlamanin aslinda bahsedilen içerikle alakası olmadığını kanıtlar. Bunun gibi Suretlere tapmak da hiristiyanliga sonradan pagan inançtan girmiş ve zamanla azizlik, şehitlik, papalık, vs. gibi kurumlarin dönemin şartlarına göre güç devşirmek için dine sokulduğunu olayları ve tarihleri vererek anlatır. Tabi bunlar vuku bulurken yapılan zulumleri ve savaşları da Danileden esinlenen Yuhanna'nın kehanetlerinin ortaya çıkmış olması şeklinde yorumluyor. Hatta kehanetlerdeki şeytanı temsil eden büyük Fahişenin Kilise olduğunu söylüyor.
Ayrıca kitapta toplumların göçleri ve savaşlarını öyle ayrıntılı paylaşmış ki zaten benim daha önce bildiğim üzere macarların türk oluşu, benim Newtondan yeni öğrendiğime göre de ispanyanin kuzey bölgesindeki Katalanların da türk oluşu gibi bizi doğrudan ilgilendiren bilgiler de mevcut. Türklerin müslüman oluşu ile kehanetlerde ki büyük canavara dönüşmesi bölümü benim de aklıma şunu getirdi ki; dünyadaki Türk kökenli toplumlarin sadece islamla şereflenenlerinin tarihe damga vurmuş olması.... Kehanetlerde ki canavarlar Newtona göre kiyamete kadar hukum sürecek devletleri simgeler.

1 Ekim 2020 Perşembe

Ülkemizin Gelecegi, Ruhun ve Medeniyetimizin Dirlisi - Sezai Karakoc

Kitap: Çıkış Yolu 1, Ülkemizin Geleceği

Yazar: Sezai Karakoç

Yazarın kurduğu diriliş partisi için 92 de yaptığı 2 konferanstan oluşan bu kitap yazarın diğer kitaplarına göre daha pratik bir dile sahip. Daha çok partinin ülke için kurduğu geleceği gözler önüne sermeye çalışıyor.
Osmanlının timur ile yaptığı savaşdan hareketle gerçekleşen olayları dizerek osmanlının o dönem enduluse yardima gidemeyisi uzerinden islamin endulus ve istanbuldan hareketle avrupada birleşerek tum avrupayı kurtarabileceği varsayımından sonra turkiyenin de bu dönemde 4 tarafı tehlikelerle örülü olduğu halde eger kullanmasını bilirse aynı zamanda büyük imkanlar icinde bulundugu ifade eder. Tehlikeler sudur ki; batıdan kendini toplamis bir rusya tehlikesi, avrupa birliginde almanya tehlikesi, guneyde ırkcılikla zehirlenmiş ve birleşmiş bir arap birligi tehlikesi, doğuda teknolojisini tamamlamış bir çin istilası tehlikesi vs... bu tehlikelere karşı turkiyenin tek çıkış yolu panislamizm dir. Yani siyah, beyaz, arap, acem, türk, kürt... 1 dunya savasinda kaybettiğimiz tum topraklar ve ayni zamanda orta asyadaki türki devletler de dahil bir millet oldugumuz gercegi üzerinden birlesmeliyiz. Burda yazarin bahsettiği birleşme ülke sınırlarını birleştirmek değil AB benzeri sekilde ama onu sadece çıkar ilişkisinden ziyade islam medeniyet algısı ile aşan bir birlik olma ülküsü vardir.
Bunu öncelikle yapacak olanlar mutlaka aydınlarımız olmalıdır. Ama Karakoc aydınların da yanlis ülküler sahibi olabileceğini ve bunlarin birbirini tamamlamasi gerektiğini su örnekle gosterir. Osmanli sonrası türk aydınlanması halka ragmen ve dinamikleri toplum icinde olmayan bir aydinlanma sunmaya çalışırken hem kendileri yanıldı hem de milletin pasif direnisi ile karşılaştılar. Mesela istanbul aşığı olan yahya kemalin istanbulu modern ve yuksek binalarla hayal etmiş, peyami safa ise istanbulu sitelesme ve ahsabi bırakıp betonlaşma hayali ile dolu idi. Oysa onlar batıya o kadar yakından bakıyorlardı ki bir bursa sehrindeki sanatı, şiiri ve matematiği göremediler. Simdi ise yüksek binalar ve betonlasma şehirlerimizi öldürdü. Onlar düzgün bir tarihi-sosyolojik tahlil yapamamışlardı.