16 Ocak 2019 Çarşamba

Tom Sawyer ve Huck Finn'in Maceraları - Mark Twain (#kom2019)

Mark Twain aslında amerikan iç savaşından önce kaptanlık yapmış olan yazarın kullandığı ve bir denizcilik terimi olan takma bir ad. Pinokyo, Alice Harikalar Diyarında gibi bazi klasiklerin yazarlarının da takma isim kullanmayı tercih ettiklerini hatırlayıp konuya devam edelim. Mark Twain kucuk yasta babasini kaybedip 11 yasinda okulu birakip bir matbaada calismaya basliyor. Ic savasdan once kaptanlık, savaş sırasında askerlik ve iç savaşdan sonra ise mağdencilik işine giriyor ve batıyor. Daha sonra ise kitaplarından kazandığı para ile borçlarını ödüyor, Mark Twain Amerikanın ilk gercek yazarıdır diyenler vardır. Burda aklıma yine Amerikalı siyasetçi Banjamin Franklin'in de 10 yaşında okulu bırakıp bir matbaada çalışmış olması geldi.

Tom Sawyer'ın Maceraları

Konuyu dağıtmadan kitaba gelecek olursak. Tom Sawyer'in Maceralari 1876 yilinda yazilmis. Tom Sawyer karakteri haylaz, özgür ruhlu ve sınırlandırılamaz biridir. Yazar Tom Sawyer karakterini gerçek hayattan 3 farklı cocugu birleştirilerek oluşturmuş olsa da diğer karakterler ve hikaye gerçek hayattan uyarlanmış. Kitap özellikle son sayfalarında oldukça akıcı ilerliyor ve içindeki betimlemeler, kurgu vs. gerçekten de çok başarılı. Kitapla ilgili yazabileceğim tek negatif özellik Tom ve arkadaşlarının sigara, alkol ve bunlara benzer zararlı alışkanlıkları okuyucuya özendirerek anlatmasından ötürü bunu okuyacak bir çocukta kötü alışkanlıklara karşı bir sempati uyandırması diyebilirim. Aslında yazar dönemi göz önünde bulundurulduğunda siyahlara ve kızılderililere karşı takındığı aşağılayıcı tavır gibi sigara alkol kullanımı konusunda dikkatsiz davranması normal olabilir. Ama günümüzde, hele de çocuklara okunması tavsiye edilen bir kitapta özellikle göze batıyor bu mesele. Bir de hayvanlara işkence ederek eğlenmeleri ve yazarın bunu özendirerek anlatması da hoş değildi, her ne kadar o dönemde siyah, kızılderili, kadınları (cadi) ve hayvanları eğlence aracı olarak kullanmaları her ne kadar normal karşılanıyor olsa bile.. ..

14 Ocak 2019 Pazartesi

Tavuklarımız büyüdüler...

Tavuklarımızı aldık alalı buraya sadece 1 kere yazmışım. Aradan 4 ay gectı ve bızım tavuklar büyüdüler. Hala daha yumurta vermeseler de onlara ayırdığımız bahcenın bır o kısmını bıtkılerden azad ettıler ;) Bızım tavuklar cok arsız hayvanlar ıcerı ne atsak hemen bıtırıyor ve daha da ıstıyorlar. Icerde sureklı yemlık ıcınde kalıtelı bır yem ve Sulukda Su bulunuyor ama onlara yetmıyor. Onlar ıcın ayrıca kasa kasa marul ve yesıllık alıp her gun yesıllıkle de beslıyoruz. Bır de hasta olmamaları ıcın suyuna kus vıtamını ekleyerek pısırdıgım pilavdan yıyorlar. Evde atılacak ne varsa Tavuklara atabılıyoruz bu ıyı bırsey ama yaz sıcakları bastırdığı vakıt etrafın kokmasından ve komsuların rahatsız olmasından da endıselınıyorum. Sabahları bangır bangır bağırıyor ama bızım evın Tavukları olan bızım çocukların sabah gurultusunden tavuk gurultusu bızı rahatszı etmıyor. Ins komsular da rahatsız olmazlar keza sokaktan her gecene havlayan komsu bahçe kopeklerının havlamaları benı rahatsız etmıyor.... Hayvanların seslerı hayata renk katar ancak..

En basta kucuk bır kümes almıştık tavuklara. 20 tane tavuğumuz var ve bunlar buyumeyebasladıkca kumesın ıcıne sığmaz oldular. Gecelerı kumesın tepesine tüneyerek uyuyorlar. Yagmur çamur demeden ruzgar kıs demeden dısarda uyuyorlar. Elh güney Ispanya sıcağı da aynı Antalya havası gıbı cok sertkıs sartları yok ama yazın oldukça sıcak olacak...

11 Ocak 2019 Cuma

Yüce Sultan ve Orman Kitabı (#kom2019)

Yüce Sultan - Miquel Cervantes:

Osmanlı ispanyolu...

Cervantesin Yüce Sultan kitabını bitirdim. Kısa bilgi: cervantes inebahti deniz savaşı sırasında osmanlıya esir düşer ve 5 sene esir olarak kalır. Bu yillarda gördükleri ile 1605 senesinde "yüce sultan" isimli tiyatro oyununu yazar. Dönemi Ispanyasinda sert bir engizisyon vardır, keza katoliklik dışında başka bir hıristiyan mezhebe ya da ispanyol kanı dışında soyuna başka ırk karışmış olmak bile idam nedeni olduğu halde Osmanlıda ki karışık din ve ırk karışımı ve bu farklılıkların barıs içinde yaşamalarını resmeder kitapda.

.....sanki bilsen bilmesen ne,
korkman için bir neden yok;
burada her şey karman çorman,
anlaşıyoruz hepimiz
karmakarışık bir dille.......

Cervantes ülkesindeki din kargaşasını yerip Osmanlı hoşgörüsünü masumca göklere çıkaracak kadar saf bir yazar değildir. Hoşgörünün de bir bedeli/ödülü olduğunu çok ince dil oyunlarıyla ortaya koyar. Aynı yazarı ölmeden önce yazdığı ama basamadigi iddia edilen yanılsamalar isimli eserinde önceki eserlerinde kullandığı çift anlamlılık, okuyucuyu yanıltan, metin altında gizli anlamlar gibi kullandığı yöntemleri açıkladığı söylenir. Ama bu eser dönemin ispanyasindan sağlam çıkamamıştır. Yuce Sultan kitabinda da yer yer Ispanyol güzellemelerine ve ispanyol olmayanlara hakaretler dizilmesine ragmen bu kitap basilabilmis ama sahnelenmesine yine de izin verilmemiş.
Osmanli impratoru 4. Muratin guzel ispanyol bir köleye asik olmasi ve onunla evlenmesi hikayenin ana govdesini olusturur. Dönemin tüm avrupa edebiyatına hastalık gibi yayılmış olan sonelerle yazılmıştır tüm kitap. Cervantesin Don Quijote kitabını okurken tadamadigim edebi zevki bu kitapta tattim diyebilirim çünkü yazarın iyi olduğu alandır tiyatro. Siir seklinde dösenmis diyaloglarla geçer tum kitap.

10 Ocak 2019 Perşembe

Genclerle Basbasa, Nelson Mandela ve Cingenelerin Kitabı

Gençlerle basbasa- Ali Fuat Basgil

Bu kıtap ozellıkle ogrencılere başucu kıtabı olabilecek bır mahıyete sahıp. Ali Fuat Basgil 1. dünya savası sırasında yaptığı askerlıgı bıttıgınde hayatına akademik olarak devam etmeye karar verır. Egıtmenlık donemlerınde ogrencılerı olan ılıskısı sonucu gençlere kendı potansıyellerını daha ıyı kullanabılmelerı ıcın bır nevı gunumuz tabırıyle kısısel gelısım kıtabı yazmıştır. Ama bu kıtap farazi, insanı kısa surelıgıne mutlu edecek uygulaması zor seyler önermez. Tersıne Calısmak ve Irade gibi kavramları on plana çıkararak. Planlı bır hayata nasıl sahıp olabılecegımızı anlatır. Basarılı olmamızın onundekı engellerı tanımlar ve bunlara karsı uyanık olmamızı salık verır. Terbıye ve onun karakter uzerıne etkısınden bahseder. Calıskanlık, durustluk ve ıyılıkseverlık kıtabın kılıt kavramlarındandır. Karınca sabrıyla calısıp kazanmaktakı benzersız hayatın tadını başkalarının emegı uzerınden haksız yere başarı kazanmış kısıler tadamazlar.

Ez Cumle; calıs, calıs, calıs....

Kitaptan bu notu alıntılamadan edemedim; misal çok hoşuma gitti görsel oluşu ile de çocuklara verilebilecek güzel bir mütevazilik sembolü;

“— Alçak gönüllü ol. Mütevazi insan, meyve ağacına benzer. Meyve dalının yere eğilmesi meyvesinin çokluğundandır.”


'-Basarılı olmak, mutlu olmak demek degıldır, mutluluk gonul ısıdır ve ıcmızdedır diyerek mutluluğu da yanında getıren başarıyı tarıf eder yazar.

8 Ocak 2019 Salı

Don Quijote dersleri- Vladimir Nabokov

Bu seneye Cevantes ile başladım, Cervantes ile devam edelim. 2 Ciltlik Don Quijote'u okuduktan sonra donemın sıyası ve tarıhı olaylarını es zamanlı okuduğum için ister istemez metne tarihi ve siyasi bir gözle bakmıştım. Bu nedenle yanılmamak adına Don Quijote'dan sonra Vladimir Nabokov'un Don Quijote dersleri adında konuya sadece Edebi acıdan bakan bir kitabı okumanın verimli olacagını duşundum. Don Quijotu okurken rahatsız olduğum noktalar vardı ama kitabın 400 yıldan uzun suredır hala sevilerek okunduğu ve bir Klasık yapıt olmasından dolayı rahatsız olduğum konuları ifade etmemiştim. İyiki de Nabokov'u okumuşum kı sorunun bende olmadıgını görmüş oldum.

Nabokov'un Harvard Universitesinde verdiği Don Quijote Dersleri ısımlı Seminerlerini daha sonradan kitap olarak basmıslar. Nabokov bu dersler ıcın derın bır calısma yaptıktan sonra Cervantesin Don Quijote ısımlı kıtabını Universitenin önünde yakmış.

Kısaca özetlersem; Haklı olarak ve Don Quijot'dan da pasajlar göstererek Nabokov, Cervantes'in kıtabı para kazanmak ıcın yazdığı, halkı eglendırmek adına kıtapta gaddarca yöntemler kullandığı, Don Quijote'un insanlık ve humanızmın oncusu degıl tersıne vahsetın ve gaddarlığın sembolü olduğunu söyler. Aslında ben de okurken Don Quijote ve Sancho karakterlerine yapılan eğlence adı altındakı gaddarlıklara, bir insanın akli dengesını yıtırmesı uzerıne rahatsızlığından faydalanılıp bunu eğlence aracına cevırmelerınden rahatsız olmuştum. Ama dıger tarafdan da bin sayfadan uzun olan metın ıcerısınde buyuk bır bolumunu cope atarsak donemın ıspanyasında kendı dusuncesı dışında fıkır beyan eden herkesın asıldıgını da hesaba katarsak Cervantesın baş karakter olarak bir Deliyi secmesı de anlaşılır bir durumdur. Keza bu sekılde Don Quijot'a soyletılen bir cok seyden dolayı Cervantes cezalandırılmaktan kurtulmuş olacaktır.

6 Ocak 2019 Pazar

Don Quijote 1 ve 2 - Cervantes (#kom2019)

3. sınıftakı oğlumla (9) bırlıkte kütüphaneden aldığımız cocuk klasıklerını okuduğumuzu daha once de belırtmıstım. Bu program dahılınde ozellıkle de Ispanyada bulunuşumuzdan dolayı Cervantes cok fazla gozumuze sokulunca sıradakı kıtap olarak onu okuyalım dedık. Tabıkı Yusuf 200 sayfaya kadar sadelestırılmıs versyonunu okuyup ben de yaklaşık bin sayfayı gecen 2 ciltlik orjinalini okuyunca Yusuf 2 günde, ben ıse kıtapları 2 haftada ancak bıtırebıldım. Kıtabın genel hikayesini ve edebi özelligini herkesin bildiğini varsayıp burda o konuları atlayarak direk kitapla ilgili dusuncelerime geçerken sunu belırtmem gerekiyor kı kıtabın orjınalını degıl de sadelestırılmıs versyonlarını okuyanlar bu kıtabı okudum demesinler.... 1605 senesinde yazılan kitabın 2. cildi 10 sene sonra yazılmıştır.

Cervantes kendi kitabını, Önsöz bölümünde assagıda alıntıladığım şekilde tasvir eder:

“Tabiatta her şey, benzerini doğurur. Benim kısır, gelişmemiş dehâm da, her türlü rahatsızlığın hâkim olduğu, her türlü hazin sesin duyulduğu bir hapishanede doğmuşçasına kuru, kırışık, maymun iştahlı ve çok çeşitli, kimsenin aklına gelmeyecek düşüncelere boğulmuş bir evlâttan başka ne doğurabilir?”

11 Aralık 2018 Salı

Beyaz dis, Martı ve Robinson Crusoe

Beyaz Dis - Jack London:

Çocuklarla haftalık film satimiz için yeni bir film ararken Beyaz Dis isminde bir Animasyonla karşılaştım. Bir de baktım evet bildiğimiz Jack London'un dünya klasiklerine girmiş olan Beyaz Dis kitabındna uyarlanmıştı. Ben de bu vesile ile kitabını da okuruz dıye düşünerek filmi açtım ve seyrettık. Filmini seyretmenizi öneririm, dünyaya bir Hayvanın gözünden bakmayı, Hayvanlarla empati kurmak, yasadıkları hayatın zorluğuna az da olsa sahit olmak vs... Cocuklara gerçek hayattan bir kesit sunan bir filmdi. 4 yasındaki Yahya bile keyifle seyretti.

Yalnız kıtabı ıcın aynı seyı soyleyemeyecegım. Yusufla(9) bu donem dünya klasıklerını okuyoruz bırlıkte. Beyaz dişi onc eben okuyup daha sonra Yusufa tavsıye etmek ıstedıgım ıcın evde bulunan Beyaz Dıs kıtabını okuması ıcın tesvık etmedim, elh. o da alıp okumaya başlamadı. Cunku kıtap oldukça vahşi sahnelerle doluydu. 9 yasındakı bır çocuk ıcın o kadar uzun uzun tasvır edılmıs vahşet betımlemelerı uygun olmazdı.

Bır de kıtaptakı hayvanların oldurme ıcgudusu hakkında oldukça karamsar bır tablo cızmelerı de okurken benı rahatsız ettı. Mesela Beyaz Dıs açlıktan degıl de oldurmekten keyıf aldığı ıcın avlandığını anlattığı bolumler bana gercekcı gelmedı keza bılıyoruz kı hayvanlar ac olmadıkları zaman biz insanlar gibi sırf keyıf olsun dıye diğer küçük hayvanları oldurup ortada bırakmazlar. Bu noktada Jack Londonun hayatını okumak cok ısıme yaradı. Soyle kı; London daha cocuk yastayken okulu bırakıp gemılerle Cin'e gıttıgı macerasından sonra gecınmek ıcın bır cok zorluk yasamıs bırı. Yasasıgı her bır zorlukta edındıgı deneyımler ılerı yaslarda yazacağı kıtaplara temel oluştursa da Londonun yasadıgı 20. yüzyılın baslarında dünyaya hakım olan pozitivizm, insan insanın kurdudur, ilk evrım anlayışının sunduğu guclu olan zayıf olanı yer anlayışı gıbı o donem zıhnımıze hakım olan ustunluk ve zayıflık ustune kurulan bu kast sistemi içinde Londonun bu kıtabında oldukça karamsar bır dıl hakım olmuş. Keza 50 ye yakın kıtap yazıp kıtapları cok satan bu adam daha sonra aşırı doz uyuşturucudan ölüyor (intihar ediyor).

9 Aralık 2018 Pazar

Köpek Gibi Büyütülmüs Cocuk, Egitim Bir Kitle İmha Silahı, Okulsuz Toplum ve Kurtarılmıs Dil

Köpek gibi büyütülmüş çocuk - Bruce D. Perry, Maia Szalavitz:

Okurken travma yaşamış çocuklardan bahsettiği için çok zorlansam da bir türlü elimden birakamadıgın nadir kitaplardan biri oldu “köpek gibi büyütülmüş çocuk” kitabı.

Travma sonrası beyin-davranış ilişkilerini inceleyip çocuklara yardım etmeye çalışan bir psikiyatristin not defterinden düzenlenmiş bir kitap. Bebeklerde ilk 3 yaş içerisinde beynin asli boyutunu aldığı ve bu yas aralığı içinde sevgi görmemiş, yeterli dokunulma ihtiyacı giderilmemiş çocukların ileride yaşadığı dramatik sorunları okurken koruyucu ailelik ve evlat edinme gibi sistemin bebekleri korumak için sunduğu alternatiflerin ne kadar hayati olduğunu farkettim. Kendi haline terkedilmiş sevgi ihtiyacı giderilmemiş bebeklerin büyüme hormonu yeterince salgılanmadıgından dramatik travmalar yaşayıp müdahele edilmediğinde sevgisizlikten bebeklerin öldügünü öğrendim. Ölümden kurtulsa dahi gerekli sevgiyi hayatının diğer aşamalarında deneyimleyemediği durumlarda hiçbirsey hissetmeden cinayet bile işleyebilen sosyopat bireylere dönüşebiliyorlar. Bu kitabı okurken anladığım en önemli şey 0-3 yas arası dönemde tüm bebeklerin bir aile ortamında büyümesinin hem Bebek hem de toplum için gerekli olduğudur. Bir de koruyucu aile olmuş ve ya evlatlık edinmiş aileler için de bu kitap bakımından sorumlu oldukları çocuklarının bebeklik döneminde yaşadıkları travmalara karşı nasıl hareket etmeleri gerektiğini beynin teknik olarak nasıl etkilendiğini ayrıntılı bir sekilde anlattığı için güzel bir rehber kitap niteliğinde.

30 Kasım 2018 Cuma

Endülüste İslam -Roger Garaudy

Bu sıralar hem telefonum hem de bilgisayarım bozuk olduğu için sürekli okumaya çalışıyorum. Gecen sene aldığım bır kac Endülüs konulu kitaptan biri olan 'Endülüste İslam' kitabını yavaş yavaş okudum ki daha iyi anlayabileyim, çünkü kitap daha cok Endülüste dogmus olan İslam Felsefesinden bahsediyor. Okunacaklar listeme de bu kitapta bahsedilen bir kac tane Müslüman ilim adamının da kitaplarını ekledim. Bu sene en keyif alarak, kendimi tam da aradığım yerde hissederek okuduğum kitap bu oldu.

Bunun nedeni de kitabın yazarı Roger Garodi'nin önce batı menşeli bir alt yapı alarak kendi arayışları sonucu İslamı seçmesinin cok buyuk etkısı oldu. Normalde Endülüs deyince doğuya ait yazılmış cok degerlı eserlerımız olsa da Hırıstıyanlıgı cok iyi tanıyan birinin bakış acısından bu konuya bakmak bana sanki yeni bir pencere açtı dıyebılırım. Roger Garodi felsefe ve bilim alanında doktor, Fransız parlemantosunda milletvekilliği, senatörlük gibi görevler almış. Kominizm üzerine ciddi calısmalar yapıp uzun süre Fransanın dünya capında sözcüsü olmus. Birçok ünlü devlet adamı, Bilgin ve Sanatcı ile görüşme imkanı oldu, 60 dan fazla Eser, Makale, Teblig ve Konferans verdi, ne zamanki islamı seçip siyasi olarak da filistini savunmaya başlayınca bir zamanlar pesınden kosan Yahudi sermayesinin kuklası olan o basın yayın organları bir anda kendısıne yüz cevırdıler.

Garodi Endülüsteki İslam felsefesini ele alırken aynı zamanda Endülüste Hırıstıyanlıgın yasadıgı  çalkantıları, hırıstıyan ya da Yahudi halkın taleplerini vs birarada harmanlayarak anlattığı için biz ve onlar seklinde sınıflandırılmış o ayrıştırıcı tasnif yerine Garodi olaylara daha bütüncül bakmamızı sağlıyor. Bu kitabın en önemli özelliklerinden biri de sadece kaynaklara dayanarak yazmış olması. Mutlaka herkesin okumasını şiddetle tavsıye ederim.

2 Kasım 2018 Cuma

Okudugumuz Bazı Cocuk Kitapları

Karanlık ortamlarda telefondan E-Kitap, sessiz sakin ortamlarda kaynak bir kitap ve çocuklarla eş zamanlı bir çocuk edebiyatı örnegini aynı anda okumaya çalışıp bir taraftan da İspanyolca öğrenmek için zaman yaratmaya uğraşıyorum. Yine de haftada 1 kitap bitiremiyorum, Malum 4 bebe ile az ama öz, yavaş ve notlar alarak okuyorum. Çocuklarla birlikte okudugmuz bazı çocuk edebiyatı örneklerinden bir kac tanesi birikti ve ben bunları burda yazamadım.

Stuart Little'nin Maceraları - E.B.White:

Amerika menşeli olan bu kitabı yine Viyana halk kütüphanesinden alıp okudum ve okurken çocukların gözünden dünyaya bakmanın eglencelı bır yolunu bulmuşlar diye duşundum. Cocukların hayal dünyalarında kuculup dünyaya kucuk bırı olarak bakmak her zaman ılgı cekıcı olmuştur. Ben bu kıtabı okurken çocukların da -Anne bız de karıncalar gıbı kucuk olsaydık ne güzel olurdu degıl mı?,  dedıklerınde, kıtabı hep birlikte okumaya devam ettik.

Kitabın küçük kahramanı Stuart Little herseyden önce günümüz bilimkurgu ürünleri gibi daha sonradan fızık kurallarına aykırı olarak okus pokus ile kuculmuyor. Little cok kucuk doguyor ve bu kucukluk yazarın gözünde bayağı bır mübalağa ıle kibrit kutusunda uyuyacak kadar kucuk olarak tasvır edılıyor. Doga ustu bır yaratık degıl tersıne normal yollarla dogmus, fareye benzeyen, konu komsuyla sohbet eden, mahallede sevılen, ıyı bır aılesı olan kucuk!bir çocuk Little. Kah pencere panjuruna sıkışıp aılesını korkutması, kah benım çocukların cok sevdıklerı havuz ustunde maket gemileri sürerken okyanusdaymıs gıbı yasadıgı adrenalın dolu maceraları derken çocuklar bu kıtabı okurken cok kahkahalar attılar.

Cizgili Pijamalı Çocuk - John Boyne

Cizgili Pijamalı Çocuk - John Boyne:

Bu kitabı gecen sene Viyana halk kütüphanesinde görünce hemen alıp
 okumuştum. Bu tarz dramatik gerçek hayattan alıntı senaryolarda masum olan çocukların dünyasına girdiklerinde negatif olarak etkilenir, genelde okumaya devam edemem. Ama bu defa kendımı zorlayıp okumaya devam ettım. Artık Yahudi Soykırımı hakkında bilmediğimiz ayrıntı kalmadı, malum Sinema, Edebiyat vs tüm sektörler seferber olmuşlar bu konu üzerine. Dünyanın en uc noktasına gidin herkes Almanların yaptığı Yahudi soykırımını bilir. Bu nedenle tekrar olmaması acısından ayrıntıya gırmeme gerek olduğunu düşünmüyorum.

Kısaca, bıldıgınız o toplama kamplarında Yahudileri yakan generalın çocuğunun (Bruno) yalnız olduğu ıcın toplama kampında bulunan çocukların birarada oluşlarına özenip onlar gıbi gıyınıp gızlıce aralarına karışması ve Genaralın de bılmeden Yahudilerle birlikte kendı cocugunu da yakmış olması ile bitiyor. Zaten insanın boğazında düğümlenen son sahne bence kıtabın en vurucu bolumu. Ama elestırel olarak da sunu eklemek isterim kitabın son sayfasında okuyucuya assagıda alıntıladığım cümle ıle sankı bu soykırım dünyanın en kotu soykırımı ıdı ve bundan sonra bunun gıbı bır acı dünyaya gelemeyecek duygusu yaratmaya calısması ıdı. Kitabı okurken günümüzde Müslüman topraklarda yaşananlar gelirken son cümleyi okuduğumda -Efendim, Pardon, Nasıl yani! dedim kendi kendime.

Kitabın son cümlesi söyle:

20 Eylül 2018 Perşembe

Saraybosna-1

Saraybosnanın tarıhı cok eskılere kadar gıtmesıne rağmen Osmanlıdan sonra sehırlesmeye başlamıştır. Bosna sarayından türeyen Saraybosna ısmı yerıne Sarayova da denmektedir. Saraybosnada gezecek cok yer var. Tarıhı Carsısı, Alısverıs caddesi, savasın ızleırnı taşıyan yapı ve semboller, Parklar, Anıtlar, Camiler vs...

Bir an önce resimleri sırayla eklemeye başlayayım yoksa Saraybosna da dıger bazı sehırler gıbı yazılmadan kalacak:

Kovaci Sehitligi:

Sehitlik aslında sadece bir sembol. Aslında Saray Bosnayı gezerseniz farkedeceksınız kı bos bulunan her toprak parçası sehtlige cevrilmis. O kadar cok sehıt var kı o 3 senelik savaştan arta kalan ınsanlar cenazelerını defnedecek mezarlık bulamayınca parklara bahçelere gömmüşler yakınlarını. Bir soluklanayım diye oturduğunuz bır parkta etrafınıza bakarsanız mutlaka bir kac mezar görürsünüz.