1 Şubat 2022 Salı

Hangi İsa - Aytunc Altındal / Gelecegimizde İslam Var - Roger Garaudy

Kitap: Hangi İsa

Yazar: Aytunc Altındal


Aytunc Altındal aslında bir cok meraklı okur tarafından bilinır ve benim de arastırmalarına saygı duydugum ve bence samimi bir sekilde dogruyu arayan nadir insanlardan biriydi. Hangi İsa isimli kitabı aslında ilk baskıda Yoksul Tanrı olarak basılmıs ama bizim o ünlü 15 temmuzun mimarı cemaat tarafından hukuksuz yollarla baskılandıgı ıcın 2. baskıda baslıgı degıstırıp Hangi İsa seklınde basmak zorunda kalmıslar. 

Yazar oldukca erken bir zamandan beri bu konuda calısmasına ragmen ölmeden yaklasık 7 sene önce gibi gec bir zamanda bu calısmalarını yayımlıyor. Burdan anlıyorum kı Yazar calısmalarını basmak ıcın hic acele etmemis. Yalnız sonda soyleyecegımı en basta soyleyeyım ki kitabın bir eksigi var; Yazar gercekten de kolay zor tüm kaynaklara basvurdugu halde ilginc bir sekilde İsa konusunda Kurana hic bakmamıs ya da baktıysa da bunu kıtabına almayı tercıh etmemıs olmalı. Oysa bence Kuranın kendı gramatıgıne dıkkat ederek ilgili ayetlere (rivayetlere degil) bakılsaydı kitapta haklı olarak verilen bir cok soru isareti cözülmüs olacaktı. 

Kitabın temel savı; İncillerin Kilisenin bir uydurması oldugu ve İsa Karakterının de donemın ortamında bulunan paganların büyük saygı duydukları Tyanalı Apollonius oldugudur. Yani Kimligi Calınan Apollonius su an tüm hırıstıyanların Kiliselerinde Tanrı diye dua ettikleri kisi. Hassas bir konu oldugu icin sosyal medyada kitabın ayrıntısına girmeyecegim. 

21 Ocak 2022 Cuma

Metod Üzerine Konusma - Descartes / Fizik ve Felsefe - Heisenberg

Kitap: Metod Üzerine Konusma

Yazar: Rene Descartes


Kartezyen Felsefenin babası Descartes, zamanında yasanan sıyasal ve teolojık tartısmalara karsı kendi icine dönerek bir Metod olusturup dusunme serüvenine devam etmesinin yazıya dökülmüs hali bu kitap. Aslında cogu zaman pek önemsemesek de herseyde oldugu gibi felsefede de söylenen seyden daha önemli olan kisinin kullandıgı Metoddur. Cok kabaca özetlersem : Descartes önce herseyi degilleyerek kendi icine dönmüs ve varlıgının tek kanıtı olan düsünme mefhumundan hareket etmis. Ruyalarmızda düsündügümüz madde (beden, evren) farklı olabildigine göre maddeden degil, düsünme üzerinden yola cıkabılırız ancak. Düsenebildigimiz seyler mutlaka bizden daha üstün degildir cunku onları biz olustururuz ama Tanrı dusuncesı bizi astıgına göre mutlaka bir Tanrı vardır. Eger Tanrı varsa bizi koydugu bu evren de gercek olmalı cunku Tanrı Dusunebilen Mahlukunu asla kandırmaz. Burdan hareketle Descartes madde ve Ruh ayrımı (ben-evren) olarak bildigimiz düalıst, Kartezyen felsefeyi Avrupaya sokuyor ve onun yaptıgı bu etkıden sonra artık batı felsefesı bu kartezyen ıkılıgı uzun sure asamıyor. 

Gelelim yazarın Metoduna. Yazar hayatı boyunca daha cok Avrupa ülkelerini gezip sıradan insanların arasında yol üstündeki konaklarda, bazan üniversitelerde, felsefe yapan arkadaslarının yanında, daha cok da yalnız kalarak vs. uzun seyahatleri sırasında dusunmeye fırsat buldugunu soyluyor. Kendisine düsünmesinin önüne gececek, yani zaman kaybettirecek her türlü seyden kactıgını ve sahip oldugu tüm vaktı bu ıse ayrımak ıstedıgını soyluyor. Bir yerden sonra kendisini cok ıyı anladgıını zannettıgı kısılerın bıle yaptıkları sohbetın hemen ardından kendısının asla kastetmedıgı seylerın kendı adına yayıldıgını farketmesı uzerıne kitap yazma meslegi olarak ifade ettigi yazarlıga bir nevi mecbur kaldıgını soyler ve kendısının yazmadıgı ve kendı adına anlatılan hıcbırseyı kabul etmememizi de soyler. Burda aklıma (zavallı!) Kuhn geldı. Bilimsel Paradigma kavramını ilk kullanann ve tanımlayan Kuhn, daha kendısı yasarken kendi ortaya attıgı kavramın yıne kendısı adına 50 degısık anlamda kendısıne atfedıldıgını gorunce ve tum ıtırazlarının bosa oldugunu farkedınce o kavramı bır daha hayatında hıc kullanmadı. Daha yasarken fılozofların, bilim adamlarının, din adamlarının, hatta ilahi metinlerin vs... soyledıklerı ve yazdıkları manupule edılebılıyorsa  gerisini siz düsünün!!!! (Bu noktada metod kavramı altında dusunursek karsılastıgımız herseyı anlamak ıcın 'Gramer'ın tasıdıgı önemi vurgulamk ısterım)

15 Ocak 2022 Cumartesi

İki Kültürü aşmak - Richard Lee, İmmanuel Wallerstein / Sessiz Bahar - Rachel Carson

Kitap: İki Kültürü Asmak, Modern Dünya Sisteminde Fen Bilimleri ile Beseri Bilimler Ayrılıgı - 

Koordinasyon: Richard Lee, İmmanuel Wallerstein


Kitap, icinde Türk yazarların da bulundugu bir grup akademisyenin makalelerinden olusurken, amacını sosyal ve doga bilimlerini sureklı ayrısan yolculuklarında birbirlerine yaklastırmak olarak sunuyor. Tarih boyunca bilimsel bilgi ıle sosyal bilimler sürekli ayrısan bir yol izlemis ve gunumuzde de ayrılıklarının en zırve donemlerınden birini yasarlar. Erken modernlik döneminde bu yolculuk Royal Society'nin (Kraliyet Toplulugu) erken doga bilimi ve beseri bilim olarak ayrım yapmasıyla ilk defa karsılarıyoruz. Dogayı arastıranlar bilim ve felsefeyi birbirini tamamlayan disiplinler olarak görürken, zamanla feslefeyi spekülatif olarak görmeye baslamaları ve bunu takıp eden zamanlarda bilimsel bilginin daha cok Fransada, Tarih özelinde beseri bilgilerin de Almanyada alan bulması ile birbirine zıt ıkı ekol olarak yolculuguna devam etmısler. 19 yy ın unlu sairi Arnold bir mektubunda 'Oglunun kafası doga bilimleri ile dolacagına, Günesin Dünyanın etrafında döndügüne inansın daha iyi' yazması bu ayrısmanın ne kadar uc noktalara ulastıgının göstergesi olabilir.

'Bilim ethosunun merkezinde doganın büyüsünü bozmak vardı ve bu görüs insanın dogaya hükmedebildigi ve hükmetmesi gerektigi sonucunu haklı cıkarıyordu. Neticede 17. yy dan itibaren bilim yalnızca teolojiden kopmakla kalmamıs, insanın doga ile girdigi iliskide kendisine Tanrı gibi bakmasını da makul kılar olmustu.' S51

6 Ocak 2022 Perşembe

Istanbul Hatırası ve Kayıp Tanrılar Ülkesi - Ahmet Ümit

Kitaplar: Istanbul Hatırası ve Kayıp Tanrılar Ülkesi


Yazar: Ahmet Ümit


Daha çok temasal okumalar yaptığım için uzun süredir kurgu kitaplar okumamıştım. Daha önce oğlumla birlikte yine Ahmet Ümitin Olmayan Ülke isimli masal kitabini okuduğumuzda yazarın hep duyduğum polisiye türünde ki kitaplarından okumayi aklıma koymuştum. Bu yıl başıyla birlikte raftan alıp okumaya başladığım ilk Ahmet Ümit kitabi Istanbul Hatırası oldu. 

Nevzat komser ve yardımcısı Ali ile birlikte Istanbulun tarihi içerisinde yolculuk yaparak, günümüz siyasi ve dini karşıtlıkları da kullanarak cinayetleri çözmeye çalıştık. Kitap boyunca gereksiz gibi görünen bir çok ayrıntının finalde kullanılmiş olması guzeldi. Gerçekten de finalde hem duygusal hem de polisiye olarak okuyucuyu saşırtan bir kurgusu vardı. Polisiye sevenler icin kesinlikle tavsiye ederim

26 Aralık 2021 Pazar

Bu yıl okuduklarımın listesi

Bu yıl cocuklar dısında ayrıca ıspanyolca ve arapca calısmalarım nedenıyle Blog'a nerdeyse hic vakıt ayırmadım yine. Sadece okudugum kitapların bazılarını yazmak suretiyle Blogumu hala aktıf tutmak icin ugrasıyorum. Yıl sonunda en azından okuduklarımı lısteledıgım bır son gonderı hazırlamak ıstedım. 

Bu yıl sayfa sayısı 15.462 olan toplam 50 kitap okumusum. Bunlardan 25 tanesi Dini icerikli kitaplar.  

Kitapların bazılarının ustune tıkladıgınızda onlarla ılgılı yorumlarıma ulasabılrısınız. 

25 Aralık 2021 Cumartesi

Doga Tasarımı - R.G.Collingwood / Theaitetos - Platon

1934 de yazılan Doga tasarımı kitabı, düsünce tarıhı boyunca göze carpan onemlı evren tasarımlarını yazarın da kendı yorumu ıle zenginlestirerek okuyucuya aktardıgı güzel bir calısma. Kitap sunus bölümünde kısaca Yunan, Renaissance ve Modern doga görüsünü karsılastırırarak baslar. Talesin de icinde sayıldıgı Yunan öncesi İyonya doga bilimi ile Yunan görüsünü karsılastırırken bu ıkı kulturun zaman ve mekan olarak her ne kadar birbirlerine yakın olsalar da kullandıkları kavramlara verdıklerı anlamların farklılıgı ve bunun uzerınden farklı evren teorilerine sahip oldukları bilgisi genelde bu konulara kabaca bakan calısmaların atladıgı bence onemlı bir nüanstı.

Mesela Degisimin yunan görüsünde döngüsel olusunun modern donemde bunun tersine ilerlemeci hale dönüsü; Yunan görüsünde canlı bir bütün olan doga, rönesansta bir makine, modern dönemde de evrimsel olusu (makine kapalı bir dizgedir ve calısması ıcın tamamlanmıs olmalıdır, o nedenle modern donemde evrım kuramını kurtarmak ıcın makıne gibi calısan doga anlayısı modern donemde terkedılmıstır); ve rönesanstaki mekanik doga tasarımının terkedılmesıyle birlikte modern donemde Yunan Erekselligi tekrar sisteme girmesi gibi karsılastırmalı bir üst bakıs yakalamıs yazar.

Özellikle Yunan dusuncesındekı evren anlayısını anlatırken Platonun Timaios dıyaloglarının bu konuda kilit kaynak oldugunu farkettım ve Platonun Timaios kitabını ayrıca okudum. Okumalarım sırasında bir sonraki okuyacagım kıtabı belırleyen sey hep bir önce okudugum kitapta merakımı celbeden ya da daha ıyı calısmam gerektıgını dusundugum fragmentler belirler. Bu nedenle uzun soluklu bir okuma planı yapamam. Bu kıtap da beni tekrar Sokrates ve Platona götürdü. 

1 Aralık 2021 Çarşamba

Siyasal Kavramı - Carl Schmitt

Kitap: Siyasal Kavramı

Yazar. Carl Schmitt

Carl Schmitt aslında insan üzerinde negatıf ve belirsiz bir anlam tasıyan Siyaset ve dar bir anlam cercevesi olan devlet kelımelerının siyaset felsefesi tartısmalarında ınsanı hep bir donguye soktugu ve bu donguden cıkamadıgını farkeden ılk fılozoflardan biri olmus ve Siyaset kelimesini sıfati bir kelime ile degistirip Siyasal kavramını kullanarak siyaset felsefesinin tıkandıgı dar cerceveyi genısletmıstır. Negtif anlamda kullandıgımız siyaset kavramı Schmitte kadar daha cok Devlet ve cevresınden donup dolasmıstır. Schimitt belki de ilk defa siyaset denen seye devletten bagımsız cok daha genis bir anlam dairesi katarak ve bu anlam dairesini daha cok Dost-Düsman kavramları ile tanuımlayarak siyaset felsefesinde yeni bir yol acmıs. Yasadıgı zamnda nasyonal sosyalızme calıstıgı icin cagdasları ve sonrası tarafından genelde tenkit edilmis olsa da yazar gercekcı bırı oldugu ıcın degısen zamanin gerceklerine göre fikirlerini ve bu metni de restore etmistir. Carl Schmitt asırı sistematık ve dısıplınlı biri oldugu ıcın yazdıgı günlükleri, mektupları ve notları isvicrede bulunan ve kendine özgü özel bir kodlama ile yazılan eserleri hala daha schmitt uzmanları tarafından cozulmeye devam edıyor. 

Yazar 1963 senesinde kendisine ait ve farklı zamanlarda restore edılmıs olan Siyasal Kavramı ısımlı metnın 1932 tarıhlı baskısını 3 farklı degerlendırme yazısı da ekleyerek tekrar basmıs ve türkceye tercüme edilen de iste bu metın. 

Nasıl Aristoda ınsanların ihtiyaclarını üreten terzılık, ascılık, insaatcılık vb gibi olmazsa olmaz ilimler sadece Siyaset ile mahiyetleri belirlenmesi hasebiyle insanın ilgilenmese bile kendisine sekıl veren yegane ve ana ılım siyaset ise, Schmitt icin de Siyasal kavramını anlamak cok önemli

Schmitt Siyasal kavramını tanımlamaya calısırken aslında Hegelin devlet örgütünün bir kisilik olarak karsıtlık olusturmak ve bir düsman yaratmak zorunda oldugu fikrinden etkılenmıs. Schmitt bunun da ötesinde siyasal kavramına Kantcı anlamda saf bir katagorı anlamında dusunerek 'Siyasal Kavramı tayin eden ölcüt Dost ve Düsman arasındakı yogunluk derecesıdır' seklinde tanımlamıstır ve Siyasal kavramı Devlet kavramından önce gelir.

22 Kasım 2021 Pazartesi

Ethik'in Kısa Tarihi - Alasdair Maclntyr

Kitap: Ethik'in Kısa Tarihi - Homerik Cagdan Yirminci Yüzyıla

Yazar: Alasdair Maclntyr


Bir kavramın (Ethik) hikayesini tarihten günümüze olan yolculugunu Homerik cagdan alıp Sokrat, Platon, Aristo, Luther, Machiavelli, Hobbes, Spinoza, 18. yy. Britanya ve Fransız Argumanları, Kant, Hegel Marx, Kierkegaard, Nietzsche, Reformcular, Faydacılar, İdealistlerden Modern Felsefeye kadar takip eden yazar okuyucuya insanın eline bırakılan hicbirseyin sabit kalmayacagını ve anlamın A noktasından B noktasına kadar heryere ugrasa da asla soru isareti bırakmayacak kesinlige sahip olamayacagını göstermis aslında. Bu kitabı okuduktan sonra Heiddegerin Dil teorisinin, yani dillerin insan öncesi bir varlık alanı oldugu, benzer sekilde Kelimelerin de Kantın isaret ettigi üzere insandan askın anlam kumelerıne sahip olduklarını cok daha iyi farkettim. Anladım kı Kelimelerin anlamları askın olan varlıgın atadıgı sekılde degıl de kendımizin olusturdugu o sonu gelmez öznellık alanına göre belırlenırse ınsan tarih boyunca da gordugumuz uzere bır kaosa gırıp ordan asla cıkamayacak. 

İskoc yazar Maclntyr da Ethik kavramının tarih boyunca degısen yolculugunu anlattıgı bu kıtabında; tarihte kelimelerin anlamlarının sıradan halk hareketleri ile ya da zamanla degisemeyecegini ancak ve ancak filozofların olusturdukları on kabuller ile ınsaa ettıklerı sıstemler ıle kelımelerın anlamlarını degısıme ugratmanın mumkun oldugunu soyler. Kelımelere yuklenen anlamlarla oynamak aynı zamanda gerceklıgı ve hakıkatı degıstırmek olacagı ıcın Filozfun elındekı bu gucun farkında olan Hitlerin de iclerinde bulundugu Akıllı yöneticiler Felsefi hareketleri yasaklama, Filozofları sürme ya da öldürme yoluna gitmislerdir. Yazarın akıllı yöneticiler demesıne bakmayın hicbirzaman mesele hakıkatı anlama cabası olmamıs; mesele her zaman bu gucu sadece kendi elinde bulundurmaktı. 

20 Kasım 2021 Cumartesi

Düsünme, Konusma ve Söz Üzerine - Gazali

Kitap: Düsünme, Konusma ve Dil Üzerine (El Me'arifu'l Akliyye)

Yazar: Gazali


Daha önce paylastıgım  bazı kitaplardan farkedilecegi üzere Aristodan islam felsefine, ordan da Deskartes ve Heidegere kadar düsünürler arasında Düsünme ve Dil ile ilgili bir sorun bulunmaktadır. Nerdeyse tüm filozoflar önce Dil ve Düsünme üzerine bir temel insaa etmek zorunda kalmıslardır cunku bu ıkı seyi nasıl konumlandırıyorsak insaa edecegimiz hakikatler de ona göre sekil bulacaktır. Yunan felsefesini örnek alan islam felsefesi de (Arapca konusulan düsünce hareketi) Farabiyle birlikte tahmin edilecegi üzerine insanogluna hakikatlerin Allahın klavuzu aracılıgı ıle bildirildigi form olan Dil faktörü geri plana atılarak insanın tekelinde olan Düsünceyi merkez noktaya oturtma cabası oldukca farkedılır olmustur. Düsünce Dili belirleyen bir güce kavusunca da hakiketler düsünene göre degisen hıcbır sabıtesı olmayan bir hale bürünür. Acılan bu kapıdan giren islam filozofları belirleyici olan kendi Düsüncelerinden belirlenen olan Dile anlam bicmeye baslayınca Allahın ne gönderdigi degil ondan bırılerının ne anladıgı cok daha onem kazanmaya baslamıstır. Daha sonrakı yüzyıllar boyunca Farabıden etkılenen tüm islam fılozofları gıbı Gazalı de acılan bu kapıdan faydalanmayı bilmis anlasılan. Günümüzde fikir hareketleri taraf tutar gibi tutuldugu icin sözkonusu Gazalinin bu risalesinden sadece bazı pasajları oldugu gibi aktarmakla yetinip yorum yapmayacagım. 


'Düsünme, hangi dilden ve anlatımdan olursa olsun, nefisteki anlamı baskalarına iletebilmelidir. İnsana ulasan Allahın konusması veya sözü, düsünmeye sahip olan insan tarafından hem kavranmakta, hem de bir dile ve anlatıma kavusmaktadır. Her ne kadar anlam, ilahi alemden olsa da, bu anlamı kavrama ve onu ifade etme, insana aittir. İnsan onu, konustugu dile veya icinde bulundugu toplumun diline göre ifade eder.'  Allahın konusmasının Resul tarafından teblig edilmesiyle ilgili olarak Gazali, sunu kaydeder; 'Allah konusmak istedigi vakit konusmasının anlamlarını, peygamberlerine ve elcilerine vahyeder ve Ruhul Kuds vasıtasıyla vahiy ısıgını onların kalplerine bırakır kı, yasa koyucu olan (peygamber) kendi diliyle Allahın konusmasını ifade etsin ve kendi beyanıyla ondan söz etsin....,... Kurandaki harflerin peygamberin nefsinden dogduklarından kusku duymayız' S:19

31 Ekim 2021 Pazar

Hermenötik - Richard E. Palmer

Kitap: Hermenötik

Yazar: Richard E. Palmer


Okul yıllarımda daha cok sanat eserını anlamaya odaklanarak okudugum bu kıtabı, bu yıl kuran calısmalarım dahılınde tekrar gozden gecırırken aradan gecen yaklasık 20 sene ıcınde gerceklesen degısımım ve seylere bakısım dahılınde tekrar okumam gerektıgını farkettım. Bu defa bir siir, roman ya da sanat esrını degıl, Allahın bize gönderdigi Klavuzu anlamaya calısırken kısıde gerceklesen asamalar uzerıne dusunerek okudum. Farkettım kı genel olarak iman ettigini ıddıa eden bizler bile Kurana herhangi bir yazarın ıcınde buldugu kısıtlı dılı kullanarak yine ıcınde bulundugu tarıhsel zemıne sıkısmıs bir hal ile yazdıgı bir kıtapmıs gıbı yaklasıyoruz. Normal bir kıtabı anlarken bilmemiz gereken yazarın etkılendıgı tarıhsel zemın faktörünü mesela biz ve ilahıyatcılarımız dahıl 'Allahı' kastederek kullanıyoruz. 


Bu kitap ise yorum bilim tarıhınde oldugu gıbı bir metni anlama cabaları batıda incil ile basladıgı ıcın önce kutsal kitap üzerinden daha sonra ise kutsal kıtabın sistemden cıkarılmasıyla bırlıkte herhangi bir metni anlama uzerıne gelıstirilmıs ana teorileri sıralıyor. Kutsal Kitap tefsirine karsı gelıstırılen askın olan anlam bilim teorılerınden zamanla dilsel bir metodolojı ve lınguıstık anlam bilim olarak Hermenötik baslıkları ele alınıyor. Ayrıca dil teorilerinde Alman dililinde konusan cografyanın baskınlıgından dolayı yazarın bu teorılerde kullanılan bazı kavramları almanca orjınalı ıle bırakması okuyucunun metnı anlamasını kolaylastırmıs. 


Bultmann, Ebeling, Fuchs, Betti, Hirsch, Schleiermacher, Ast, Wolf, Dilthey, Heidegger, Gadamer vs. gibi dil teorisyenlerinin yaklasımları kitapta oldukca sade ve karsılastırmalı bir sekılde acıklanmıs. Gramer, kelime, anlam, ortam ve kisi baglamında SÖZ'ün anlasılması. Ben daha cok kuran merkezlı calıstıgım ve 'Diller Allahın ayetleridir' ayetınden hareketle, özellikle Kantın Askın transandantal katagorılerı ve kavramlarını da dusununce Heideggerin dil teorısının Kuranın ayetlerıne benzerlıgı beni cok etkıledı. postada varlık ve zaman kıtabı beklıyor kı geldıgınde o kıtabı tekrar bır de bu gozle okumaya karar verdım. Cok fazla uzatmadan kıtaptan benım Nırengı noktam olan Kurana benzerlıgı olcusunde haklı ve etkıleyıcı buldugum kısımların sonuc bolumunden bır kac cumle aktarmak ıstıyorum. 

30 Eylül 2021 Perşembe

El Medinetül Fazıla - Farabi

El Medinetül Fazıla

Farabi

Farabide her bir adım bir öncekine bağlı olduğu için anlasilması adına tüm kitabı ve aslında Teoriyi elimden geldigince özetlemeye çalışacağim.
1. Nedenden (Tanrı) 2. nedenler olan semavi akıl taşar, bunlar gökleri oluşturur. Göklerde değişim yoktur ama dairevi hareket vardır. Üstte olan altta olandan daha yetkin ve alttaki üsttekine bakarak yetkinleşir. Göklerde herkes kendisini yetkinleştirmek için birinci nedeni gaye edinerek hareket eder. Gökyüzü yaklaşık 11 felekten oluşur ve en alttaki ay feleğinin karşılığı faal akıldır ve bu dünyadaki işleri çekip çevirir, cevirilerde cibril de denir. Gök hareketleri dünyada çeşitli yaşamsal faaliyetleri harekete geçirir. Gök küreleri dönmekle ay altı alemdeki suret ve heyulayı (maddenin potansiyeli) biraraya getirerek çeşitli formlar oluşturur. Güneşin yeryüzü için anlamı bir "ilke" olmasıdır ve güneş gibi başka ilkeler de vardır. Aslinda bu ilkeler cisim olmamasına rağmen cisimde bulunabilen ilkelerdir. Potansiyal olan madde (heyula) devamlı yeryüzünde seyahat eder. Gökcisimleri birbirinden ayrılmaz iken Heyula ise yeryüzünün maddesini oluşturur ve farklı farklı suretleri vardır. Suretler burda tanımlardır. Bu suretler maddeyi değişe değişe kullanabilir. Yeryüzünde Heyula suretsiz bulunmaz dolayısıyla Suret Heyulayı bir tanıma sokarken, Heyula da Suretin dışta kıvam bulmasını sağlar. Heyula ve Suret yeryüzündeki cisimsel dünyanın ilkeleridir (hava, toprak, su, ateş) bu 4 ilkenin karışımı bir mizaç oluşturur. Bu mizacın Nefs taşımayanları ise Madenleri oluşturur.

3 Ağustos 2021 Salı

Bilim Tarihi, Tarih Hırsızlıgı ve Avrupa İslama neler borclu?

Kitap: Tarih Hırsızlığı

Yazar: Jack Goody


Bu kitapta yazar, Avrupanın kendi zaman (büyük ölçüde Hıristiyan) ve uzamları hakkındaki tarihselleştirmelerini Avrasya dünyasının geri kalanına dayatarak Doğu'nun tarihini nasıl çaldığını ele almış.
Kitap Alfabeden, Antik çagdan, feodalizm, kapitalizm, rönesans, kent ve üniversiteler, Hümanizma, Demokrasi, Aşk vs... gibi bir çok uygulama, değer ve kavramı kendisine atfederken, Avrupanın 19. Yy sömürge gücünü de kullanarak kendi kültürlerini benzersiz kabul ederek, dünyanın geri kalanını da görmezlikten gelmesini gösterir okura.
Referans noktası olarak çağdaş Avrupayla veya Avrupa bilimiyle başlarsanız, başka herşey sapma ve eksik gibi görünür. Bu, geriye ya da başka yere bakan çağdaş Avrupalı tarihçinin genel sorunudur. Son dönem Avrupa bilimi ölçü haline geldiği, diğer herşeye eksik, açıklanması gereken bir başarısızlık olarak görüldüğü için, farklılığa bir şekilde olumsuz bir anlam yüklenmektedir.
Uygarlık, iktidar ve servet araçlarının nasıl elde edileceğini anlayan bir azınlık tarafından, direnen bir çoğunluğa dayatilan bir şeydir. Freuda göre mesela kitleler "tembel ve akılsızdır" ve en azından eğitim sayesinde uygarlıktan nefret etmeyi bırakıp içgüdünün feda edilmesi dahil diğer faydaları kabul edinceye, kuralları içselleştirinceye kadar zor yoluyla denetlenmeleri gerekir. Einstein da "Uygarlıktaki gelişmemize karşılık olarak odediğimiz bedel, suçluluk duygusunun ağırlaşması yoluyla mutluluğun kaybıdır" der.
Hal böyle olunca özellikle Yahudi kökenli sosyolog ve tarihçilerin öve öve bitiremedikleri o asil, ayakkabiları üzerinde kibarca yürüyen Avrupa uygarlığından olan naziler, hiç tereddüt etmeden kendi gibi olmayanları katledebildiler!
Oysa Jack Goody en başından beri yukarda bahsedilen uygulama, deger ve kavramların dunyanın diğer bölgelerinde de kendi toplumsal yapılarina ve yaşadıkları zamana uygun olarak zaten mevcut olduğunu gösterir. Hiçbirşeyi Avrupa kendisi icat etmediği gibi, ustelik iddia ettiklerinin tersine sahip olduklari maddi manevi bir çok şeyi Avrupa dışından devşirdiklerini (çaldıklarını) görürüz. Oysa dünya tarihi bize tarih, bilim ve kültürün bir insanlık birikimi oldugunu hiçbir kultür ya da ırka özgü olmadığını ve hatta tarihe bakarsak bu birikime sahip uygarlıkların sürekli el değiştirdiğinden hareketle Avrupanın da bu bayrağı başka bir topluluğa devredeceği gerçeğini de şimdiden görebiliyoruz.