1 Ağustos 2023 Salı

Ahi Evren - Mevlana Mücadelesi / Mikail Bayram (BCP-Temmuz)

Bloglari canlandirma projesi kapsaminda gecen ayin konusu mizah ya da alman edebiyati idi. Hatta uluslararası Nasrettin hoca senlikleri de 4 temmuzda yapılıyormuş. Bu aya denk gelmis olduğu için her ne kadar benim incelemem pek mizah içermese de Nasreddin Hocayı doğru tanımak istedim. (BCP etkinligi hakkinda genis bilgi icin Buraya tıklayın)

Daha once Mikail Bayramin Nasreddin Hocanin kimligi ile ilgili calismalarini dinlemis ve hicbir tarihcinin cesaret edemedigi sekilde bulgularini aciktan paylasmasini takdir etmistim ama bir turlu kitaplarini okumaya firsatim olmamisti. Bu vesile ile Mikail Bayramin Nasreddin Hocanin kimliği ile ilgili çalışmalarını sundugu son kitabi Ahi Evren Mevlana Mücadelesi isimli kitabini okumanin bu konuda son verileri ve elestirilere cevaplari da icermesi hasebiyle en dogru secim olacagini dusundum.


Mikail Bayram kendisi de fars dili uzmani ve donemin (ozellikle mevlananin) baskin yazim dili olan şiir diline hakim olup kendisinin de benzer vezinlerle şiir yazıyor oluşu, incelediği kaynakları donemin sosyal siyasal toplumsal hareketlilikleri ile bağlaması sonucu elimizdeki metinleri simdiye kadar konunun hassasligi nedeniyle alisik olmadigimiz sekilde objektif olarak anlayan belki de tek kisi. Aslinda benzer seyleri kendi hocamdan da kapali derslerde dinlemistim ama aynı hocamın tv gibi halka acik platformlarda kelime oyunu yaparak konuyu kapattigini farkettigimde Mikail Bayram hocanin ne kadar zor ve cesur bir ise soyundugunu anlamis oldum.

Bildigimiz gibi tarihi her zaman gucluler yazar, bu nedenle antik metinlerden tutun yakin cumhuriyet tarihine kadar ulastigimiz metinleri elestirel bir gozle tabiri caizse bir dedektif misali arka planini anlamaya calisarak okumamiz gerekir. Bundan aylar once timurla ilgili bir kitabin yorumunda da bunu su sekilde ifade etmistim:

"-Yalnız bazı kaynakların karşılaştırılması sonucu bazı bilgilerin kaynaklardan silinmiş ya da değiştirilmiş olduğunu da görebiliyoruz. Mesela Çağataylardan Timur'un soyundan olan Karaçar, Timur'un kayıtlarına göre Çağatayların efsanevi mutlak hakimi olarak geçmesine rağmen, Timur öncesi kayıtlarda bu kişinin sıradan bir komutan olduğunu görüyoruz. Buradan anlıyoruz ki; Timur geriye dönük tarih yazdırarak kendi soyundan olan kişileri tekrar kurgulamış."

Tarihi geriye donuk olarak tekrar kurgulamak ve bazi kaynaklari yoketmek tarihcilerin sikca karsilastiklari artik normallesmis bir durum aslinda ama tarihe konu olan donem ve metinler belli bir grubun inanc araciligi ile baglandigi metinler olunca tarihciler de geri adim atip tepki çekmemek ve ortaligi karistirmamayi tercih ediyorlar.

Kitap, moğol ve selçuklu temsilcileri, Konevi, Fahreddin Razi, hacı Bektasi, mevlana ve Ahi Evren adıyla ünlenmis Hoca Nasrettin gibi donemin önde gelen benzer bazi toplum önderlerinin mektuplaşmalarından Ahi evren hoca Nasrettinin kimliğini dogum ve ölüm yılını kimlerle neler yaşamış, neler yapmış, neden eserleri ve namı gunumuze taşınmamış, neden latifeler ile unlenmis gibi sorularin cevaplarini oldukca net ve acik bir sekilde ortaya koyuyor.

Ozet olarak donemin mogol ve selcuklu turkleri arasinda bir cok toplum onderi farkli taraflari secerek birbirleri ile mucadele etmisler. Bu mucadele sonucu Anadoluda esnaflari biraraya toplayarak ilk sanayiyi kuran, selcuklularda bir donem kadılık yapan ve bir cok başka meziyeti de olan Ahi Türkmen Nasrettin hoca, Mogollar ve taraftarlari karsisinda yenilgiye ugrayip öldürülüyor ve tarihten de adi siliniyor (aynı zamanda karisi fatma bacinin da anadoluda ilk baciyani rumi "anadolu bacilari" teskilatini kurarak kadinlari toplumda soz sahibi yapan bir kisi olmasi hasebiyle kadin merkezli calismalar yapan arastirmacilar için hala acik ve uzerine gidilmemis bir konu).

Alisageldigimiz kaynak gostermeden hikaye anlatir gibi bir tarih dili yok bu kitabin. Her bir kelimeyi ve cumleyi òzellikle hayatini el yazmalari eserleri okumaya adayan Bayram hocanin yazdigini dusunursek simdiye kadar gormedigim derecede birincil kaynaklara yani asıl el yazmalarına dayaniyor. Benim icin her konuda metod herseyden onemlidir. Bayram hoca mesela "-A" el yazmasini gordugu gibi bunu yeterli görmüyor ayni el yazmasinin diger kutuphanelerdeki kopyalarini da tek tek inceliyor ve bu el yazmasinin basindan gecen olasi hikayeye gore guvenilir olup olmadigi noktasinda yuzdelik sans veriyor. Mesela "-B" ismindeki el yazmasinin toplamda 15 tane kendi donemine ait ya da biraz sonrasi donemde yazilmis kopyalari var diyelim. Bayram hoca bu el yazmalarinin hepsini incelediginde tarihsel olarak ilk 5 el yazmasinda hoca Nasrettin yazdigi halde tarihsel olarak daha sonraya yani Ahi Evren Nasrettin hocanin mogollara karsi yenilip adinin silindigi döneme tarihlenen el yazmalarinda hoca Nasreddin adinin yanina Tusi eklenerek bu metni anadoluda yasayan ahi evren Nasrettin hoca degil, irandaki bilgin nasreddin tusi yazmis gibi gosterildigini farketmis. Bu fikri destekleyen diger bir olgu da sonradan iranda yasayan Nasrettin tusiye atfedilen metnin iceriginde anadoludaki teskilatlanmadan bahsetmesidir ki Tusi hicbir zaman anadoluya gelip bu konularla ilgilenmemistir. Tarih ilmi oncekilerin yazdiklarini tekrarlamak degil, bu gibi vakalar, belgeler vs. arasi bağlantıları cozerek resmi tarihin altinda yatan hakikati cikarma sanatidir, bedeli ne olursa olsun!!!...

Bu anlamda Mikail Bayram hocanìn metodu, caliskanligi, 2 cil 3 cul kaynaklari kopyalamak degil, asil 1 cil kaynaklara bile oldugu gibi guvenmeden kendi aralarindaki sosyal siyasal toplumsal vs. bağlantıları kurup 1 cil kaynak olan el yazmalarinin altındaki hakikati aramasi yonuyle bence tum yeni nesil tarihcilere ornek olacak bir metodu var.

Kitapta dönemin tarihi, siyasi, sosyal ve toplumsal vakalar ışığında metinler anlaşılmaya çalışıldığı gibi aynı zamanda Ahi Evren Hoca Nasrettin ve çevresi ile Mevlana ve çevresi arasinda gecen mucadelenin dini ve tasavvufi boyutu da islenmektedir. (Mevlana Sezgicidir hakikat icimizdedir der 'Enfusilik', Nasrettin Akılcıdir hakikat varligin kendisindedir der 'Afakilik') 

"...Mevleviliğin Selçuklular zamanından beri Anadoluda fikir üstünlüğü sağlaması, Akılcılığın büyük oranda zayıflamasına ve hatta silinmesine sebep olmuştur. Bu durum Mevlananin Anadolunun fikir tarihindeki yerinin ve etkisinin ne kadar ònemli oldugunu göstermektedir." S:234

Özellikle peyderpey bazi olaylara cevap niteliginde yazilan mevlananin mısraları daha sonra kitaplastirildigi halde günümüzde bunlari kutsallastirdigimiz icin sanki zaman ve mekandan bagimsiz bir yazim surecine sahipmis gibi davraniyoruz. Oysa mevlananin divani kebir, mesnevi, mektuplar vs. gibi edebi yönden de cok guclu olan eserleri aslinda her biri doneminin bir kisisini, olayini vs.  Kasteden tarihi kayitlardir. Bir tarihci bu beyitlerdeki kisi ve olaylari cozumleyerek donemin onemli bir tarihi kaynagini da desifre etmis olacaktir. Bayram hoca da bu kitapta Mevlananin eserlerini doneminin olaylari isiginda inceleyerek mevlananin gerek ismen bahsettigi gerek lakaplariyla hitap ettigi, gerek nasrettinin latifelerini oldugu gibi alintiladigi Nasrettin hoca hakkindaki hicivlerini, hakaret ve kötülemelerini desifre etmistir. Kaldıki Mevlana sonrasi donemde onun öğrencisi Eflakinin mevlananin eserlerini desifre ettigi kitaplarinda da mevlananin eserlerinin benzer sekilde donemin olaylarina hitaben yazildigi da onaylanmaktadir.

"....Mevlana mesnevisindeki hikayelerin birçoğu o devrin sosyal siyasi kulturel hadiseleriyle ilgilidir. Mevlana bu hikayeleri cok ustaca secmis ve bu hikayelerde,  hem kendi donemindeki aktüel olaylar hakkindaki goruslerini şairlik dehasiyla anlatmis, hem de muhaliflerini hicvetmis, yermiştir. Mesela Yalanci peygamberle ilgili hikayede Baba Ilyasi hicvetmekte, Misir halifesi ile ilgili hikayede de Misira sığınan ve orada halifeligini ilan eden son Abbasi halifesi Mustasimin oğlu ez Zahir billah ve onu destekleyen Sultan Baybarsı ağır biçimde hicvetmektedir. Kel Papağan hikayesinde akliyeci bir düşünür olan ve hoca nasreddinin de hocası olan Fahrüddini Razi ve onun yolunda giden akılcılarla alay etmektedir...." S:144

Hoca Nasrettinin kimligini belirlemek, onun sahsı ve eserleri unutturuldugu icin doneminde yasamis diger kisilerin yazilarina bakarak yapilacak bir is, bu noktada Mevlanin eserleri temel bir kaynak niteligi tasiyor bu nedenle kitabin basligi Ahi Evren Mavlana Mucadelesi olarak secilmis cunku bu mucadele uzerinden Nasrettin hocanin tarihteki varligini okuyabiliyoruz.

"Nasrettin Hoca latifelerinden de anlasilacagi gibi bilge bir kisidir. Vezir ve kadi olarak devlet hizmetinde bulunmus, fikhi ve kelami konulara vakif, melami meşhepli bir mutassavvıf olup ilmi ve felsefi meseleleri basite indirgeyerek latifeler halinde topluma sunduğunu tespit etmekteyiz." S:268

Kendisine dünyanın ortası neresidir diye soranlara eşşeğimin durduğu yerdir, inanmazsaniz ölçün şeklinde verdiği cevap klasik mantikta delil gostermek iddiada bulunana duser kaidesinin basite indirgenerek orneklenmesidir.

Hoca pazarda bir papaganin 100 dinara satildigini gorunce o da hindisini pazara getirip 100 dinara satmaya kalkar. Bir hindi 100 dinar olur mu diye itiraz edenlere kucucuk Papağan oluyorsa hindi de olur der, ama o papagan konusuyor diye itiraz edildiginde hoca, o papagan konusuyor ise bu hindi de dusunuyor der. Bu fikra felsefe ve mantikta konuşmak ve dusunmenin ayni sey oldugunu ifade eden basitlestirilmis bir anlatidir nitekim Ahi Evrenin Latifei giyasiyesinde "Düşünmenin lafza bürünmesi konuşmaktır" der.
Bu ve benzeri bir cok Nasrettin hoca latifeleri onun filozof bir kisi oldugunu gosterir. S:271

Kitaptan bir kac alıntı ekliyorum:

"...bu yeni iktidar kendisine karşı olan güçlerle ve bu arada Ahilerle ve Türkmen çevrelerle mücadeleye koyuldular. Bu iktidar, yeni sultandan ferman alarak Anadoludaki bütün şeyhler ve müritlerin Mevlanaya bağlanmaları mecburiyeti getirdiler. Mevlanaya bağlanmayı kabul etmeyenlerin iş yerleri, tekke, zaviye, medrese ve kurdukları vakiflar müsadere edildi. Bu uygulamaya karşı direnenler ya öldürüldüler veya göçe zorlandılar. Anadolu'nun birçok yörelerinde Ahi ve Türkmenler, moğol destekli bu yeni yönetime karşı ayaklandılar...." S:61, ".....1243 de moğol hakimiyetine giren  Türkiye Selçukluları devletinde yeni iktidara karşı başlayan direnişlerin ve halk hareketlerinin önde gelen lideri Ahi Evren Hoca Nasreddin mahmud olmuştur ve devlet tarafından 1261 de Kırşehirde öldürülmüştür. Bu süreçten sonra Ahi evren Nasrettinin kendisi ve eserleri unutturulmustur. " S:88
" ...Mevlananin 144 mektuplarindan  buyuk bir kismi belli bir kisinin himaye edilmesi veya birilerinin belli bir tekke zaviye veya medreseye tayin edilmesiyle alakalidir. Nasrettin hocadan sonra Ahi Türkmenlerden alınan iş ve hizmet yerlerinin mevlananin gosterdigi kisilere verildigi anlasilmaktadir. Türkmen ve Ahilerin müsadere edilen mallari ve Cizyeden gelen paraların mevlanaya aktarildigini dogrudan mevlevi olan Eflakinin eserlerinden ve moğol hazinedarlarin mektuplarindan biliyoruz..." S:249

"-Osmanlı devletinin kurulusunu ve yapılanmasını saglayan fikri dinamiklerin basinda şeyh sadredduni Konevi ve talebelerinin Anadoluda başlattıkları Ekberiyye hareketi, Ahi Evren diye taninan kırşehirli hoca Nasreddün Mahmud Hoyinin başmimarı oldugu Ahilik hareketi ve Hacı Bektaşi Horasani mektebinden yetişen bektaşilik hareketi bulunmaktadir. Bu 3 dini ve fikri hareketin pirleri olan Konevi, Hoca Nasreddin ve Haci Bektasi cagdaş olup aralarinda sıkı bir dostluk, gönüldaşlık ve ülküdaşlık bulunmaktadır. Zaman zaman bir araya geldikleri gibi sık sık da mektuplaşmışlardır. Anadoluyu işgal eden moğol iktidarına karşı da birlikte hareket etmişlerdir." S:259

"-Mevlananın adamı olan Nuruddin Caca'nın Kırşehirde gerçekleştirdiği Ahi Evren hoca Nasrettin ile Beraberindekilerin öldürülmesiyle neticelenen katliamdan sonra pek çok Ahi'nin batıya kaçtıkları görünmektedir. Osmanlı devletinin kurucusu Osman gazinin kayınpederi Edebali, oğlu Ahi Mahmud, yeğeni Ahi Hasan, Geynüklü Baba ve Abdal Musa da bu katliamdan kurtulup göçenlerdendir. " S:253


Nasreddin hoca demişken, Hocadan günümüze ağızdan ağıza taşınmış ve bazan eklemeler çıkarmalar yapılmış olan günümüzde hocanın latifelerinin yansımalarını temsilen evde bulduğum "Nasreddin Hocadan Nükteler" başlığı ile

Mikail Adıgüzel isminde birinin derlediği yaklaşık 150 sayfalık bir kitabını da okudum. Umarım tarihimizin sisler arasında kalmış bu dönemi ilkeli olan daha çok tarihçi tarafından incelenmeye devam eder de tarihimizi inşaa etmis bildiğimiz ya da bilmediğimiz ya da yanlis bildiğimiz bir çok önder niteliğindeki şahsiyetler daha doğru bir şekilde gün yüzüne çıkar.


14 yorum:

  1. Bu ay için mizah temasını Nasrettin Hoca sebebiyle tavsiye etmiştim zaten. Tarih ince elenip sık dokunması gereken bir konu. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de senin parantez içi verdiğin Nasrettin Hoca şenlikleri bilgisini görünce aklıma Mikail Hocanın kitabını okumak geldi. Aklimdaydi ne zamandır, ancak BCP vesilesiyle okuyabilmiş oldum.

      Sil
  2. İlk defa duyduğum bir yazar biraz inceleyim bakayım..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de once youtube videolarında tanidim. Videolar sadece fragman gibidir soylenenlerin nasil bir yontemle incelendigi hangi kaynaklardan faydalanildigi vs gibi onemli konuları kapsamayan hap bilgiler içerir. Ordan hareketle kaynaklarini incelemek icin kitabini indirmistim ama okumaya firsat olmamisti. Eger ilgileniyorsaniz bu gibi konularla mikail bayrami tavsiye ederim.

      Sil
  3. Bugun yasadiklarimiz da bence o günlerin yansıması

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tarihi icerikli kaynaklara baktıkça "tarih tekerrurden ibarettir" sozunun ne kadar dogru oldugunu farkediyorum.

      Sil
  4. ilginç hoş bir bilgiydi teşekkürler :)

    YanıtlaSil
  5. Yüzyıllar öncesinden bazı düşünürlerin görüşleri yeniden yeniden değer kazanıp inceleniyor, üniversitelerde bölümler açılıyor, tez konusu olarak inceleniyor, bilimsel makaleler yayınlanıyor.
    Ne güzel bir seçim yapmışsınız. Alıntılar da destekleyici.
    Emeğinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız bir çok konuda resmi tarihin altını kurcalayacak ve birincil kaynaklara basvurabilecek tarihciler arttikca hakim gelenegin atıl bıraktığı ve unutturmaya çalıştırdığı bir çok sey, kisi, olay vs gun isigina cikacaktir.

      Sil
  6. Çok güzel bir yerinden tutup tanıtımını yapmışsın kitabın. Olması gerektiği gibi ve oldukça objektif bir bakış sunmuşsun ellerine sağlık

    YanıtlaSil
  7. Konu komedi, mizah olunca Nasreddin Hoca'nın akla gelmesi ve sizin yazıya dökmüş olmanız çok güzel. Anlamlı bir yazı olmuş. 😊

    YanıtlaSil

Yorumlariniz icin