6 Ağustos 2018 Pazartesi

Bosna - Mostar

Mostar tarihi doğu kısmında Müslümanların, batı kısmında da Hırvatların yasadıgı tarihi bir sehir. Neratva nehrı ile ayrılan bu ıkı bölgeyi Mostar köprüsü birleştirir. Sehirde cok fazla Osmanlı eseri bulunurken tas evleri ve tas doselı sokakları ıle tarihi hala canlı bir sekilde yasatabılıyor. Gunumuzde dalgıçların atlayış yaptığı Mostar köprüsünün altından akan Neretva nehri için Evliya Celebi 'İzleyeni Korku ve Merak içinde bırakır' demiştir. 1566 senesinde Kanuni tarafından Mımar Sınanın ogrencısı Mımar Hayrettıne yapırılan Mostar köprüsü Osmanlının en meshur eserlerınden biridir. Avrupada en sık zıyaret edılen anıt eserlerın basında gelen Mostar koprusu Unesco tarafından da Dünya Mirası listesine eklenmıstır. 1990 larda Hırvatlar tarfından yıkılan Köprünun parçaları daha sonra nehirden tek tek toplanarak Türkiyenin de içinde bulunduğu bır organızasyon tarafından terkrar ınsa edılmıstır.

Saraybosnadan arabayla Mostara vardığımızda öncelıkle Mostar köprüsünün bır tarafından dıger tarafına doğru carsı ve dükkanların arasından yürüdük. Mostar koprusu basamak seklınde yapıldığı ıcın bebek arabasını kopru basındakı bır dukkana emanet bıraktık. Tas doselı tarihi küçük sokakların her bir kosesıne dukkanlar açılmış olan yolda yürümek 4 çocuklar bazen zor olsa da bosnak ınsanının sıcak kanlılığı ve yardımı sayesınde çocukları kaybetmeden yürüyüşümüzü tamamlayabıldık.

27 Temmuz 2018 Cuma

Kemal Sunal Fenomeni - Osman Özsoy

Son zamanlarda çocuklarla Kemal Sunal fılmlerı seyrettıgımızı yazmıştım daha önce. Madem seyrediyoruz biraz da okuyalım dedim ve evde buldugum bu kıtabı okumaya başladım.

Osman Özsoy'un Kemal Sunal Fenomeni isimli kitabını yeni bitirdim. Emege saygısızlık etmek ıstemem ama 2000 yılında ölen Kemal Sunal hakkındaki bu kitap 2 sene sonra cıkmıs ve belkı de Kemal Sunalın ölümünün popüleritesi geçmeden yetiştirilmeye calısıldıgı ıcın olsa gerek içerik olarak baktığımda 240 sayfalık kıtabın ıcınden tas çatlasa 100 sayfalık ıcerık ancak çıkar diyebilirim. O kadar cok tekrar tekrar ve aynı seyleri kopyalamışlar ki okurken sinirlerim bozuldu. Son sayfalarını cok hızlı okudugmu farkeden oğlum Yusuf (9) -Aaaa Anne ne cabuk bitirdin diye sasırınca ben de ona -Okurken düşünmek zorunda kalmadığım ıcın hızlı ılerlıyor keza hep aynı seylerı tekrarlamışlar dedim. 

Kıtabın alel acele yazıldığını düşündüren bir diğer sey ise kitapta doğru duzgun Kemal Sunal hakkında extra bır calısma yapılmamış olması ıdı. Kıtap Kemal sunalın yaptığı bır soylesıyı, yazdığı Tez'i ve cesıtlı donemler cesıtlı ünlülerin Sunal hakkında soyledıklerını baz alarak yazılmış. Kemal sunal hakkında bir İstatistik yapılmamış, Fılmlerı hakkında soyle dıse dokunur degerlendırmeler yapılmamış, o yapılmamış , bu yapılmamış.... Biraz daha üstünde calısıp güzel bır kaynak eser cıkarabılecekken, Sunalın ölümünün üstünden cok vakit geçmeden kıtabı pıyasaya çıkartıp satmak ve para kazanmak oncelenınce bu konunun ziyan edilmiş olduğunu düşünüyorum.

Kitabın içeriğine gelecek olursak bence kıtaptakı en dişe dokunur ve okurken en keyıf aldığım bolum 'Dünya ve Türkiye'de Sinema' başlıklı Giris bölümüydü. Giris bolumunden bır sayfayı paylaşmak ıstıyorum.

26 Temmuz 2018 Perşembe

Balagay Tekkesi Bosna

Bosnada ki 3. günümüz bayağı hareketlı gectı. Daha önce yazdığım gıbı Saraybosndan yola çıkıp önce Konjic daha sonra da Pocitel isimli iki tarihi sehri gezdik. Simdi ise Mostar yolunda Osmanlıdan kalma Bektasi Balagay Tekkesinde idi sıra.

Balagay Tekkesi Fatih sultan mehmet zamanında 1465 senesinde Osmanlı bunyesıne katılıyor. Bosnaya oldukça yogun yatırım yapan Osmanlı, Mostara yakın bır bölgede Neretva nehrinin onemlı kollarından bırı olan Buna nehrının dogdugu yere ise o donem Osmanlıda Yenıcerılerın de bağlı olduğu bir Bektasi Tekkesi kurdu. Bulundugu harika Doga içerisinde ibadet edenlere huşu içinde tefekkür etme imkanı sağlayan bu doğal guzellık ıcınde kurulan Tekke, günümüzde Naksibendi tarikatı tarafından kullanılıp aktif olarak yasamaya devam etmektedir. Turistler cok yoğun bir sekilde ziyaret ettikleri için gezerken tefekkür etme imkanınız pek olmuyor. Bu tarz tarihi ve kültürel değer taşıyan ve doğal guzellıkler içerinde kurulmuş olan yerlere gıden turıstleri, Srebrenitsa gibi kimsenin rağbet etmediği akla negatif seyler getiren yerelere de gitmelerini temenni ederiz ki Hitlerden sonra gerceklesmıs olan dünyanın en buyuk soykırımı unutturulmasın....

24 Temmuz 2018 Salı

Cocuklarla Türk Filmlerine giris

Biz çocuklarla animasyon film seyrederiz. Son zamanlarda özellikle çocuklar için hazırlanan animasyonlarında şiddet ve hız had safhada olduğu için alternatifler aramaya başladım. Malum Tv seyretmiyoruz. Arada sırada doğa belgeselleri seyrediyorlar ama filmin yeri başka. Benim çocukların 3 ü erkek ve haliyle evde savaş oyunu eksik olmuyor. Peygamber efendimizin hayatı, Barbaros hayrettin paşa vs gibi yararlı bulduğum TRT çizgifilmleri de tükendi artık. Ben de Hoolywood animasyonlarındansa dünya sinemasının eğlenceli taraflarından seçmece yapmalıyım diye düşündüm. Aslında yeni değil bizim dünya sinemasına girişimiz ama ben Yeni yeni yazabiliyorum işte. 

21 Temmuz 2018 Cumartesi

Ah Endülüs - İhsan Sureyya Sırma

Endülüs hakkında okumaya devam ederken cekingen davranıp yine hem ince hem de daha önce aynı yazarın aynı konuda yazdıklarını Müslümanların Tarihi isimli eserinde okuduğum için bu kitabı da okurken zorlanmayacağımı düşündüm. Keza zorlanmadım da...

Kıtap ıkı bölümden oluşuyor ılk bolumde Endülüsün tarihinı anlatırken ikinci bolumde yazarın Endülüs gezılerınde edındıgı ızlenımlerı vardı.

İhsan Süreyya Sırma’nın “Müslümanların tarihi” isimli ansiklopedik eserinin Endülüs bölümünde daha önce okumuş olduğum ve şimdi yine aynı yazarın “Ah Endülüs” isimli kitabında tekrar karşılaştığım bir Endülüs tarihi kesitini tekrar burda paylaşmaya değer görüyorum. Keza yazar da su not ile anlatmış bu durumu: “Anlaşılan o ki bu isyancıların derdi İslam değil, kendi dünyevi çıkarlarıydı. Bu nedenle müslümanlara karşı gayrimüslimlerle ittifak kurabiliyorlardı. Nitekim günümüzde de aynı olayların benzerini yaşamaktayız.”
'Saltanat uğruna İhanet:
Endülüsde, Endülüs Emevilerinin Abbasiler’den ayrılıp yeni kurulduğu dönemde Endülüs’ün kuzey bölgelerindeki Barselona ve Zaragoza beyleri siyasi değişimi fırsat bilip bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. Zamanla Barselona emiri Süleyman Endülüs’ü tamamen hırıstıyanlaştırmaya yemin etmiş olan Fransız kralı Şarlken’e “gel buraya birlikte Zaragoza’ya saldıralım ve Zaragoza şehri de senin olsun” şeklinde bir teklifte bulunur. Şarlken Zaragoza’ya saldırmak içln Barselona’ya geldiğinde gerçekten de Barselona emiri Süleyman Şarlkeni hediyelerle karşılar. Süleyman ve Şarlken birlikte Zaragoza’ya saldırsalar da Zaragoza emiri Hüseyin galip gelir. Eli boş dönmek istemeyen Şarlken de kendisini davet edip hediyelerle karşılayan müttefiki Barselona emiri Süleyman’ı tutuklar. Zaragoza emiri Hüseyin hapsedilen Süleyman’ı kurtarma karşılığında merkezi yönetim olan Endülüs Emevi devleti emiri Abdurrahman’a karsı çıkmasını şart koşar. Endülüs Emevi devleti Emiri Abdurrahman ise kuzeyde bağımsızlığını ilan eden bu iki sehre doğru sefere çıktığında Süleyman ile Hüseyin arasındaki ittifak da uzun sürmemiş ve Hüseyin Süleyman’ı öldürtmüştür. Emir Abdurrahman Zaragoza’yı da tekrar geri alarak Fransa’nın Güney’ine doğru ilerlemeye devam etti. Fransız kralı Şarlken geri dönüş yolunda pirene dağlarından geçerken müslümanların da içlnde bulunduğu bir baskın ile nerdeyse tüm ordusunu ve yeğeni Rolandı kaybetmiştir. Daha sonra prens Abdurrahman kutubaya geri dönmüştür.'

20 Temmuz 2018 Cuma

Pocitel ve Hacı Aliya Cami

Bosnadakı 3. günümüzde Konjicden sonra yolumuz Mostara 3 kilometre uzaklıkta bulunan Pocitel'e dustu.

Pocitel 1471 yılından ıtıbaren yaklaşık 400 sene boyunca Osmanlı hakimiyetinde kalmış tıpık bır Osmanlı sehrıdır. İcınde ınsaa edılen Camı, Hamam ve Medrese gibi yapılara bir merdivenden çıkarak ulasabılıyorsunuz. Daglık olan bölgeye bız çıkarken yorulduk ama Osmanlı devletı daha Avrupada tuvalet, banyo gıbı seyler yokken buraya Nıretva nehrinden aldığı suyu dağın tepesine kadar cıkartarak Hamamlar kuruyormuş. Endülüsde de dağın ıcı delinerek dağın tepesındekı El Hamra sarayına Su ulaştırma gıbı bır muhendıslık uygulanmıştı cok daha erken tarıhlerde. Maalesef 400 sene sonra bolgeyı Avusturyalılar alınca ve dahası 93 senesındeki savaşta havan topları ıle tarıhı degerı olan bu Osmanlı eserlerı hedef alınınca cok zarar görmüş bu yapılar. Daha sonra Türkiyenin de yardımı ıle restorasyonu tamamlanan camının pek cemaati olmasa da kultur mırası olarak orda duruyor ve Imamı her namaz vaktı Meleklerı cemaat edinerek namazı kıldırıyor.

19 Temmuz 2018 Perşembe

Bosnada Tarih kokan Sehir: Konjic

Bosnanda 3. günümüzde Saraybosnadan Mostara doğru yol çıktık. yol üzerinde cennet misali doğayı seyrederken aynı zamanda da aralarda tarihi yerlere de uğradık. Bosna ve Hersek bölgeleri arasında bulunan ve yaklaşık 4 bin sene öncesine kadar giden tarihi ile Konjic sehri tam olarak size Osmanlı dönemini yasatan bir sehir diyebiliriz. Özellikle 1682 yılında Osmanlı tarafından  yaptırılmış olan Konyic koprusu 2. dünya savasında almanlar tarafından yıkılsa da yakın zamanda Tika tarafından tekrar onarılarak bu tarihi eser insanlığa tekrar kazandırılmıştır. Özellikle uzun süre Neretva nehrinin iki tarafını birleştiren tek köprü olması Konjic koprusune stratejik bir önem kazandırmıştı. Ozellıkle Osmanlı Turası altında çocuklarla fotoğraf cektırmek insanı gururlandırıyor. Doguda ve kendı ıcınde bır cok kısısel çıkar pesınde kosan hainlere rağmen Osmanlının Bosnaya kadar gelıp Islamı ordakı halka sevdırmesı ve kazandırmış olması cok güzel de gunumuzde o zamanlar yaptığımız hatalardan ders alıp öyle yola devam etmemiz lazım.

12 Temmuz 2018 Perşembe

Endülüs Cagırıyor - Mehmet Sılay

Yaklasık bir sene once Endülüs Temalı bir kac kitap aldım. Okumaya da evde bulunan İslamiyat isimli derginin Endülüs Sayısı ile başladım. O dergiyi okumam yaklaşık 1 sene sürdü cunku ıcınde gerçekten dolu dolu bir düzine bilimsel Makale bulunuyordu. Hepsını sındıre sındıre ve notlar alarak okudum. İslamiyat dergisi bitince artık satın aldığım diğer Endülüs Temalı kıtaplara baslayabılırım dıye duşundum. En sevmedıgım seylerden bırı para verdıgım bır kıtabı okuyamadan oyle rafta durmasıdır. O kıtaplar rafda durdukça ben rahatsız oluyordum.

Velhasıl İslamiyat gibi agır bir dergiden sonra biraz daha okuması kolay olur dıye düşünerek Mehmet Sınay'ın yazdığı Endülüs Cagırıyor isimli kitabı sectım. Gercekten de bu kıtap daha cok gezi notları esliginde yazılmış denemeler ve günlükler gıbı olduğu ıcın daha kısa surede okuyabıldım. Mehmet Sılay eskı 20. dönem milletvekillerinden olan bir Doktor. Kıtabının dılı günlük havasında yazılmış ama burda asıl Yayınevını elestırmek ıstıyorum. Kitabı okurken bir cok yerde sınırlendım cunku yaklaşık 250 sayfalık kıtapta bazı konular defalarca farklı cümlelerle tekrarlanmış. Zannedersem yazar gunluklerını toparlarken tekrar eden bolumlerı olduğu gıbı yayınevine vermıs, yayın evı de bu durumu düzeltmeden baskıya vermıs olsa gerek. Defalarca tekrar edılen tarıhı bılgılerın su acıdan faydası oldu kı; sınır bozucu bır sekılde tekrar tekrar aynı seyı okudukça sık unuttuğum bazı ayrıntılar da aklımda kalmaya başladı. Vardır her ıste bır hayır deyıp
Kıtabın ıcerıgıne gecelım:

6 Temmuz 2018 Cuma

Kanayan Yaramız Srebrenica!

Bosna'da 2. gün rotamız Srebrenıca ıdı. Aslında Bosnada Srebrenıca'ya gıdecegımızı öğrenen herkes 'kucuk çocuklarla o yolu gıtmeye değmez, Cocuklar daha cok kucuk Katliam meselelerinden negatif etkilenirler, vs..' diye tepkıler aldık. Isın aslı Bosnaya gıttıkten sonra ogrendık kı zaten çocuk isin bahanesı, normalde de Turistler Bosnada Srebrenıca ya gitmiyorlarmış. Travnıkde, Saraybosnada, Mostarda gordugumuz o yoğun kalabalığı gormeyı gecın Srebrenicada bir elin parmağı kadar ınsan vardı maalesef. Turıstler genelde doğal guzellıgı olan yerlerı ve sehırlerın sembolik merkezlerini gezmeyı tercıh edıyorlar. Çocuk meselesine gelınce de Almanya da 70 sene once öldurulen Yahudılerın toplama kampları hala daha yoğun zıyaretcı alırken, çocuklar daha ılkokuldan bu meselelerı ogrenırken bız 95 senesınde burnumuzun dıbınde katledılen musluman kardeslerımızın çocukları kotu etkıleyecegı fıkrıne sahıbız!

Srebrenica Anıt Mezarı cogunlukla Amerikanın destegı ıle yaptırılmıs ama bılınen toplu mezarlardan cesetlerı çıkarıp, kımlık tespıtı ıcın hala daha bütçeye ıhtıyac duyuyorlar. Bu durumda bızım sadece manevı motıvasyon ya da ınsanı hassasiyetlerimizi korumak ıcın degıl aynı zamanda da ordakı calısmaları kamuoyuna sureklı hatırlatarak maddı yardımlar yapılmasını da sağlamalıyız.

22 Haziran 2018 Cuma

Madrid Buen Retiro Park ve Oy verme Macerası

Normalde oy verme hıkayemızı yazmam cunku pek maceralı geçmez. Ama bu hafta oy vermek için cıktıgımız yolda bir hayli aksilikle karşılaştık. Bulundugumuz yere en yakın oy sandığı Madrid'de idi. Yaklasık arabayla 5 saat gidip 5 saat dönüş planlamamıza rağmen gerçekler bıraz farklı cereyan etti.

Oy vermek için sabah yola çıktık  yolda onumuzde bulunan bır Tırdan dusen Odundan kılpayı kurtulduk ve yaklaşık 4 saat gittikten sonra lastiğimiz patlayıp yoldan çıktık. Ciddi bir kazadan ucuz kurtulduk. Lastigimiz patladıktan sonra ne yapsak nereyi arasak sıgorta mı, devlet mi vs. derken arkadan Otobahn yol bakım gorevlısı geldı. Gorevlıye sigortayla ısımızı halledecegımızı söylesek de halledemedik. Bızım yoldan cıktıgımızı gören başka bır araba zamanınd apolısı aramış da Polıs geldı. Aslında ıstese bıze caza yazıp surundurebılecek yetkısı olmasına rağmen baktı arabada 4 bebe var adam bıze yardımcı oldu. Cumartesi aksamı heryerın kapalı olduğu saatte cekıcı hızmetı cagırdı, hemen o gun lastıkler degıstı ve pesın odememızı yaptık. Isın ıyı tarafı aynı gun yola cıkabıldık kı aksam Madridde kalacağımız eve yetısebıldık. Yolda çocuklar bıraz huysuzlansa da ıyı ıdare ettıler elh.

11 Haziran 2018 Pazartesi

Bosna: Travnik

Travnik Sehrini Fatıh sultan Mehmet 1463 senesınde dualarla fethetmıstır. Bosnanın merkezıne yakın Lasva nehrının gectıgı güzel bır sehir. Daha once de yazdığım gıbı Bosna oyle güzel bır sehır kı cennet gıbı... Sehırde yürürken heryerde bızı serınleten nehir kolları sehre cennetten bır parça havası katıyor. Yururken sıcaktan yandığınız bır anda bır sonrakı sokağa gectıgınızde nehrın gectıgı bır yer ıse orası bır anda serınleyıp ferahlıyorsunuz.  Osmanlı zamanında Bosnaya, Avusturya Macarıstan devletının hakım olduğu ve Bosnayı aldığı donemde Osmanlı devleti baskentını Bosnadan Travnıge tasımıs ve ordan Osmanlıya bır cok devlet adamı yetıstırmıstır (44 vezir). Travnik'e Vezırler sehrı de deniyor bu nedenle. Sehırdekı Camı, Türbe ve Osmanlıya ait yapıların sayısı oldukça fazladır ve günümüzde de ılk günkü atmosferını korumayı basarmıstır. Türkler genelde Osmanlı mırası ıcın zıyaret edıyorlar burayı ama yabancı tursıtler daha cok cografı güzelliklerinin tadını çıkarmaya gelıyormus.

Drina Köprüsü romanı ile Nobel odulu alan İvo Andric de bu sehırde dogmus ve yasamıs hatta Travnık gunluklerı adlı eserı de sehır hakkında faydalı anektodlar verıyormus okuyucuya. Kısmet olur da kitabı bulabilirsem okuma listeme ekledim.

10 Haziran 2018 Pazar

Yunus’un yıl sonu kutlaması (marina Park kapalı oyun alanı)

Evde 4 bebe olunca hepsinin arkadasları ile sene sonu vedalaşması da ayrı ayrı oluyor.

Yunus ile başlayalım. Yunus ve arkadaşları kreşten 1. Sınıfa geçiyorlar. Biz Anneler kapalı bir oyun alanını kiralayıp kendi çapımızda bir sene sonu vedası yaptık. Marina Park isimli standart kapalı oyun alanlarından biriydi ama bir sınıf olarak orayı kapatınca çocuklar itilip kakılmadan rahat rahat oynayabildiler.

Meryem ve Yahya pesinde koşmaktan en çok ben yoruldum sanırım. Yusuf orda bulduğu büyük abilerle futbol oynadı, -Anne bak nasıl gol atıyorum! Anneeeaa baakkk, diye bağırırken Yunus da arkadaşları ile birlikte takıldı. Hele Alvaro.... Yunus cok seviyor diye bu sene yarım yamalak İspanyolcam ile eve zar zor davet edebildiğim tek kişi oldu Alvaro. 
Meryem yorgunluktan kendini yerlere bıraktı, Yahya ise tepelere tırmanıp diğer çocukları uzun uzun tepeden seyretti. Kus bakısı oyun başka oluyor demek.

Toplu fotoğraf çekildikten sonra pasta kesme Faslını beklemeden çıktık çünkü 4’ü birden beni cok yormuştu. Yiyecek olarak da hep etli yiyeceklerle abur cuburlar olunca benim Velet’ler de aç kaldılar. Ben de el mahkum 4 saat sonra eve dondum.