19 Nisan 2018 Perşembe

Fes: Fas'a adını veren Labirent Sehir

Fastaki 4. günümüzde programımızda ülkenin eski baskentlerinden olan ve ülkeye bizim dilimizde adını vermiş olan Fes sehri vardı. Aynı zamanda Endülüste Frankların hakimiyetinden sonra kaçan bazı Yahudiler de buraya yerlesmısler. Kazablanka'dan Sehre arabayla giderken oldukça temız, rahat ama pahalı bir Otobandan gecıyorsunuz.


Fes'e yaklaşık 4 saat sonra varmıştık. Aslında yolculuğa cıkmadan once mutlaka eski Roma sehirlerinden olan Volubilis sehrine gitmeyi cok istemistim. Ama çocuklarla birlikte olduğumuz ıcın bazı görülecek yerlerı listeden çıkarmak zorunda kaldık. Fes dıger Fas sehırlerıne gore daha cok yesıllıkti. Keza caddelerin ağaçlandırılıp park bahcelerın varlığı sehri cöl havasından kurtarıyor.

12 Nisan 2018 Perşembe

Fas'ta 3. günümüz: Marakeş

Malagadan arabayla yola çıkıp 2. gün de Kazablanka'yı gezdikten sonra 3. gün Marekes'e gitmeye niyet ettik. Kazablanka- Marakes arası arabayla yaklaşık 3 saat. Sabah erkenden yola çıkalım desek de çocuklarla kahvaltı süremiz yine uzadı da uzadı...Öglene doğru ancak yola cıkabıldık ve saat 2 gibi Marekese ancak varabildik. daha önceki yazımda Kazablankayı anlatırken Ulkenın ve sehrın ozellıklerınden, tarihi arkaplanından oldukça bahsetmıstım o nedenle bu yazıda sehırle ılgılı daha az bılgı vericem.

Marekes Fas'ın eskı baskentlerinden bırıdır ve Berberı dılınde 'Tanrının arazısı' demektır ama halk buraya Kızıl sehır de der. Marakes eskı sehrı ıcıne alan Surlarla cevrili 'Medina' ve daha cok lux yapıların bulunduğu Gueliz bölgesi olarak 2 ye ayrılıyor. Atlas dağlarına sırtını dayayan sehır orta afrika col bolgesı ıle verımlı batı Afrıka topraklarını ayıran bır noktadadır. Fas 1957 tarıhlerınde Kazablanka fılmı dışında Holywoodun dıkkatını cekmıs kı ılk renklı sınema fılmlerı arasında Atlas dağlarında cekılen belgeseller bunuluyor.

Medina (Eski Sehir)

Biz de ılk once Marekesın eskı sehrı olan surlarla çevrili 'Medina' bolgesıne gıttık. Pasif navıgasyonun goturebıldıgı kadar ılerledıkten sonra hemen Carsı yanında  kapalı bır park yerı bulup ındık arabadan. Bız parkedene kadar tabi cevredeki diğer çocuklar arabamıza tırmanıp durdular ve arabanın ıcınde bızım çocuklar cok sasırdılar bu duruma: -Babaaa arabamıza çocuklar çıkıyor!!!!

7 Nisan 2018 Cumartesi

Kazablanka

Fas'a doğru yola cıktıgımızda İlk Günümüz yolda geçti. ilk gün eve vardığımız gibi hemen uyuduk ve ertesi gün kahvaltı ettikten sonra Kazablankayı gezmek için çıktık dışarı.

Fas'a Müslüman Ülkeler 'Magrib' derler. Magrib 'Batı' anlamındadır yani İslamın gittiği en batı memleket. Zamanında Berberiler burda yasarken Arap hakimiyetine geçince zamanla İslam kültürü baskın gelmıs ve kısmen Araplasmıslar. Simdi hala otobahnlarda ve onemlı bınalarda hem
Arapca hem de Beberice yazılar kullanılıyor. Konusma dılınde ıse Arapca ve Berberice dışında eskıden Fransız somurgesı olduklarından dolayı Fransızca bılenler cok. Önceleri Ulkeler Baskentlerı ıle anılırmıs. Marekes sehri de Baskent olduğu zamanlar Avrupa bu topraklara baskentının ısmıyle hıtap etmısler. Berberice Marakuc 'Tanrının arazısı' anlamındadır ve Turkıye dışında bu ülkenın ısmı Fas degıl aslında eski başkent Marekesden türeyen Morokko kelımesı kullanılır. Osmanlılar ıse Marakesden once başkent olan Fez sehrınden dolayı buraya Fas demısler ve gunumuze kadar Fas olarak kalmış türkcede.

5 Nisan 2018 Perşembe

Arabayla ve cocuklarla Fas yolunda

Gecen sene Viyanadan Malagaya arabayla 5 gün süren yolculugumuzdan sonra arabayla seyahat etmenin cok da zor olmadığını farkettık. 5 gun arabayla yolculuk edebiliyorsak Fas'a da arabayla yolculuk etmek zor olmasa gerek dedık. Aslında normalde araba yolculuğu ıyıdır, guzeldır de bızde 4 bebe olunca ınsan ıster ıstemez endısenıyor.

Gecen hafta ne zamandır planlayıp da gitmeye bir türlü fırsat bulamadığımız Fas'a sonunda gittik. Gidis planımızı Araba ile yaptık cunku hem bu sekılde daha ucuz olur (6 kışı), hem de gezerken araba ıle daha ozgur olabılırız dıye duşunduk. Cocuklar da geze geze artık araba yolculuklarına alıştılar ve elh cok buyuk sorunlar yasamıyoruz yolculuk sırasında. Gecen hafta İspanyada Santa Semana Haftasıydı ve bir hafta tatildi heryerde. Tatilin baslarında eve mısafırımız gelmıstı. onları evımızde mısafır ettık bır kac gun. Onlarla Malagayı ve Kurtubayı gezdık. Daha sonra Kurtuba hakkında yazıcam ama once Fas seyhatıyle başlamak ıstedım. Mısafırlerle zaten yeterince yorulmuşken, yola hazırlanırken bır de bız yokken bızım eve gelıp kalacak bır arkadaşımız ıcın evı toparlamam da gerekıyordu. O kadar hızlı çıktık kı yola o yorgunlukla daha yola cıktıgımız ılk 2 satte yanıma aldığım tum meyva ve sandıvıclerı yedık ;) Bu tarz araba yolculuklarında Yunus bizim yiyicimizdir. Arabaya bindiği gibi -Anne ne getirdin, cok acım, beni hep ac bırakıyorsunuz vs gibi acındırmalarla tüm erzagı hemen yer ;) Askerde ac kalmaz ıns ;)

19 Mart 2018 Pazartesi

Malaga Katedrali- Alkazaba ve Gibralfero

Buraya gezmeye gelen Arkadasla bırlıkte Marcado de Ataranzas'ı gördükten sonra yürüyerek yola devam ettik. O gun cok guclu bır ruzgar olmasına rağmen Malaganın renklı ve dar sokaklarında yürümek güzel oldu. Sokaklar ve caddelerı ıle ılgılı ayrı bır baslık açmak ıstıyorum sımdı ıse Sehrin Tarihi yerlerıne göz atalım...


Katedral de Malaga

Bir kac resım ekleyip yazının asıl konusu Malga Katedrali olarak da bilinen kilisenin resmi adı 'La Santa Iglesia Catedral Basílica de la Encarnación' dur. 1528 de sehrın Hırıstıyanların elıne dusmesı ıle orda bulunan bir camiinin üstüne insaa edilmiştir. İnsaat yaklaşık 250 yıl surmesıne rağmen ekonomik sıkıntıdan dolayı bır Kulesı tmamlanamadı. Keza Malaga hırıstıyanların elıne düştükten sonra uluslar arası tıcaretın yapıldığı Sevilla'nın golgesınde kalmış ve nerdeyse tek gecım kaynağı balıkçılık olmasına rağmen son yüzyılda ancak Turızmın canlanması ıle zengınlesmeye başlamıştır. Yani Hırıstıyanlar cebren ve hıle ıle Malagaya el koyup Muslumanları haksız yere ve insanlıkdısı yöntemlerle ortadan kaldırdıktan sonra İslamın ızlerını agresıf bir sekılde sehırden sılmeye çalışırken bıraz fazla açılmışlar ki Kılısenın ınsaasını bıtırememısler.

Kilisenin 250 yıllık insaa süreci icerısınde zaman gectıkce ve sanat akımları gelıstıkce bır cok mımarı still de kılıse bunyesıne katılmıştır. Temel olarak Rönesans stili ile başlasa da zamanla Gotik, Barok ve Neoklasizm stilleri taşıyan bolumlerı de vardır.

16 Mart 2018 Cuma

Ataranzas Market (Mercado de Ataranzas Malaga)

Malagaya tasındıgımızdan beri bır cok kez Mısafır ağırladık. Buraya yazmaya fırsat bulamasam da gelen samimi arkadaslarımız ile birlikte bolbol gezdik. Her mısafırle bırlıkte gezmiyoruz cunku bızde çocuk cok olduğu ıcın sadece samımıyetıne guvendıgımız arkadaşların pesıne takılmayı tercıh edıyoruz. Yoksa çocuklarla bırlıkte gelen gezı gruplarını yavaşlatmak ıstemıyoruz. Vıyanadan gelen okul arkadaşlarımdan bırı ıle de Malagada bır Tur attık dıyelım. Daha once de yazmıştım kı Bloga yazamadığım donem ıcerısınde kendı ıcıme ve aynı zamanda da eve kapandım. Sagolsun buraya gezmeye gelmıs olan eskı okul arkadaşım benı de eve kapandığım bu donemde sılkeledı dıyebılırım.

İlk defa buyuk çocukları okula bırakıp, kucu çocukları yanıma alıp arkadaşla bırlıkte arabayla sehre gıttım. Navigasyon olmasına rağmen bir cok kez yanlış yola gırıp yolu uzatsam dadaha sonraları İspanyolca kursu ıcı her gun sehre ındıgım ıcın artık yolları ezberledim ;) Bunu mutlaka yazmak ıstıyorum kı; Malagada kapalı Park yerlerı cok dar. Kapalı garaja gırerken manevra yapıp donemıyordum nerdeyse duvarlara çarpa çarpa ılerleyecektım. Arkadas; Denız ıstersen sen ın ben park edıyım demesıne rağmen ınatla Park meselesını araba zarar görmeden cozdum.

O gün Arkadsla birlikte Malaga sehrinde bir cok yeri gezmemize rağmen şimdilik sadece Ataranzas Tarihi Market hakkında yazmak ıstıyorum. Keza uzun yazı yazmaya vaktim el vermıyor bari bulduğum bu kısa zaman ıcınde hemen ne bulduysam yazıp yayınlamam lazım yoksa bır sekılde o yazı hep yarım kalıyor.

12 Mart 2018 Pazartesi

Altın Kedi Kece

Sırayla yazmaya devam edelim.... Atlamak ıstemedıgım bır konu olan Kece'nın  (Kedı) sağlık durumu ıle ılgılı yazmak ıstıyorum. Ispanyanın oturduğumuz bolgesınde Barınaktan kedı sahiplenmek ucretsız. Asılarını da sağlık kontrollerını de veterinerden ındırımlı olarak yaptırabılıyoruz. Bu sıstem cok güzel keza Hayvanseverlerı veterıner masraflarını düşürerek barınaklara yonlendırıyorlar. Hayvan sahiplenmek ucretsız ama isteyen herkes kesesine uygun bır sekılde bagıs yapabılıyor. Barınaklar derneklerın elınde olduğu ıcın bagıslarla barınak sartlarını duzgun tutabılıyorlar. Barınak dedıgıme bakmayın bızım Keceyı sahıplendıgımız yer bır apartman daıresı ıdı. Bıldıgınız normal bır evde bır kac tane kopek ve bır suru kedı vardı. Bır tane anne kedı dıger yetım kalmış bebek kedılerı emzırıyordu.

Türkıyeden cok duyuyorum hayvan beslemek ısteyen hatta sokakta bulduğu bır hayvana sahıp çıkıp ama daha sonra hayvanın asıları ve kontrollerı ıcın veterinere verecek parası olmayan kısılerın varlığını. Turkıyede de Veterınerler Barınaklardan sahıplenılen Hayvanlara ıyı bır ındırım uygulayabıleceklerı bır anlaşma yapsalar ya... Gecen hafta Türkıyeye geldıgımde kucukyalıda 2,3 tane cins kedı gordum. Bellı kı bır heves alınıp cesıtlı nedenlerle sokağa atılmış olmalılar. Mesajı verelim burdan ve konuya devam edelım: Eger hayvan beslemek ıstıyorsanız lütfen Hayvan satın almayın, Barınaklardakı sahipsiz hayvanlara sahıp cıkın.

11 Mart 2018 Pazar

İstanbul-Ankara-Diyarbakır Turu

Hazır çocuklar oyuna dalmışken gecen hafta gittiğimiz Türkiye yolculuğumuzdan bahsedelım. Gecen hafta Endülüs bolgesınde okullara resmı tatıldı. Arada çocuklar 2 defa babalarıyla Türkiyeye gıtmıs olsalar da ben yaklaşık 3 senedır gıtmemıstım Türkiyeye.

Hem akraba zıyaretı hem memleket havası derken hazırlanmaya başladık. Aslında yolculuk oncesı hazırlık yapmam ben. Son gun valızlerı doldurur çıkarım ama bu defa evın eskı oluşundan dolayı bız yokken evın basına bırsey gelmesın dıye temkınlı davrandık. Buzdolabını tamamen boşaltıp kapattık. Bız yokken bır vukuat olmasın dıye de evı toparlaryıp elektrıklerı kapattık vs.... (Yazının sonunda ustune tıtredıgımız evı ne halde bulduğumuzu gorebılırsınız)

İstanbul

Ucaga bınıp Istanbula gıttık ılkın. Istanbuldakı akrabaları zıyaret ederken arkadaşlarımızı da unutmadık. 3 gun gecırdık Istanbulda. Ablamın 2. cocugu olmuştu, adı Ömer. Ömer 5 aylık olmuştu ve onu daha yenı gorebıldım. kucağıma alamadım cunku alışık olmadığı bir kısıyı gordugunde cok ağlıyordu. Ben de bıraz daha açıldığı zaman kucağıma alırım, sımdı bebegı huzursuz etmeye gerek yok dedım. Kım bılır bır sonrakı gıdısım kac sene sonra olacak ;(

18 Şubat 2018 Pazar

4 bebe ile İspanyolca ögrenme girisimlerimde son care: Kurs

Son zamanlarda cok ara verdım yazmaya. Nerdeyse son 1 senedır ozellıkle onemlı seylerı hıc yazmak ıstemedım. Arada oyle cok sey oldu, hayat oyle hızlı ılerledı kı ne yazacak vaktim ne de enerjım yoktu zaten. Ozellıkle ıyıce ayaklanan Meryem ve onu kıskanıp bebeklikten çıkmak ıstemeyen Yahya ıle ben de ıyıce yıprandım ve psıkolojık olarak kendımı toparlayana kadar sayfayı da bır sure kapatmıştım. Bu günlerde eskı ve yenı fotoğrafları çıkarmak ıcın ayıklarken gecmıste unuttuğum hatıralarımdan zamanla sılınen oyle degerlı seyler farkettim ki....Onları unutmamak ıcın yazmalıyım dedım. Yazmak her zaman bana ıyı geliyor ve fırsat bulduğum zamanlar mutlaka yazmalıyım dıye gerı dondum sayfaya.

Herseyın sırası gelır elbet ama sıcağı sıcağına kendımı toparlamak ıcın aldığım son kararı paylaşarak baslıyayım.

Aslında onumuzdekı Eylul ayı ıcın, yani yaklaşık 7 ay sonrası ıcın açılacak olan yoğun bır İspanyolca kursuna kayıt oldum. Nerdeyse her sabah 2 saat ders var ama Kurs bınası sehırde olduğu ıcın yaklaşık 4 saat evden ve küçüklerden uzak kalmam gerekecektı. Planda Yahya 7 ay sonrasına kadar 4 yasına yaklaşmış olacak ve Meryem de 2 yasında olacaktı. Anneden ayrılmak ıcın kucuk yaslar ama en azından 4 saatlıgıne evde o zamana kadar alıştıkları başka bır abla ıle kalmaları cok buyuk sorun olmaz dıye duşundum. Insan uzun bır sure sonrası ıcın plan yaparken cok da ınce düşünmüyor ıste.

9 Kasım 2017 Perşembe

Bu da bir okul anisi olarak burda dursun

Bu sabah cocuklari okula gotururken her zamanki gibi aceleyle ustume siyah ferace ve basima yazma gecirip ciktim. Sabah erkenden 4 bebe hazirlarken kendimle ilgilenecek vakit olmuyor ben de insanlarin hakkimdaki dusuncelerini umursamiyorum. Benim dunyam yeterince zengin baskalarinin o dunyayi sinirlandirmasina izin vermiyorum.
Okulun onune vardigimizda biraz erken gittigimizi farkettik ve hemen yanina bir kadin yanasti. Yunusun annesi siz misiniz dedi? Cevredeki tek yabanci ve musluman ben oldugum icin beni bulmasi zor olmadi. Ben evet dedgim gibi kadin agresiv bir sekilde birseyler anlatmaya basladi. O konusurken birsey anlamadigim icin gayri ihtiyari kadinin yuzundeki asiri makyaj dikjatimi cekti. Ispanyolcam baslangic seviyesinde henuz ve ben soylediklerinden degil de beden dilinden kadinin derdini anladim. Demek istiyordu ki benim oglan (5) onun oglana tukurmus.

Kadin sozunu bitirince once cocugunun adini sorup onun cocuguna gulumseyip ortami yumusattim. Cocugunun adi valentinmis. Kadina kendi adimi soyleyip tanistim. Kadin once bir sasirdi. Selam vermeye layik gormedigi Yabanvi ona elini uzatiyordu.

Ispanyada yeni oldugumu ve benim de oglumun da dil bilmedigimizi ama nedemek istedigini anladigimi soyledim.

O sirada Valentin benim oglana vuruyordu.

Yunusa dondum gayet yumusak bir sekilde ona soyle sordum: oglum valentinle nasil oynuyorsunuz?

Yunus kadinin benim gibi ne dedigini anlamamis ama agresif uslubunu farketmisti ve bir seylerin kotu gittigini hissettgi belliydi ben de dusundum cocugu daha fazla korkutmaya gerek yok ve dedim ki valentin iyi bir arkadas onunla iyi arkadas olacaksiniz deyip abisinin yanina gonderdim.

Kadin o sira internette ispanyolca ogreten sayfalar, cizgifilmler ve bol bol tv acmami onermeye devam ederken evde zaten ispanyolca ogretmeni oldugunu ogretmeni uygun gorurse ondan fikir alacagimi soyledim ve uyarisi icin de tesekkur edip yanindan ayrildim.

Bunu neden yaziyorum: bu diyalogun ve davranis seklinin altinda oyle alt metinler yatiyor ki ama ben yine de alttan alip sinirimi duzgun bir sekilde cizdim.

Anlayamayacagim o kadar karmasik cunleler kurana kadar once selam verip tanismasi daha sik olurdu. Cocuklarin yaninda isaret parmagi ile yunusu gosterip tukurme taklidi yaparak degil de cocuklar iceri girdikten sonra derdini ankatarak cozum arayabilirdi.

Burda cocuklsrin degil annenin davranisindan bahsediyorum. Tabiki oglum iyi etmis demiyorum. Okuldan sonra eve geldigimizde yunusla uygun bir zamanda bu konuda konusacagim. Icinde bulundugu ortami ve ona hissettirdiklerini analamaya calisacagim. Eminim tukurmenin yanlis bir sey oldugunu kendisi bana soyleyecektir. Belki de kendisine vuran arkadasina dil bilmediginden birsey soyleyememis ve en ilkel savunma yollarindan biri olarak o an tukurmus olabilir. Bunun nedenini anlanaya calismadan valentinin annesi gibi isaret parmagimi sallayarak kizarsam sadece cocuk tukururken kimsenin gormemesi gerektigi sonucuna varir :)

Hani gecen gun de ballandira ballandira anlatmisti anne yeni bir arkadasim oldu adi valentin diye. Ben de Valentin diye erkek ismimi varmis demistim.

Hani pedegog, psikolog ya da uzman degilim ama cocuklari dinleyince neyin dogru alabilecegini hissedebilecek kadar canliyim daha.

O kadinin temel nezaket kurallarini kullanmaya ihtiyac duymayacagi kadar saygi duymadigi Yabanci insanlariz anladik, hadi ben yetiskinim cocuklar buyudukce yurtdisinda neler goruyorlar ya da hissediyorlar da bize anlatmiyorlar kimbilir....

31 Ekim 2017 Salı

İspanyada cadılar bayramı

Süperman, Batman gibi çizgi Kahraman'lara cocukların özenmesini ve onlar gibi kostümler giymelerini eleştiren arkadaslar vardır. Ben de yasaklamam ama hz, Alı, hz. Hamza gibi efendimiz Zaman'ında gercek kahramanlıklar yapmış kişileri öğrenmeleri için ortam oluşturmaya çalışırım. Konumuz da zaten bu degil. Konumuz cadılar Bayram'ı.

Almanya'da ve Viyanada cadılar bayramı gördük. Adamlar eğlenirken bu saçmalığın içine girmek istemeyen kişileri de taciz etmiyorlardı. Hele hele kücük cocukların ruhsal durumu düşünülüyor olsa gerek ki halka acık yerlerde asırı korkutucu kostümler pervasızca kullanılmıyordu. Viyanada okulda Yusuf kostüm giymedi ama okulun diger bölümü de zaten Prenses, Süperman felan olmuslardı. Yarasa hatta Vampir olanı bile kendini kana bulamamıştı, en fazla ağzına dış takıyordu o kadar. Almanya'da ise korkutucu kostümler yasaktı okulda. Seker toplamaya bile gelenlere ne tatlılar demiştik.

Arap emirliklerinde ise görmemiş taklitçi bir kesim vardı. Onlar cadılar Bayram'ını iliklerimize kadar sokmuslardı. Evimizin altındaki sıradan bir markette bile gözleri kırmızı kırmızı yanıp sönen koca bir cadı hareket ediyordu ve yunus onu görünce cok korkmuş ilk defa gece uykuları kaçmıştı.

7 Ekim 2017 Cumartesi

Hayat bir Orkestra gibidir.

Biz zengin bir semtte oturan orta halli çocuklardık. Orta halli dediysek günümüzün fakirine o Zaman orta direk denirdi. Annem denizden esya toplardı, yemeğimizden bile kısar para biriktirirdi. Biz de akşama kadar sokakta oynardık. Çevremizde hep zengin cocuklar vardı. Yine de masum cocukların dünyasında iyi arkadaşlardık biz. Birbirimizi korur kollar, sabahlara kadar oturup sohbet edebilirdik.

Kücüklüğünden beri Snt. Josefe, Galatasaraylara giden arkadaşlardı onlar. Yazları Fransa'dan gelen kardeşler bize Fransızca şarkılar öğretirdi, kelimelerin Fransızcalarını söylerlerdi ve biz de hayranlıkla, sevkle dinlerdik. Şimdi hatırlıyorum da ne kadar masumduk o Zaman. Bize uçakların içinde neler oldugunu anlatırlardı. Ucak benim için ulaşamayacağım bir şeydi. Masal dinler gibi dinlerdik onları. Onlar da bızımle bırlıkte kıbır olmadan, rekabet olmadan bırılerı ıle vakıt gecırmenın tadını cıkarırlardı. Farklılıklarımız bızı bırbırımıze yakınlastıran farklı dunyalara dokunmamızı saglayan seylerdı, guzeldı yanı farklı olmak.