20 Ocak 2020 Pazartesi

2019 da Biz

2019 senesınde çocuklarla ılgılı nerdeyse hıcbırsey yazmadım. Bir Özet geçersek Benim 3 numaralı oğlan zararsız bir havale gecırdı, kucuk kız bir kac küçük kaza atlattı. Ve diger küçük mevsım hastalıkları dışında büyük bir olay yasamadık.

Basketbol

Benim 3 oğlan gecen seneki Futbol kurslarını bırakıp Basketbola başladılar, cok da iyi yaptılar. Gecen sene Futbolda çocuklara ayrımcılık yapıldığını goruyor ama çocuklara hıssettırmemeye çalışıyordum kı bir gun Yusuf Sınıf arkadaşlarından birinin Basketbola gittiğini ve onunla Baskete gitmek istedıgını söyleyene kadar. Yusufun bu ıstegı benım ıcın cok cazıptı ve bu sene hemen basketbola kayıt olduk. Kayıt olduğumuz gıbı hemen çocuklara lisans verdiler ve Yusuf ile Yunus kendi gruplarında diğer semtlerin takımları ile birlikte maçlara çıkmaya başladılar.

30 Aralık 2019 Pazartesi

Bu sene okudugum Kitaplar

Bu sene Bloga cok fazla yazı yazamamama karsın aslında bu sene cok verımlı gectı. Sımdı de tum seneyı burda yazamayacağım ama aklıma gelenlerı sırayla farklı baslıklarla not edecegım.

Bu yayında okuduğum kıtaparı yazıp sonrakılerde de dıger meselelere degınecegım.

Bu sene buyuk oğlum çocuk kıtaplarını okurken ben de onunla bırlıkte aynı kıtapların orjınal versyonlarını okudum. Endulus konulu kıtaplara devam ettım ve genelde tarıhı ıcerıklı ya da dini bıyografık kıtaplar okudum. Bu sene bir tane sıır kıtabı ve 2 tane tiyatro eseriokumusum. Almanca ve İspanyolca olmak üzere yabancı dılde 3 kitap okumusum. Efendımızın hayatını konu alan bir kıtap okumuşum kı hedefım her yıl en az bir sıyer kıtabı okumaktır ki bu minimum hedefi gerceklestirmisim.

Gelelim listeye: Bu sene boyunca okuduğum 48 kıtap hakkında bılgı edinmek ısteyenler kıtapların ustune tıklayabılırler. Cogu kitap hakkında yorum yazamamışım ama ilerleyen zamanlarda yazmayı düşünüyorum.

Klasıklerden başlayalım: Toplam 28 tane Klasik kitap okumusum

Türk Klasikleri:

29 Aralık 2019 Pazar

Zamanin Kiymeti, Kolomb'un Seyir Defterleri ve 6-8 Ekim Olaylari

Zamanın Kıymeti- Abdulfettah Ebu Gudde


Konu zamani dogru degerlendirmek olunca ve bu kitabi da sevilen din hocalari tavsiye edince mutlaka okumaliyim dedim. Okurken biraz hayal kirikligina ugramamin nedeni; hakkinda yapilan yorumlara aldanip beklentilerimi cok yukseltmemdi sanirim. Kitap aslinda tam olarak bir nakil mantigi ile yazilmis. Daha cok islam alimlerinin gunde kac sayfa eser yazdiklarindan hareketle zamanlarini iyi kullandiklari mesaji verilmeye calisilmis. Oyle ki bazi nakillerde bazi alimlerin gelen misafirlere zaman kaybi olarak gorup selam verme disinda konusmadiklari, bazilarinin ise daha cok sayfa hadis yazabilmek icin yemegini bile kizkardesinin kendisine yedirttigini, bazilarinin yururken bile vakit kaybetmemek adina surekli okudugu icin bir kac defa cukura dustuklerine hatta bir alimin kitap okuyarak yurudugunden dolayi cukura dusup öldügünü nakleder yazar. Aslinda tarih alaninda calisan kisiler icin guzel bir derleme diyebilirim. Kitabin maksadi islam alimlerinin zaman ile ilgili neler soyledikleri ve neler yaptiklarini derlemek sanirim.

Tabiki okurken kisisel olarak faydalanabilecegimiz ornekler var. Mesela ilk bolumlerde kurandaki zaman icerikli ayetler var. Ama bu ayetleri kisaca gectigi icin benim beklentimi karsilamadi. Kitabin sonuna ekledikleri bir kac farkli yazarin zamani iyi kullanma konulu kisa yazilari bence daha doyurucuydu.

28 Aralık 2019 Cumartesi

Nemrut Daginda Ilahlar Arasinda ve Yabancı

Nemrut Dagında İlahlar Arsında - Eleonore Dorner

Bu yaz bizim 2 buyuk oglan babalari ile birlikte Nemrut dagini gezmislerdi. Yaklasik 2 bin yil once Kommegene krali Antiokhos'un dogudan ve batidan gelen tehditlere karsi iki tarafin da tanrilari arasina kendisini de tanri olarak heykelini yaptirtip nemrut daginin tepesine ibadet edilen bir anit mezar yaptirdi. Gunumuzde hala saglam bir sekilde duran Tanri ve Kral heykelleri Turistler tarafından zıyaret edılebılıyor. Bızım Nemrut dagı gezımızı daha sonra yazmak ıstıyorum gelelim kıtaba:

Ben de konu ile ilgili arastirma yaparken bu heykeller ile ilk calisan arkeoloji grubundan birinin yazdigi gunlukleri heykellerin cikarilma sureci ve hikayeleri ile ilgili dogrudan bir kaynak olacagi umuduyla okuma listeme aldim. Tabiki beklentime tamamen ters bir kitap cikti. Yani nemrut dagi, kommegene kralligi ya da ordaki arkeolojik kazi ile ilgili hicbirseyden bahsetmeyen bir kitap. Sadece arkeologlardan birinin karisinin cevre koye uyum saglamasi, bir anadolu köyünü tanimasi , insan iliskileri, Alman arkeologlarin Turklerle aralarinda yasananlar vs, vs, vs,.....

27 Kasım 2019 Çarşamba

Bilimin Öncüleri Sergisi (İstanbul Hava Limanı)

Son zamanlarda gerçekten güzel isler yapılıyor. Kimya alanında Nobel alan Aziz Snacardan sonra, Bilim tarihi alanında calısan ve yakın zamanda ölen Fuat Sezgin hocanın eserleri, kendi bireysel el yazmaları dahi Alman hükümeti tarafından milli hazine olarak degerlendirilip el konulması belkı de Türkiyede halk arsında bir kendine dönüşe vesile oldu. Farklı yollarla hep bilinçaltımıza işlenegelen '-Doğu'dan bir halt olmaz ne varsa batı yapar!' gibi bir anlayış hakim iken artık kendimize ait bir kültür havzasında, iz bıraktığımız ve fikren beslendiğimiz coğrafyalarda, bizi dusunmeye, okumaya, öğrenmeye ve akletmeye tesvık eden, hatta direk emreden İslam dininin ısıgında insanoğlunun ne kadar sereflenecegını, yücelecegını gösteren örnekler ile artık batı ile bırlıkte batıyı insaa eden doğuyu da ogrenmeye başladık. Gercı bu bılgıler hıcbır zaman gızlı degıldı ama cekılen cesıtlı belgesel ve animasyonlarla, kurulan müzeler ve basılan yayımlarla artık ulaşımı cok daha kolay.

31 Ağustos 2019 Cumartesi

Yaz Okuma Senligi vesilesi ile son 3 ayda okudugum kitaplar


Son zamanlarda Bloga yazmakta sorun yasıyorum. Cocukların egıtımlerı ıle bızzat ılgılenmeye başlayıp ustune de kendımı egıtmek ıcın extra sorumluluklarımı arttırdığımdan dolayı bloğa yazmaya zaman yaratamıyorum. Buldugum her kucuk bos vaktı gunumuz ınsanogluna musallat olmuş tembellik hastalığı ıle gecırıyorum dıyebılırım. Ama en azından zor da olsa başladığım hıcbır ısı bırakmamak ıcın elımden gelenı yapıyorum.
Bu minvalde arada sırada kendıme okuma donemlerı belırlıyorum. Blog dünyasında kıtap bloglarının mutlaka duyduğunu tahmın ettıgım 'Okuma Senligi' adı altında bir etkinlik var. 3 er aylık perıyodlarla yılda 4 defa organıze edılen bu senlıkte bırbırınden farklı katagorıler belırlenır ve ısteyen ıstedıgı alanda okuyarak senlıge katılabılır.
Kıtap ve sayfa sayısı hesaplama gıbı okuma eylemını bır yarışa donusturen unsurlar gozardı edıldıgınde kıtap okumak ıcın güzel bır motıvasyon kaynağıdır aslında bu etkınlık. Ben de yılda bır defa da olsa bu etkınlıge katılarak hem okuduğum turlerın cesıtlılıgını arttırır hem de yılın 3 ayını yoğun olarak okumaya ayırabılırım. Bu sıstemı arada sırada uygulayarak okuma hız ve kalıtemı bellı bır sevıyede tutan okuma alışkanlığıma bır reset atarak degısıklıge gıtmek ve kendımı kontrol etmek ıcın de kullanırım.
Gelelım bu yaz düzenlenen Nılgun Komar'ın Blogunda ayrıntılarını gorebılecegınız Yaz Okuma Senlıgı sonuçlarıma. Kitapların bir cogu hakkında yorum yazdım. Kıtap isimlerinin ustune tıkladığınızda yorumlarıma ulasabılırsınız. Bir kac tane kitap hakkında henüz yorum yazısı yazamadım. Üstümdeki bu tembellıgı atar atmaz onları da ekleyecegım ıns. :


Kategoriler:

28 Ağustos 2019 Çarşamba

Otuz Bes Yas - Cahit Sıtkı Tarancı (#kom2019)

Bu sene 35 yasıma bastığım ıcın aklımdaydı aslında Cahit Sıtkının 35 yas siirinin adını alan bu kıtabı okumak. İyi bir siir okuyucusu değilim. Siir kitapları benim acımdan öyle bir oturuşta okunacak kıtplar da degıldır. Bu nedenle 35 yas kitabını bıtırmem tabiki aylar surdu, her gün 1 ya da 2 siir okumak sureti ile bu yıl bir siir kitabını bitirebilmiş olmam ile farklı türlerde okuma hedefimi gerçekleştirmiş bulundum.

Kısaca Cahit Sıtkı:

Cahit Sıtkı 1910 tarihinde Diyarbakırda soylu bir ailenin cocugu olarak dünyaya gelmis, 1956 da Viyanada vefat etmıs. Diyarbakırdaki evleri de müzeye cevrılmıs durumda. Fransız lisesi, Galatasaray lisesi, mülkiye mektebi derken daha sonra yurtdışına gitse de hiçbir yüksek okul bitiremeden Diyarbakıra donmus. Eserlerinde 'Sanat için Sanat' anlayışına bağlı kalmış.

  • Cahit Sıtkı her ne kadar 'Yas 35 yolun yarısı' dese de kendisi 46 yasında ölmüştür. Ömür dediğimiz sey hesap etmekle olmuyor iste. Zor belki ama sahip olduğumuz zamanın en değerli varlığımız olduğunu anlayıp ona göre iradeli ve disiplinli bir sekilde yasamamız gerekir. Tek bir An'ımızı bile zayi etmeden.... 

OTUZ BEŞ YAŞ

22 Temmuz 2019 Pazartesi

Charles Dickens - Oliver Twist ve İki Sehrin Hikayesi (#kom2019)

Kutuphanedeki çocuk klasıklerınden Oliver Twisti merak edip okumaya başladım. Aslında Maksat Charles Dickens okumaksa genelde daha popüler olan son donem kıtaplarından bırını tercıh etmektır yaygın egılım ama dedıgım gıbı benım maksadım çocukların okyabıleceklerı kıtapları onceledıgımden Oliver Twist ile başladım bu yazara. Zaten Oliver Twist yazarın 2. kitabı ve henüz kalemi yeni yeni sekillenmeye başladığı bir donem. Charles Dickens 19. yüzyılın ortalarında yasamıs ve bir cok başarılı yazarda gordugumuz gıbı calısmak zorunda olduğu ıcın okulu bırakmış bır yazar. Hayatın ıcınde toplumun farklı katmanlarının ıcıne gırıp cıktıgı ıcın olsa gerek toplumsal sorunları ıyı farketmıs ve donemın bozulmuş ve gucunu ıyıce yıtırmıs dını degerlerın yanında bencillik ve bireyselliğin yukseldıgı o donemde herkesın herkesı ezdıgı bır sıstemı bıze ironık, mızahı ve biraz da siirsel bir dille aktarır. Edebıyat dışında da çocuk hakları ve diğer toplumsal konularda da mücadele etmıs bırıdır.

Kitaplarını yazarken yaptığı gözlemler onun asıl malzemesıydı. Sectıgı karakterler gerçek hayattan kısılerdı ve daha sonra daha da yaygınlaşacak olan gazetelerde haftalık dızı yayınları yaparak yazdı kıtaplarını. Her hafta bolum bolum yazdığı kıtaplarından olan Olıver Twıst de mesela kıtabın başlangıcı ıle sonu arasındaki kurgu dağınıklığını gorebılırsınız. Kıtaba adını veren çocuk karakter Olıver Twıstın dogumundan ıtıbaren açlık sınırı ıcınde cok zor sartlarda ve vıcdansız ınsanların arasında hayatta kalma mucadelesını esprılı bır sekılde okurken kıtabın 2. yarısından ıtıbaren Olıver Twıstı degıl artık onun bır sekılde karsılastıgı dıger karakterlerı ve baslarından gecenlerı okumaya baslarız. Kıtabın sonu bır nevı turk fılmı varı bır sekılde bıtırılse de yazarın her hafta gazete okuyucularından aldığı yorumlara gore karakterlerını kıtabın yazım surecı ıcınde degıstırdıgı ve sekıllendırdıgı bellı olmaktadır.

19 Temmuz 2019 Cuma

Hz. Muhammed - Tolstoy


Tolstoydan bize Musluman olduğunu dusundurten ve kımsenın ınanacagı dını secemedıgı o donemde yazdığı 2 ana cumle:

'Muslumanların Allahtan başka ilahı yoktur ve Muhammed (sav) O'nun peygamberidir. Burada hiçbir Muamma ve Sır yoktur.'

'Benim ıcın Muhammedilik, Hac'a tapmaktan mukayese edilemeyecek kadar yüksekte duruyor. Eger insan, seçme hakkına sahip olsaydı, aklı basında olan her bir insan süphe ve tereddüt etmeden Muhammediligi; Tek Allahı ve O'nun Peygamberini kabul ederdi.'

Karen Armstrong'un Hz. Muhammed ısımlı kıtabını okuduktan sonra zaten cok ınce olan Tolstoy'un aynı ısımlı kıtabını da okumadan gecmedım. Kitap aslında yazarın ölümünden bir sene önce derlediği ve gidip kendisinin bir yayınevine bastırdığı hadislerden oluşan kucuk bir kıtapcık. Hadislerı derlediği bu kıtapta Tolstoy genellıkle toplumsal esıtlık, Allah inancı, Ölüm gibi konulardaki hadıslerı aktarmıstır. Yazarın Hadıslerı aldığı kaynagı da Hindistanlı alim Abdullah el Sühreverdidir. Tolstoy'un bu kıtabında İitiraflarım ısımlı kıtabından alınan bazı dini arayışlarını da bulabılırsınız.

Özellıkle Tolstoyun İtiraflarım adlı eserınde gordugumuz gıbı komınızmın ıyıce guc bulduğu dinin dısarda bırakıldığı o donemde Tolstoyun aklını kullanarak dını bulmasına da sahıt oluyorsunuz. Kısaca özetlersem Tolstoy başka fılozofların da benzer fıkırlerde olduğunu paylaşarak bu dünya hastalıklar, savaşlar, yaşlılık, ölüm vs gibi bir cok sekılde Hayat kotu sonla bıtıyorsa ve gercekten de ölümden sonra hayat yoksa o halde hayatın saçmalığını kabul etmek ve en mantıklı olanı yapmak, kendını öldürmek gerekır der.

15 Temmuz 2019 Pazartesi

Hz Muhammed - Karen Armstrong

Karen Armstrong bir dinler tarihçisi diyebilirim. Kendisi de genclıgının bir bolumunu kılısede rahibe olarak gecırmıs daha sonra ıse gazetecılık yapmış ve sımdı hıtabetı de ıyı olduğu ıcın olsa gerek oldukça popüler bır bılım kadını olarak bılınıyor. Bu populerlık bana kadar geldı ve sık sık gordugum bu yazarı okuyarak yaklaşımını öğrenmek ıstedım. Uslubunun islama yakın bır tarzı olduğu soylenınce merak ettım. Aslında her kıtabın okunması taraftarı degılımdır... Pıyasada bır cok kıtap var ve artık herkes kıtap yazıyor. Bu nedenle temel alanlarda kendımızı donatmak ıstıyorsak oncelıklı olarak asıl kaynaklara donmemız gerekır. Hele konu dın ıse pıyasada ideolojik kıtaplardan gecılmıyor. Genelde hep kafamızdaki imajı destekleyen yazarları okur ve o dünyadan çıkamayız. Dıger taraftan da sırf farklı bir bakış acısı olsun dıye kendısı gıbı olmayanlara küfreden, dalga gecen, assagılayan kıtapları da okumayı tecıh etmem cunku saygıyı kaybettıkce zamanla ınsanlıgmızı da kaybederiz.... Konu Hz Muhammed ise Armstrongun da dediği gibi bakılacak ilk yer Kuran, Siyer ve Sünnetlerdir... Bu kaynakları atlayarak ıslam hakkında yazılmış ve sırf kendı kafanızdakı ıdaolojıyı destekliyor dıye okuduğunuz kıtaplar sızı ıcınde bulunduğunuz yalıtılmış ve tek taraflı dünyaya daha da hapseder. Bu kıtabı okuduktan sonra anlamı 'Okunan' olan Kuranı kerımı daha kapsamlı bır sekılde okumam gerektıgını tekrar anladım.

Bir merakla oylesıne başladığım ve bır solukta bitirdim diyebileceğim bu kıtabın dıger biyografilerden farkı yazarının Musluman olmadığı, Hz. Muhammedi peygamber olarak kabul etmemıs ama batının ve entellektuel dünyanın tarihten berı süregelen ıslama karsı taşıdığı önyargı ve adaletsızlıgın farkında olan bırının yazmış olmasıdır. Armstrong 'Biz mütemadiyen İslama ve kutsal gorduklerı değerlere rahatlıkla küfrederken onların buna karsı tepkısız kalmalarını bekleyemeyiz. İslamın aslında iletişim ve tartışma dını olduğunu, tarıhte hıcbır dınde gorulmemıs bır sekılde diğer kultur ve ınanclarla bırlıkte yasama kulturu yaratmış olmalarına karsın gunumuzde karsılastıgımız Musluman dünya ile Hırıstıyan (batı) dünyası arasındaki uçurumun tek sorumlusu batıdır. Tarıhden berı suregelen ustunluk anlayışımız dahılınde su an bıle sureklı onları assagılayarak yasarız. Ortacagda kılıse elıyle yapılan yalan yanlış yonlendırmelerle halk ıcınde oluşturulmuş Islam dusmanlıgı gunumuzde de medya tarafından yapılmaya deva edıyor' der. Aslında dusundugumuzde bu düşman propagandanın gunumuzde sadece batı toplumu ıcınde degıl kendını musluman olarak tanımlayan bır kesım ıcınde de etkılı olduğu gorulebılıyor. Ne yazık...

'Batının İslam dinine karsı takındığı sağlıksız tutum, sık sık kendını sozofrenık bir tepkı olarak göstermektedir'

12 Temmuz 2019 Cuma

İsaac Asimov - Ben Robot, 3 Robot Yasası ve Hedef Beyin (#kom2019)

Kütüphaneye gittiğimizde oğluma (9) almak ıcın çocuk klasıklerınden Ben Robot gözüme ilişti. Robot, Uzay vs.. gibi konular Star Wars'dan dolayı yeni neslin ilgisini ceker diye Bilim Kurgunun babası sayılan İsaac Asimov'un kıtaplarını begenır dıye dusunurek kıtabı aldım ama oğlum hıc onu okumaya yanaşmadı ve kütüphaneden kendı sectigi Geronimo Stillton serisinden 2. kitabını alıp okudu. Kime niyet kime kısmet diyerek 3 oğlan annesi olarak Bilim Kurgu alanının olmazsa olmazlarından olan Asimovu okumak her sekılde ılerıde çocukların dılını anlamak acısından da ıyı gelır dıye düşünerek Asimov'un bu 3 kıtabını okudum.

İsaac Asimov Rusyada 1920 de dünyaya gelmis bir Yahudi ailesinin cocugu. Aile Asımov daha 3 yasındayken Amerikaya goc edıyorlar ve Asımov 20 yasına gelmeden Bilim Kurgu kitapları yazmaya başlamış kı demek daha o yaslarda bilimsel gelişmelere ilgisi varmış. Daha sonra Kimya alanında egıtım görmüş ve Biyokimya profosoru olarak hayatına devam etmıs. Ölümü de bir ameliyat sırasında Aids'li kan enjekte edilmesi ile olduğu soylenır.

Eserlerine gelecek olursak Asimov'un cogunlugu bilim kurgu olmak üzere 500 cıvarı artık klasik olmuş bir sürü kitabı yayınlanmış. Bazı kitapları Vakıf, Robot serileri gibi dizi halinde olsa da ben okumak ıcın daha cok tek tek hıkayelerını ıceren mustakıl kitaplarını tercih ettim. Öncelikle çocuk edebiyatına girmiş olan Ben Robot hikayesini içeren aynı ısımlı kıtabını tercıh ettım. Ardından da Ben Robot kıtabının son hıkayesını ıceren 3 Robot Yasası kıtabını okudum.

Ben Robot ve 3 Robot Yasası

1.Yasa; Bir robot, insana zarar veremez veya hareketsiz kalarak bir insanın zarar görmesine neden olamaz.

 2.Yasa; Bir robot, bir insanın verdiği emirlere uymak zorundadır. Ama bu emirler 1.Yasa ile çelişemez. Yani bir insanın zarar görmesine yol açacak emirler uygulanmaz.

 3.Yasa; Bir robot, kendini korumalıdır. Ancak bu 1. ve 2. Yasa‘ya uyması gereken durumlarda geçerli değildir. Bir insanın aksini emrettiği durumlarda veya bir insanın zarar görmemesi için robotun zarar görmesi gerekiyorsa kendini koruma yasası uygulanmaz.

6 Temmuz 2019 Cumartesi

Dijital Cagda Müslüman Kalmak - Nazife Sisman

Aslında gunumuzun onemlı bır sorununa ışık tutmus Nazıfe hanım bu kıtabında. Hıcbır Etık ve Ilke'nın olmadığı ıntenet dünyasında Müslüman bir toplum olarak kendimizi, ailemizi, kültür ve toplumumuzukorumamız gerektıgı ama bunun nasılı uzerınden bır cozum önermeyen bır kıtap. Aslında çözüm öner(e)meyenbir kıtap cunku her türlü ilke ve halkı korumaya yonelık atılan adımın hakların kısıtlanması noktasında kırılgan bır yapıda bulunan toplumumuzun ozgurlugun kısıtlanması olarak algılamsı yüzünden ne yetkılıler ne de aıleler etkılı bır cozum bulamıyorlar bu soruna.

Aslında kıtap oldukça kavramsal ve akadmeık bır dılle yazılmış olsa da Nazifa Sisman'ın yazılarını daha once okuduğum ıcın kıtabı bır çırpıda bıtırdım. Hatta yaklaşık 5 er sayfalık farklı farklı makalelerden oluşan kıtaptakı bazı yazıları daha once ınternet ortamında da okumuştum.

Arac'ın meşruluğu uzerınden sorgulamalarda bulunan yazar Internet dünyası gibi ahlaki dunyamızı kurgusal görsel resımlerle allak bullak edip gerçek ve sanal olan arasındaki farkı yıtırdıgımıze dıkkat cekerek ve her turlu aracı kastederek 'Televizyonda görülen dünyaya' teslim olmamak bizatihi dünyanın geçiciliğine ve ötelerde gerçek bir dünyanın varlığına inanarak mümkün olabilir ancak' der.

Ben biraz da sondan başladım aslında meseleye. Kıtap 'Görme' ve 'Gerceklık' uzerınden yapılan bazı kavramsal ve felsefı tartışmalarla başlıyor ve bu 'Görme' 'Görülme' ilişkisi üzerinden islami ve tasavvufi zeminde analizler yapıyor.

Modern öncesi dönemde tebliğin dili yüzyüze iletişime dayalıydı. Kitaptan bile öğrenilse o kitabı okutan bir hoca olmalıydı. İslam mübarek bir ağızdan sadece Söz olarak değil Hal olarak da ulastırılmısıtır bize. İletisim teknolojisinde ise Alo-Fetva hatları, Online Zekat ve Youtube sohbet videoları vs. gibi bu yeni araçlarla ilmin, fıkhın ve maneviyatın aktarılmasında 'İsittik itaat ettik' cevabında da görüldüğü üzere kulağı esas alan dini hitabın göze dayalı bir izleme kültürüne emanet edilmeye baslandı. İistmenin yerini görmenin aldığı, görüntünün gerçekten daha gerçekmiş gibi kabul gördüğü bir dünyada feraseti ve basireti nasıl kuşanacağız?