1 Aralık 2020 Salı

Yerdeniz - Ursula K. Le Guin (6 kitap tek cilt)

Ursula K. Le Guin'in 6 kitap halinde yazdıgı serinin Metis yayınları tarafından tek cilt olark basıldıgı bu kıtabı okumam haliyle uzun sürdü. Ilk kitapları daha bir heyecanla okumus olsam da sonlara dogru kitabı bitirmekte zorlandıgımı itiraf etmeliyim. Her bir kitap hakkında tek tek yorumlarımı buraya eklıyorum. 


Kitap: Yerdeniz Büyücüsü
Yazar: Ursula K. Le Guin

Yerdeniz Büyücüsü yaklaşık 2 sene önce vefat etmiş olan Amerikalı Yazar Ursula K. Le Guin' in 60'larda yazmaya başladığı 6 kitaplık Yerdeniz isimli kurgusal evrende gecen Fantastik romanların ilkidir. Karakter ve Olayların Harry Poter'a çok benzemesinden ötürü Harry Poter'un Yerdeniz hikayelerinden çalıntı olarak yazıldığı iddiaları vardir. 

Konuya gelecek olursak kitabın okuması rahat, akıcı bir dili var. Bir yerlinin yaşantısını andıran bir ortamda keçi çobanı olan Ged'in köyünde karşılaştığı ve öğrendiği en basit büyü girişimlerinden sonra bunu kendi canı pahasına köye saldıran sarışın, mavi gözlü barbarlardan halkını korumak için kullanmıştır. Çocuğun cesaretinin dilden dile yayılması ile usta bir büyücü Ged'in köyüne gelir ve onu eğitmek üzere kendi evine götürür. Usta ile Ged arasında Hızır ve Musa arasında olanların benzeri bir Bilgelik karşısında çocuğun sabırsız oluşu göze çarpar.

'Çocuk;"Ama daha hiçbir şey öğrenmedim!" dedi. "Çünkü benim ne öğrettiğimi henüz keşfedemedin," diye cevap verdi büyücü' S:23

Ustasına sabredemeyen Ged ustasının da tavsiyesi ile Büyücülük Okuluna başlar. Okulda yeteneği ile birlikte günden güne büyüyen Egosu onun büyük bir hata yapmasına ve karanlık bir gücü serbest bırakmasına neden olur.

"Bir mum yakan, bir gölge yaratır" 

O karanlık artık Ged'in bir parçasıdır ve okuldan ayrılıp yola düşen Ged'i takip eder. Gel zaman git zaman Karanlık Güç Ged'in yerine geçmeye başlar. Bunu engelleyip yok olmamak icin Ged, denizin sonuna doğru yolculuğa çıkar ve ilk ustasının da tavsiyelerini dinleyerek karanlığı yok etmeyi başarır. 

Hikayeden sonra benim dikkatimi celbeden bazı unsurları da paylaşmak isterim. 

19 Ekim 2020 Pazartesi

Kutsal Kitabın Yorumu - Newton ve Var Olmak - Nurettin Topcu

Kitap: Kutsal Kitabin Yorumu

Yazar: Sir Isaac Newton

Çeviren: Aytunç Altındal

16.yy sonu ve 17.yy başında yaşamış olan Newton her ne kadar matematiğin prensipleri gibi bilimsel eserleri ile tanınsa da aslında dönemin egitim almış tüm öğrencileri gibi dini bir temel eğitimden geçmiş ve hiristiyanligin içinde bulunduğu sapkınlıkları akıl ve tarih yoluyla görmüş biridir. Ücleme ve Azizliği reddeden Newton bu çalışmasında incilin son bölümünde bulunan ve doğu kiliselerinin kabul etmediği Yuhanna'nın Vahyi bölümünde eski ahitten Danielden ilham alınarak yazılmış kehanetleri tefsir eder.
Bu kehanetleri yorumlarken hıristiyanlığın hz isa'dan iznik konsili sonrasına kadar sürdüğü yolculuğu dinin geçirdiği degisiklikleri de tarihleyerek hurafelerin hiristiyanliga girisini anlatır. Mesela pagan halkın kutlamalarını aynen alıp hiristiyan isimleri vermek suretiyle halkın hiristiyanliga geçişini kolaylastirmak isterken şimdi kutladıkları hz isanin dogumu, yortusu vs... gibi bir çok kutlamanin aslinda bahsedilen içerikle alakası olmadığını kanıtlar. Bunun gibi Suretlere tapmak da hiristiyanliga sonradan pagan inançtan girmiş ve zamanla azizlik, şehitlik, papalık, vs. gibi kurumlarin dönemin şartlarına göre güç devşirmek için dine sokulduğunu olayları ve tarihleri vererek anlatır. Tabi bunlar vuku bulurken yapılan zulumleri ve savaşları da Danileden esinlenen Yuhanna'nın kehanetlerinin ortaya çıkmış olması şeklinde yorumluyor. Hatta kehanetlerdeki şeytanı temsil eden büyük Fahişenin Kilise olduğunu söylüyor.
Ayrıca kitapta toplumların göçleri ve savaşlarını öyle ayrıntılı paylaşmış ki zaten benim daha önce bildiğim üzere macarların türk oluşu, benim Newtondan yeni öğrendiğime göre de ispanyanin kuzey bölgesindeki Katalanların da türk oluşu gibi bizi doğrudan ilgilendiren bilgiler de mevcut. Türklerin müslüman oluşu ile kehanetlerde ki büyük canavara dönüşmesi bölümü benim de aklıma şunu getirdi ki; dünyadaki Türk kökenli toplumlarin sadece islamla şereflenenlerinin tarihe damga vurmuş olması.... Kehanetlerde ki canavarlar Newtona göre kiyamete kadar hukum sürecek devletleri simgeler.

1 Ekim 2020 Perşembe

Ülkemizin Gelecegi, Ruhun ve Medeniyetimizin Dirlisi - Sezai Karakoc

Kitap: Çıkış Yolu 1, Ülkemizin Geleceği

Yazar: Sezai Karakoç

Yazarın kurduğu diriliş partisi için 92 de yaptığı 2 konferanstan oluşan bu kitap yazarın diğer kitaplarına göre daha pratik bir dile sahip. Daha çok partinin ülke için kurduğu geleceği gözler önüne sermeye çalışıyor.
Osmanlının timur ile yaptığı savaşdan hareketle gerçekleşen olayları dizerek osmanlının o dönem enduluse yardima gidemeyisi uzerinden islamin endulus ve istanbuldan hareketle avrupada birleşerek tum avrupayı kurtarabileceği varsayımından sonra turkiyenin de bu dönemde 4 tarafı tehlikelerle örülü olduğu halde eger kullanmasını bilirse aynı zamanda büyük imkanlar icinde bulundugu ifade eder. Tehlikeler sudur ki; batıdan kendini toplamis bir rusya tehlikesi, avrupa birliginde almanya tehlikesi, guneyde ırkcılikla zehirlenmiş ve birleşmiş bir arap birligi tehlikesi, doğuda teknolojisini tamamlamış bir çin istilası tehlikesi vs... bu tehlikelere karşı turkiyenin tek çıkış yolu panislamizm dir. Yani siyah, beyaz, arap, acem, türk, kürt... 1 dunya savasinda kaybettiğimiz tum topraklar ve ayni zamanda orta asyadaki türki devletler de dahil bir millet oldugumuz gercegi üzerinden birlesmeliyiz. Burda yazarin bahsettiği birleşme ülke sınırlarını birleştirmek değil AB benzeri sekilde ama onu sadece çıkar ilişkisinden ziyade islam medeniyet algısı ile aşan bir birlik olma ülküsü vardir.
Bunu öncelikle yapacak olanlar mutlaka aydınlarımız olmalıdır. Ama Karakoc aydınların da yanlis ülküler sahibi olabileceğini ve bunlarin birbirini tamamlamasi gerektiğini su örnekle gosterir. Osmanli sonrası türk aydınlanması halka ragmen ve dinamikleri toplum icinde olmayan bir aydinlanma sunmaya çalışırken hem kendileri yanıldı hem de milletin pasif direnisi ile karşılaştılar. Mesela istanbul aşığı olan yahya kemalin istanbulu modern ve yuksek binalarla hayal etmiş, peyami safa ise istanbulu sitelesme ve ahsabi bırakıp betonlaşma hayali ile dolu idi. Oysa onlar batıya o kadar yakından bakıyorlardı ki bir bursa sehrindeki sanatı, şiiri ve matematiği göremediler. Simdi ise yüksek binalar ve betonlasma şehirlerimizi öldürdü. Onlar düzgün bir tarihi-sosyolojik tahlil yapamamışlardı.

19 Eylül 2020 Cumartesi

Bir Aksam Gezintisi Degil Bir İstiklal Yürüyüsü ve Gecmisiniz Itina ile Temizlenir Kitapları

Kitap: Bir Akşam Gezintisi Değil Bir Istiklâl Yürüyüşü

Yazar: Ismet Özel


Bildiğimiz gibi Ismet Özel önceden sol düşüncede olsa da sonradan müslüman olmuş ve şiirleri ile Türk şiirinde klasik olmuş eserler veren bir toplum önderi.

Kurmuş olduğu Istiklâl Marşı Derneğinde verdiği Istiklâl Yürüyüşü konuşmalarından derlenen bir kitap olduğu için yaklaşık 500 sayfa boyunca hep aynı şeylerin tekrarını anlamayarak okuyorsunuz. Kitapta bir çok konu "anladınız siz onu, bu meseleyi çok iyi anlamak lazım, eğer söylediklerimi anlamıyorsanız bu sizin eksikliginizden kaynaklanır vs.." gibi ifadelerle kapatılmış. Mesela bir yerde mersinde tren yolu yok diyor başka yerde biri -ama mersinde tren yolu var dediğinde hoca " Ben mersinde tren yolu yok derken mersinin denizciliği gelişmesin diye tren yolu sahile bağlanmıyor diyorum aslında.... Yani hoca mersinde tren yolu yok dediğinde siz o cümlelerin taşımadığı anlamları da anlamak zorundasınız ki bu hem çok zor hem de çok subjektif bir uğraş oluyor. Haliyle de hocanın sıklıkla çok doğru tespitleri ifade ederken bile aslinda hangi konuda tam olarak ne demek istediğini anlayamıyorsunuz.

Ursula Guin'in Yerdeniz isimli kitabında kullandığı şu ifade Özel'i okurken aklıma geldi;

"Kelimelerin anlamlarını saptırıp yanıltabilirler; dikkatsiz bir dinleyiciyi, her biri gerçeği yansıtan ama hiçbiri bir yere varmayan ters sözcüklerle bir labirente çekebilirler."

Kitabın başında bizimki sıradan bir akşam gezintisi değil hızlı hızlı birlikte yürünen amaca giden bir istiklal yuruyusudur dese de kitabın sonunda son konferansa geldiğinde dinleyicilerin kendisini anladıkları noktasında şüphe duyduğu ve boşa kürek çektiği duygusu ile konferansları bitirme kararı aldığını söylüyor.

Sanırım hocayı anlamak için yanlış kitaptan başladığımı kabul etmem lazım. Ismet Özeli anlamak için önce bu kitap gibi laf arası söylenen şeylerin derlendiği bir kitap yerine "Üç Mesele" "Vel Asr" gibi diger fikir kitaplarına bakmanızı kendime de size de tavsiye ederim.

1 Eylül 2020 Salı

Yaz Okuma Senligi 2020 Sonuc

Yaz Okuma Senligi 2020 Sonuc


Okuma sürecime renk katmak icin arada sırada katıldıgım Okuma senlıgıne bu yaz da kitap listesi hazırladım ve bazı kıtaplar degısse de ısın sonunda Senlıktekı katagorılere uygun kıtap bulmayı basardım. Assagıda benım bu yaz Okuma senligi katagorılerıne uyarlamayı basardıgım bazı kıtapların lıstesı ve puan hesaplamam var. Senlık ıle ılgılı bılgı almak ve Guz okuma senlıgıne katılmak ısteyenler Burdan bakabilirler.

Kitaplardan cok azı harıc cogunlugu hakkında bılgı edınmek ısteyenler, soz konusu kıtapların ustune tıklayarak yaptıgım yorumlara ulasabılırler.

herkese iyi okumalar.


 1.Kategori (10 puan):  İsminde “YAZ” mevsimini çağrıştıran bir kelime geçen veya olayların “YAZ” mevsiminde geçtiği bir kitap.

25 Ağustos 2020 Salı

İsrail Lobisi ve ABD Dıs Politikası - İran ve Cevre Jeopolitigi



Kitap adı: Israil Lobisi ve Amerikan Dış Politikası.

Yazarlar: John J. Mearsheimer ve Stephen M. Walt
Sayfa: 610



Akademik bir dergi yazarlara Amerikan Dış Politikası hakkinda bir yazı siparis ederler. Yazı tamamlandiginda dergi makalede Israil eleştirisi oldugu icin yaziyi yayımlamaz ama başka bir yayınevinin bu durum kulagina gider ve yazarlara bu makaleyi kitap olarak basabileceklerini söylerler. Makale her ne kadar dergide yayimlanmamis olsa da bu israil lobisinin kulağına gider ve Lobi yazarları tehdit ve envai yıldırma yöntemleri ile baskılamaya çalışır. Bunun üzerine yazarlar baskiya yenik dusmemek adina kitap teklifini kabul ederler ve makaleyi genişleterek yaklaşık 180 sayfalik kaynakçası ile birlikte çalışmayı 2007 senesinde basarlar.

Gördükleri baskılara rağmen yazarlar kitabı akademik bir üslup ile ve soyledikleri her cümleyi kanitlayarak yazmışlar. Israilin bölgede varolma hakkı olduğu fikrini paylaşmakla birlikte ABD nin dış politikasinin israile odaklanmasının israile de amerikaya zarar verdiğni iddia ederek bu ahmakça politikaları anlayamaz ve bunu sorgular.

Mesele Amerika dış Politikası olunca haliyle konu mecburen Israil Lobisine dayanmak zorundadir çünkü lobi öyle güçlenmiştir ki siyasi alanda çok küçük bir rol almak bile isteseniz amiyane tabirle israil taraftarı olmanız yetmez direk lobinin köpeği olmanız gerek. Kendilerine köpek olmaya razı siyasetçilerin yanına yerleştirdikleri danişmanlarla kontrol eder hatta konuşmalarını bile lobi çalışanları hazirlar. Itiraz den bir sonraki secimde kazanamaz.

24 Ağustos 2020 Pazartesi

Saatleri Ayarlama Enstitüsü ve Durusma

Kitap: Saatleri Ayarlama Enstitüsü
Yazar: Ahmet Hamdi Tanpınar

1901-62 yılları arasında yaşayan yazar uzun öğretmenlik yıllarından sonra edebiyat kongresinde eğitimde Osmanlı edebiyatını reddedip tanzimat eserlerinden öğretilmeye başlanması konusunda tartışmalı bir fikir ortaya atrıktan sonra mecliste milletvekilligi ile ödüllendirilir. Devletin edebiyat fakultesi aracılığı ile bir cok yurtdışı gezisi yapan yazar zaman sonra Rockefeller bursu ile avrupayı gezme imkanı bulmuş. Yazarin hayatini okuyunca 1954 senesinde yazdığı Saatleri ayarlama Enstitüsü kitabinda kendi hayatindan cok fazla sahne olduğunu farkettim.

Yazarın hayatı gibi kitabın konusu da şöyledir ; Gerceğin ne olduğu önemli değildir, sen elindeki gerçeği nasıl kullanılabilir hale getirebilirsin ona bakmalısın. Çok büyük ve hatta saçma bir yalana bile eğer yeterince inanir ve doğru süslersen, doğru çıkar gruplarını ve lobileri arkana alırsan tüm kapilar sana açılır. Ahmet Hamdi Tanpınar son zamanlarında yazdığı bu kitabında yansıttığı Turkiye Cumhuriyetinin kuruluşu ve modernleşmesini iyi anlamış ve güzel bir sembolizma ile okuyucuya aktarmıştır. Sadece yaşadığı dönemin kokuşmuş modernleşmesini değil günümüzde de insan ve toplum iliskilerinde menfaat ve çıkar meseleleri, reklamcılık, uluslararasi ilişkiler ve bürokrasinin kokuşmuşluğunu resmetmiş de olur çünkü insan faktörü aynı olunca yüz yıl da geçse meseleler değişmemektedir.

Kitap katman katman avrupa gündemi ve turkiye tarihini de ince bir şekilde sembollerin içine işlemiş. Freud-Jung arası hararetli Psikaniz tartışmalarında freud'un despotluğu, einsteinin da katildigi kuantum tartışmalarında zamanin izafiligi ve gercekligin sorgulanması. Ayni zamanda yeni cumhuriyetin ve tabi milliyetçilik modası dahilinde tüm devletlerin hem kurulus safhasinda hem sonrasında yeni bir gerçeklik ve tarih tasarlamalarinin işe yaramasinin arkasındaki mekanizmayı...... Yani kitap dönemin kültür, siyaset, bilim bir cok tartismasini siradan halkın yasantisina yansıtmış.

15 Temmuz 2020 Çarşamba

Rus Jeopolitigi - Avrasyacı Yaklasım ve Kudüs ey Kudüs

Rus Jeopolitiği - Avrasyaci Yaklaşım, Aleksandr Dugin


93 senesinde yazilan bu kitap, siyasal bilimlerde hatiri sayilir yer edinen yazarin Rus uluslararasi siyasi stratejisini tarihten bu yana yapilan hatalari da analiz ederek insaa ettigi Avrasya merkezli bir super guc olma tablosudur.

Rusyanin (aslinda tum eski dunyanin) jeopolitik merkezli bakis ile zorunlu dusmaninin ABD oldugu kabulu ile hareket eder. M.Ö. yapılan Pön savaşlarıni baz alarak, karasal güç olan Roma'nın deniz gücü olan fenikeliler (kartaca) ile yaptığı kara-deniz eksenli güç savaşlarini simdiki ABD- Rusya dualitesine benzetir. Incilde de yazdığı üzere Kartaca sadece cikarlari ve maddi kazanc uğruna sekillenmis, cocuklari kurban ettikleri gayriahlaki bir yasamlari vardir. Yazar bunu gunumuz bati ahlakı ile bagdastirarak nasil incile dayanarak Kartacanin mutlak olarak yok edilmesi ifade ediliyorsa gunumuzde de Kartacayi temsilen ABD yok edilmelidir der.

Kartaca ahlakı uzerine ahlaklanmis olan bati asil hıristiyanlığa hermetik kulturden gelen dunyevi anlayislarini yükleyerek protestan bir eskatolojiye sahip anglo sakson kulture dönüşmüştür ve bu süper gücün Avrasya merkezli bir jeopolitik strateji ile yikilabilecegini iddia eder. Yazarin iddiasi odur ki; eger biz ona karsi birlesmez isek o bizi kesinlikle yok edecektir.

Yazarin yukarda yaptigi teolojik ve teorik önkabullerden sonra olusturulacak Avrasya Birliginin zorunlu merkezinin Rusya olmasi noktasinda okuyucuyu ikna etmeye çalışır. Zorunlu merkez Rusyanin etrafinda olusturulan Avrasya birliginin zorunlu tali merkezleri Berlin-Moskova-Tokyo-Tahran-Delhi cizgisidir. Bu cizgiyi Avrasya tarafinda toplamanin zorluğu bir yana özellikle İslam dunyasini bir catida toplama gorevini Tahrana vermesi gibi gercek disi bazi senaryolar mevcuttir.

9 Temmuz 2020 Perşembe

Zihnin Gelecegi ve Gelecegin Fizigi - Michio Kaku

Evde bilime meraklı oglan çocukları olunca ozellıkle hızlanan ve cok hızlı degısen zamanımızda çocukların anlam ve bılgı dünyasını oncelıkle destekleyebilmek ve sonrasında da onlara yetısebılmek adına ben de bilim dünyasına merak salanlardan oldum. Bu minvalde cok deger verdıgım ve gunumuz Türk bilim adamlarından en ıyılerınden biri olduğunu dusundugum İsmail Hakkı Aydın Hocanın hararetle okumamızı tavsıye ettıgı Michio Kaku'nun kitaplarından 2 tanesini gözüme kestirdim.

Gelecegin Fizigi - Michio Kaku

Giriste bir Not dusmek ısterım kı Kaku afaki, fiziken olası olmayan ve bir Labratuvarda prptotipi denenmemis hicbir gelismeyi kitaplarına almamıstır.

Öncelikli olarak Gelecegin Fizigi kitabını okudum. Yazar kitapta Günümüz Fiziginin geldigi noktanın bilinenden daha ötede oldugu ama bir kesimin elinde kaldıgı gibi bir mesajla cıkar karsımıza. Aslında bilim labratuvarlarda öyle hızlı gelismistir ki halk kademeleri bu degısıklıge ayak uyduramıstır. Bu nedenle yazar her baslıgı sımdıye kadar geldıgımız nokta, onumuzdekı 50 senede varacagımız nokta ve 100 yıl sonrakı fızık olarak 3 asamada katagorıze etmıs.

Bilgisayarın gelecegınde Kuantum bilgisayarlarının sogutma sorununu cozme teorilerine, Yapay Zeka denemelerinde geldigimiz ve gelecegımız noktaya, Tıbbın erıstıgı noktadan Nanoteknolojıye, Enerjınin Geleceginden Yıldızlararası Yolculuga kadar bir cok konuya degınır yazar.

Benim en cok dikkatimi ceken alan Nanoteknoloji sayesinde olusan gelecek projeksyonu oldu. Gelecekte vucudumuza enjekte edılen Nano-Ajanlar tıp alanında doktorlarla birebir muhattap olmamızı engelleyecekler. Nano Robotlar ısık hızı sorununu asacagı ıcın uzayda bızden daha hızlı yolculuk yaparak uzak gezegenlere vardıklarında kendılerını cogaltarak ıstenen kolonılerı cok daha rahat kuracaklar. Nano robotlar, lensler ve kucuk gorunmeyen algılayıcılar sayesınde artık bılgısayarlar vucudumuzda olacak ve bu tam bir Tekillikle son bulacak (İnsanla Makınenın birlesmesi). Belki de bu Tekıllık dahılınde cogu ınsan yaratılan hologram dunyalarda Avatarlar aracılıgıyla yasamayı bile tercıh edebılecekler. Dilimizdeki ve cenemızın etrafındakı nanorobotlar aracılıgı ıle Türkce bir cumle kullandıgımızda Nano robotlar onu karsı tarafa ıngılızce olarak duymalarını saglayacaklar kı yabancı dıl ogrenımı tarıhe gececek. Yaslanma mekanızması cozulup nanorobotlar aracılıgı ıle bu mekanızma tersıne ısletılerek hucrelerın yaslanması engellenecek ve sonsuz bır yasam bızı bekleyecek....

1 Temmuz 2020 Çarşamba

Mitologya, Mayalar, Paganizm 1 ve 2

Mitologya, Edith Hamilton

Ozellikle Yunan ve Roma Mitolojisi ile ilgilenenlere hem akademik açıdan ders kitabı misali kaynaklarının güvenilir olmasindan dolayı tavsiye edilen, hem de olayları hikaye ederek anlattiği için konuya yeni başlayanların da anlayabileceği şekilde okuması rahat bir kitaptır.

Youtube'da Erhan Altunay'in her pazar 22 de yaptığı canlı Mitoloji derslerinden öğrenmiştim bu kitabı. Insanoğlunun tarih boyunca kendilerinden cok daha güçlü olduğunu hissettikleri doğa olaylari ve insan ilişkilerini ya da tarihi olayları anlamlandirmak için daha çok edebî bir kultur olarak baslayıp sehirlesme ile sekıllenen nesilden nesile aktardiklari bir unsur Mitoloji. Öyle ki yunan tanrıları aslinda evreni yaratmamistir tersine onlari da evren yaratmistir ve tanrilarin kendileri de acizdir. Bu nedenle mitololik tanrıları eskiden müslüman filozoflar melek olarak cevirmislerdir.

Bir de elimizdeki en eski mezopotamya tabletlerinde once yer ve gök vardı ve onlar ayrildi denmesi, yunan mitolojisinde ilk önce yer ve gök'ün olması, islamda da yaratilisda once yer ve gök vardı Allah onları ayirdi demesi gibi farklı zaman ve coğrafyalardaki inanc ve soylencelerin birbirine bu kadar benzemesi her millete peygamber gelmesi ve ayni vahyi aktarmis olmalari ile açıklanabilir.

Bir diger dikkatimi ceken 2 yunan miti de hz ibrahimin oglu ismaili (phriksos ve iphigeneia) tam kurban edecekken gokten bir koç indirilmesi ve tanriya ısmail (as) yerine koçun kurban edilmesi hikayesinin aynısını bu kitapta yunan isimleri ile okumus olmamdi (Altin Post Miti). Bu kadar birebir benzerlik rastlanti olamayacağına gore 2 ihtimal geliyor akla ya buyuk iskender zamanindaki kulturel etkileşimin etkisi ki zamansal olarak incelenmesi gereken bir teoridir ya da yunana gelen peygamberler de ayni kissalari vahyetmis ama zamanla bunlar nesilden nesile değişmiştir. Yada iki ihtimal de aynı anda mümkündür ;)

İbn Sina'nın Mirası, Yeni Atlantis ve Dünya Sinema Sanayii

Ibn Sina'nin Mirasi, Dimitri Gutas
 
Kitap simdiye kadar denedigim Islam Felsefesini anlama cabalari dahilinde edindigim kafa karisikligini oldukca silen bir kitap oldu keza ozellikle 19. Yy da yazilan ve cesitli nedenlerle! Bize yanlis aktarilan islam felsefesinin yolculugunu Ibn Sina ozelinde bize tam olarak asil kaynaklara dönüp ve metinleri egip bukmeden oldugu gibi anlayarak aktarmistir.
 
Yazar ibn sina'nin kendinden onceki arapca ve yunanca yazilan felsefe geleneginin halefi, kendinden etkilenip olusan osmanli, hindistan ve isfahan okulu gibi bir cok felsefe okulunun da selefi olmasi hasebiyle islam felsefesi alaninda Ibn Sina'nin bir kilometretasi oldugunu aktarır.
 
Ibn Sinanin doğumundan, mezhebinden (doğrusu hanefidir), fikirlerine kadar bir cok bilginin bize yanlis ulastigini iddia eder. Mesela genel kabul gordugu uzere ibn sinanin doğumu icin eldeki yazmalarin ve tarihi cevresel olaylarin analiz edilmesi sonrasi 980 degil 960 senesine kadar geri gidilmesi gerektigini soyler. Ibn sinanin klasik gorusleri olarak bize sunulan bir cok meselede aslinda el yazmalarini ve bu yazmalardaki meselelerin iceriginin zamansal degisikligi gozonunde bulundurdugumuzda yanlis oldugunu, ibn sinanin zamanla kendini yeniledigini ve zamansal olarak baslarda iddia ettigi bazi seylerin ileriki yillarda degistigini bize kanitlar.
 
Gununuze kadar gerek ibn tufeylin yaptigi gibi islam cografyasindaki yanlis ibn sina ontolojisi aktarimindan, gerekse oryantalist bati bakis acisinin "once teoiriyi olustur sonra kaniti bul" tarzinda gelisen vahim 19 yy doneminde gordugumuz bu bakis acisindan dolayi ibn sina cogunlukla yanlis anlasilmis bir filozoftur.
 
Islam Felsefesi (yazar arap"ca" felsefe olarak kullanir bu ifadeyi) okuyan ya da okumaya baslayacak herkesin mutlaka ama mutlaka yazarin cesitli dönemlerde kaleme aldigi makalelerden olusan bu kitabini okumasini tavsiye ederim.

30 Haziran 2020 Salı

Beyaz Gemi, Kitab-ı Endülüs ve Kızılderililer Nasıl Yokedildi?

Beyaz Gemi, Cengiz Aytmatov

Kırgız edebiyatından Cengiz Aytmatovu lise yıllarında Toprak Ana ve Dişi Kurdun Rüyaları isimli iki kitabıyla tanımıştım. O zamanlar bile öyle çok beğenmiştim ki, Aytmatovu her zaman aceleye getirmeden dingin bir kafayla okumalıyım diyerek cok hareketli olan hayatımda uzun süre onun eserlerini okumayı hep ertelemiştim. Karantina zamanlarinda özellikle Tefsir, Tarih ve Mitoloji okuduğum bu günlerde Aytmatov kitaplarindan bir iki tane daha okumaya karar verdim.


Beyaz Gemi eski turk mitolojilerinden Geyik Ana motifini iceren Boynuzlu Maral Ana mitini kullanarak doga ile bütünleşmiş insanin iyilik ve kötülük arasinda kaldığı tabiri caizse insanoglunun varoluşundan bu yana yasadigi döngüyü gözümüzün önune sermiş. Kötülüğe karşı pasif durusun olaylari daha da kotuye götürdüğünü, kötülükle yapılacak olan her türlü mucadelenin içinde bir nebze de olsa kötü eylemler barindiracagini iddia eder yazar. Masum bir cocuk karakteri ile insan oglunun baslangicda karşılaştığı bir kehanete karşı durur.

Velhasıl Aytmatovun kitaplarini tabiki herkese tavsiye ediyorum.


Kitab-ı Endülüs, Ahmed Dag