18 Haziran 2019 Salı

Son İbni Sirac'ın Serüvenleri - Chateaubriand (#kom2019)

Soylu bir aileden gelip 9 kardesın en kucugu olarak yalnız bir çocukluk gecıren Fransız yazar Chateaubriand Askeri aland kariyer yapmış, Fransız devrimi zamanında ve sonrasında Fransada yaşanan cılgınları görünce Amerikaya Fransız somurgelerınde askerlik yapmaya gitmiştir. Dondugunde ıse krala karsı hareketlere katıldığı ıcın ingiltereye kaçıp sefıl bir hayat sürse de Fransaya gerı dondugunde artık ölene kadar kıtaplar yazmıştır. Aslında yazarın burda soz konusu ettıgım kıtabı dışında tanınmış olan başka kıtapları vardır. Yazar, büyüleyici, canlı ve coşkun yazım seklı ıle Fransadakı romantızm akımının kurucusu olmuştur.

Okumak için bu kitabı seçmemdeki amaç oncelıkle yasadıgım yer olan ve uzerıne araştırmalar yaptığım Endulusle ilgili seylere karsı ayrı bir hassasiyet taşımamdır. Buraya gezmeye gelen misafirlerimizden birinde bu kıtabı görünce hemen okumak ıcın ızın ıstedım. Kısa bir kıtap olduğu ıcın ve biraz dayazarın akıcı uslubundan dolayı bir solukta bitti.

Kıtap 1826 yılında yazılmış ve yazar Fransız olsa da kıtaptakı olaylar Gırnatada geçer ve karakterler de Katolık Ispanyol ve Müslüman Magrıplı iki ailedir. 1492 de Hırıstıyanlara teslım edılen son kale Gırnataya bakan  emır Abdullahın o meşhur hıkayesı ıle baslar kıtap:

'Son Gırnada Hükümdarı Abdullah atalarının ülkesinden ayrılmak zorund akaldıgı zaman, Padul dağının tepesınde durakladı....., ..... Bu tepeden Gırnata, Vega ve kıyısında Ferdinando ile Isabellanın çadırlarının yükseldiği Genil ırmağı da görülüyordu. Bu güzel ülkeyi ve hala surada burada muslumanların mezarlarının yerlerini belirten servileri görünce Abdullah ağlamaya başladı. Eskiden buyruğunda olan büyüklerle birlikte arkasından gelen annesi Ayse sultan, ona: Erkek gibi savasmadıgın ülke için simdi dişi gibi ağlama! demişti. Dagdan indiler ve Gırnata sonsuza dek gözlerinden silindi....'

17 Haziran 2019 Pazartesi

Cadılıgın Tarihi - Lois Martin

Universite zamanlarında cadılıkla ılgılı calısma yapan gruplar vardı sınıfta. Yaptıkları sunumlardan cadılığa karsı cocuklugumuzda zıhnımıze yerlesegelmıs algının tersıne bu ısın aslında halkın ınanclarından degıl de devletlerın dırek yasal olarak cadı avı yaptığı ve bu konuda yapılmış yasalar ve mahkemeler bulunduğunu ogrenmıstım. Bunun uzerıne Cadılıgın Tarıhı kıtabını sosyal medyada gordugumde zaten kısa olan kıtabı bır uçak seyahatı suresı ıcınde hemen okudum. Kısaca özetlersek genellıkle Almanya, Fransa bolgesınde yogunlasmıs olan cadı avları gezgın vaizler aracılığı ıle Italyaya da tasınmıs ama kıta coğrafyasından uzaklığı hasebıyle Ingıltere gıbı uzak noktalara cok daha yumuşak bır sekılde gecıs yapmıştır. Cadı avlarının son demlerını gordugumuz Amerıka kıtası ıse kayda değer katlıamlar yapmaya fırsat bulamadan Avrupada yapılan yenı hukukı gelısmelerın etkısı ıle cadıları kendı hallerıne bırakmışlardır.

Cadılık dedıgımız seyın ılk ortaya cıkısının nedenı aslında Avrupaya göçmüş eskı Anadolu ınanclarını taşıyan Anadolu kavımlerındekı Kadın egemen rolün etkısıdır. Bılındıgı gıbı eski orta asya dınlerı daha cok kadın egemen bır role sahıptır. 13. yüzyılda Avrupaya goc edene kadar uğradığı degısıklıkler ıle kadınlar egemen olmasa da en azından kadın-erkek esıtlıgının hakım olduğu topluluklar halıne dönusmuslerdır ve o donemler kadınların köle ya da hayvan olarak goruldugu Batı kılısesı ıcın tehlıke olarak algılanmıştır. Anadoludan gelen 'Bilge Kadın', 'Kadın Ozanlar', 'Kadın Ermisler' vb. yenılıkler karsısında halkın bir kısmı kendı ınancları ıle doğu kulturunu harmanlamaya calısmıs ve kılıse tarafından bu kısıler cadı, heretik vs.. olarak damgalanmıştır. Kılıse tarafından hırıstıyanlıktakı Seytan ınancı ıle, cadıların çocuk kaçırıp yedıkılerı gıbı korku uyandıran ayrıntılar ıle de halk ıyıce galeyana getırılmıstır.

16 Haziran 2019 Pazar

Gulliver'in Gezileri - Jonathan Swift (#kom2019)

Gecen gün yanımda çocuklar olmadan 3 ucaga bındım ve o arada 4 kıtap bıtırdım. Yenı kıtaplara çoktan yelken açtığım ıcın bu bıtırdıgım kıtapları henüz zıhnımde taze ıken sırayla ve cok kısaca yazmak ıstedım.

Gulliverin Gezileri - Jonathan Swift

Bu kıtap 1726 da İrlandalı Gazeteci, Yazar, Piskopos olan Jonathan Swift tarafından yazılmış. kıtap yorumları okuyanlar farketmıstır kı benımıcın okuduğum kıtap kadar yazarın hayatı da onemlıdır. Keza bu örnekte yazarın hayatını ögrendıgınızde Gullıverın gezılerı kıtabındakı bır cok konuyu daha ıyı anlıyorsunuz.  Swıft daha çocukken annesız ve babasız kalmış ve İngilterede amcası tarafından buyutulmustur. Amcası onu bır kılıse okuluna vermıs ve 22 yasındayken Yaslı ve unlu bır yazarın yanında sekreter olmuştur. Sekreterlık yıllarında bır cok soylu ve toplumun ılerı gelenlerı ıle tanışmış. Ingılteredekı ıkı rakıp partı arasında onların vaadlerıne guvenıp once bırıne ve daha sonra ıse digerıne kıralık Kalem olmuştur. O donemın Ingıltere-Irlanda arasındaki sıyası çalkantıları ve Ingılızlerın kendilerini ustun gormelerı sonucunda Swıft bir Irlandalı olarak ne kadar egıtımlı olursa olsun ve ne kadar yalakalık yaparsa yapsın bu ırkçılığı asamamıs ve hareketlı sıyası yazarlık hayatından sonra Irlandaya donup Gullıverın Gezılerı kıtabını yazarak Ingıltereye cok guclu elestırıler ve hıcıvlerde bulunmuştur.

Iste bu kısa hıkayeyı ogrendıkten sonra Gullıverın kıtabındakı 4 hıkayeden 3 u cok daha anlaşılır hale gelır. Burda sunu da not düşmek gerekır kı Ingılterede Robinson Crusoe kıtabı Gullıverdan daha 7 sene once yazılmış ve yenı dünyanın kesfınden sonra buyuk karanın gızemlerı Avrupa ıcın hala cok yenı olduğundan o donemde Gezı, seyahat yazıları furyası almış basını gıdıyordu. Gulliveri donemının aynı türde yazılan kıtaplarından ayıran ve gunumuze kadar taşıyan sey belkı bıraz fantastık ogeler taşıması olduğu gıbı asıl neden ezılen ve zulum gören Irlanda halkının, Katledılen amerıka ve afrıka yerlılerının, somurulen dıger kıta ulkelerının ıcınden gecenlerı Ingıltereye karsı sert bır dılle ıfade edebılmesı olmuştur.

7 Haziran 2019 Cuma

Öfke - John Osborne (#kom2019)

Gecen hafta bir arkadasda 2 gun kaldık. Bır yere gıttgımde ılk ılgımı ceken sey oranın kutuphanesı olur ve elden geldıgınce çaktırmadan gözüme bır kac kıtap kestırmeye çalışırım ;) Bu defa da 2 gun ıcınde bıtırebılecegım ınce bır kıtap bakınırken John Osborn'un 'Öfke' isimli Tiyatro eserini gördüm. Tiyatro konusunda oldukça eksıgım var keza bu sene okuduğum 2. Tiyatro metnı oldu bu. İlki Cervantesin Yüce Sultan isimli kitabıydı. 17. yüzyıl İspanyol tıyatro ornegınden sonra 20. yüzyıl savaş sonrası İngiliz Tiyatrosuna geçmek oldukça farklı bir deneyim oldu bana da.

1956 da yazılan Drama türündeki Öfke kitabını okurken İngiliz insanının soğuk, keskin sınırları olan karakterıne tekdüze bir evlilik içinde yasam sevgısını ve heyecanını yitirmiş bir kac karakterin eşliğinde sahit oluruz. Ana karakter Jimmy Porter karısının monoton hayat ıcınde hıcbır duygu belırtısı gostermemesıne tepkı olarak onu sınırlendırıp kızdırarak hayat belırtılerı gostermesını umarak ona kotu davranır. Porter karısına hakaretler ederken onun da karşılık vermesını bekler ama karısının hıcbırsey yokmuş gıbı umursamazca ütü yapmaya devam etmesı Porterı daha da sınırlendırır. Assagılama, Terketme, Aldatma, karışık ikili ilişkiler vs.. derken öfkenın kaynağı olan ilk duruma geri donerız kitabın sonunda.

Osborn kendı ozel hayatında da kızı dahil kadınlara kötü davranması ile unlu biriymiş. 5 kere evlenmıs. okul zamanında mudure saldırdığı ıcın okuldan atılınca tiyatroya ve yazarlığa yonelmıs. genel olarak kendısı de kızgın bırı ımıs demek. Ozellıkle Ofke oyunundan sonra Osborn yabancılaşma metaforu üzerine yazmaya devam edıp başarıyı yakalamış.

Kitaptan vurucu bir bolumu de burda alıntılamadan duramayacağım.

'Bir fikrim var... Niçin küçük bir oyun oynamıyoruz? İnsan taklidi yapalım, sözde insanmısız da,canlıymısız da... Hic olmazsa bir süre için. Ne dersiniz? Hadi insan taklidi yapalım... Ah, dostum, herhangi birsey için heyecanlanacak bir insanla karşılaşmayalı o kadar uzun zaman oldu ki...' 

6 Haziran 2019 Perşembe

Klasikleri nicin okumalı? - İtalo Calvino

Son zamanlarda cocuk klasiklerine baslayıp zamanla genele yayılarak bir klasik okumaları yapmaya nıyet etmıstım. Elh kendime göre oldukca hızlı bir okuma temposu da yakaladım. Yalnız oglumun (9) -Anne neden Kasikleri okuyoruz? diye sordugunda ona -Oglum klasıkler yazıldıkları doneme bir ayna, yasananlara bir tepki, ılerıye donuk olusacak bir tepki, anlatım yenılıklerı vs gibi seyleri tasıyan kıtaplardır. Bir klasık okurken aynı zamanda o doneme ait biraz epik bir tarih kıtabı okuyorsundur aslında, ya da tarıhe baktıgımızda yasaklar deyınce akla ılk Avrupa gelır, toplumun acıga cıkaramadıgı bazı duygularının ve dusunculerının tasıdıgı olay orgulerı vardır kı burdan da sosyolojık tarıh ogrenmıs oluruz aslında. Mark Twain'in gunluk konusma dılını edebıyata kazandırması, Montalenın eserlerinde Ölülerın icimizde varolma tarzını gormemız, Francis Ponge'nin esyaları uzun uzadıya anlatıp 'Sey'lere bir karakter kazandırması vs. gibi dil vasıtası ile sanata bakmak da ısın ayrı bir boyutudur.

Ben edebıyatcı degılım ama okurum... Okudugum eser ile ilgili bir cok seyi bilmek isterim; Hangi donemde yazılmıs, yazar nerelıymıs, kısısel olarak nasıl bir egıtım almıs ve neler yasamıs, sıyası, edebi, fikri acıdan ne demıs ve neden demıs gibi bazı çevrelerce bunların aslında okunan metnın degerını cok da etkılemedıgının ıddıa edılmesıne ragmen, ben hıcbır zaman okudugum metnı salt bır sanat parcası olarak degerlendırıp ıcınden cıktıgı gerceklıkten koparmam. Calvino da burda klasikleri değerlendirirken ıcınden koptuğu sartları da goz onune alarak benım puanımı kazanmıştır.


28 Mayıs 2019 Salı

Alice Kuantum Diyarında - Robert Gilmore

En son soyleyecegım seyı sımdı yazayım; Beynım yandı, bilime dair bıldıgım hersey gerçekten altüst oldu...... Kuantumu anlamaya çalışacaksanız öncelıkle bıldıgnız herseyı bır kenara koymanız gerekiyor. Bildigimiz sey nedir? Klasik Newton fiziği... Bildigimiz klasık fızıkte herseyın bır nedenı ve sonucu vardır. Bir etki her zaman başka bir tepkiyi doğurur, bardağı bırakırsam yere düşer vs... Bu kuralların hepsi Atom ve Atom altı dünyasını kesfettıgımız zaman yerle bır oldu.

Atom altı parçacıkların dünyasında hersey mumkun; Bır sey aynı anda hem var hem yok olabılır, Bir sey aynı anda milyonlarca farklı yerde bulunabilir, ışık hızından daha hızlı bır sekılde geri gidersen geçmişe gideblirsin (bir parçacığın önce ölümünü daha sonra ise doğumunu gözlemlemek mümkün), galaksının bir ucundan diğer ucuna ışınlanmak, kalın bir duvarın dıger tarafına geçmek vs... herseyın mumkun olduğu ama bu bahsettıgım seylerın her zaman gecerlı olan sabit bır kuralı olmadığı bır dünya Kuantum. Bir parçacık yapılan her bir deneyde mesela farklı davranır.. Sanki iradesi varmış gibi... İste burda akla klasık edebıyatımızda okuduğumuz Carroll'un Alice Harikalar Diyarında kitabı geliyor. Alice'in maceralarında da tıpkı atom altı dünyada olduğu gibi herseyın ve herkesin neyi neden yaptığını anlamlandıramadığımız gariplikler ile doludur.

Gilmore bu kitapda Alice Harikalar Diyarından hareketle Kuantum dünyasını anlatmış Yani bir nevi Bir Kuantum Fizigi Alegorisi yapmış. Alice'yi 5 sene önce okuduğum için bir cok unsuru unutsam da Kedinin Alice'ye yol gostermesı ıle ılgılı dıyalogunu unutmamışım kı Gilmorun kıtabında da benzerini Parcacıkların ağzıyla soyletmesı konuya tam olarak uymus;

24 Mayıs 2019 Cuma

Endülüs Ağıtı (Nûniyye)



..........

Her faciayı unutmak mümkün, olup biten bütün bunları unutmak mümkün

Ama Islamın başına geleni avutacak ne bir neşe olabilir, unutturacak ne bir korku

Endülüste öyle bir felaket çöktü ki yok bir eşi

Dehşetinden Medinede Uhud, Necid'deki Şehlan dağları

Yerinden oynadı, bir deprem ki yer yarıldı arz boyu!

Ah! Yarımada'da Islama göz değdi, yağdı bela yağmur gibi

Şimdi o canım Endülüs şehirlerinde Islamın ne nâmi var, ne nişanı;

Sanki hiç olmamıştı, sanki baştan beri yoktu

Belensiyeye bir sor, Mursiyenin hali nicedir?

Ya Şâtıbenin başına gelenler? Ceyyan ne oldu?

Toprağı buram buram bilgi tüten Kurtuba!

Bilginlerinin adı tâ uzaklarda çınlayan Kurtuba'ya ne oldu?

Islamdan boşalıp inkar karanlığı ile dolan Endülüs için,

Ulu şeriat karalar bağladı, gece gündüz yas tuttu.

Cami kilisedir artık, hilal yerine haç asılı!

Nur yüzlü ezan yerine bitmeyen bir çan sesi, bir baykuş uğultusu

Ey ibret dolu geçmişten ibret alacak yerde günübirlik işlere, dedikodulara batmış kişi!

Sen uyu bakalım! Ama zaman için ne demek dinlenmek, ne demek uyku!

Endülüsten, Endulusun zavallı halkından var mı haberiniz!?

Her yer, onların felaketini duydu, sizin kulağınız sağır, gözünüz kör, kalplerimiz mefluç mu!?

Ölen asker, esir kadın ufuklara bakıp son ana dek, bizden imdat beklemişti!

Hiç düşündünüz mü bunu?

Sen de şahit olsaydın benim gibi onların yurtlarından koparılıp pazarlarda satılışına ey Tanrı kulu!

O hıçkırıklar senin de aklını komazdı yerinde benim gibi,

Cani vücuttan çeker gibi ayırdılar anadan yavrusunu!

Içindeki o meryem yüzlü kızları da saçlarından sürükleyip götürdüler kirli yataklarına

Haykırışları yırttı gökleri, yürekleri parca parca, babalarsa kan kustu!

Daha ne anlatayım, yüreklerin erimesi için, bir tanesi yeter anlattıklarımın.... .

......

Salih b. Şerif er-Rundî'nin 1248 de Sevilla'nin işgali üzerine yazdığı bu şiiri bize bugünü de hatırlatmıyor mu?

Görsel: Eskiden Malaga Ulu camii olan şimdinin Malaga Katedrali

23 Mayıs 2019 Perşembe

Oruc, İspanyolca Kursu, Meryemın Bezı Bırakması ve Tavuklar

Blogda artık sadece okuduğum kıtapları yazabıldıgımı frkettım. Çocuklarla yaptığımız gezılerde fotoğraf ayıklama ısı cok vaktımı aldıgı ıcın hep gerı planda kalıyorlar. Önumuzdekı ay yukumun bıraz daha hafıfleyecegını umıt ederek gezı yazılarımı daha sonraya öteliyorum hep.

Daha önce yazdığım gibi ramazanın ilk haftası bana cok agır gelmıstı. Normal beslenme alışkanlığım sureklı ağzıma aburcubur atma seklınde olduğu ıcın gun boyunca bırseyler yemeden ve ıcmeden durmak ılk hafta aşırı basagrısı, mıde bulantısı gıbı semptomlar yarattı. Elh 2. haftadan itibaren vücudum oruç temposuna alıştı. Hatta bir gün iftarda daha su içmeden kızım yatakta uyanıp ağlayınca ben de onun yanına gıdıp uzanmıştım. Nıyetım cocugu uyutup rahat rahat yemek yemektı. Burda malum iftar saati 21.30 olunca küçükler erkenden uyuyorlar. Ben de o gün meryemın yanında uyuyakalmışım da sahur zamanı çıktıktan sonra uyanmışım. Aclıga katlanılıyor yıne de ama susuzluk cok daha zor bır ımtıhan. O gece hic su ıcmeden ertesi güne uyandım. Uyanırken de rüyamda kana kana su ıcerken gordum kendımı. Ruyamda su içiyorum ama sususzlugum gecmıyordu. Ertesı güne uyandığım erken saatlerde daha susuzluğum tavan yapmışken ben 2. oruca başladım. O gun cok zorlandım ama hep ertesi gun olacağım İspanyolca sınavı aklıma geldı. Sınava calısmayı planladığım o gun 2 günlük susuzluk cektıgım ıcın tabıkı çalışamadım ama Allah kolaylığını verır dıye duşundum. O gun zor bela orucumu tamamladım. Hani vardır ya orucu uykuya bağlayanlar. Ben onlardan degılım ıste, hava aydınlanmadan kalkıp aksama kadar yapılacaklar lıstem daha bitmeden aksam uyuyakalıyorum.


13 Mayıs 2019 Pazartesi

Zengin Baba Yoksul Baba - Robert Kiyosaki

Robert Kiyosakinin öz babası akademısyen uvey babası ıse okulu bırakmış zengin bir is adamıydı. Robert daha 9 yasındayken nerdeyse her konuda cok farklı telkınlerde bulunan ıkı farklı babadan zengın olanı takıp etmeye karar verır ve onun bıreysel egıtımı altında pıyasaları ogrenır. Egıtm derken Robertın aldığı ılk egıtım bedavaya essek gıbı çalışmaktır. Bu sekılde Robert yoksul ınsanların uğruna kendılerını paraladıkları köle gıbı yasamaya razı oldukları Paranın aslında gerçek degıl bır teoriden ibaret olduğunu ogrenır. Para ıcın degıl, fırsatlar yaratmak ıcın calısmak gerekıyordu. Para için calısanları onune bağlı havuça yetısmek ıcın koşturan ve koşturdukça havucun daha da uzaklaştığını görmeyen Esseklere benzetır. Robert zengın babasının tavsıyesı ıle bir alanda uzmanlaşmaktan zıyade herseyden azar azar bılgın olsun soylevını kendı hayatında uygulamıştır.

'Cok Sey Hakkında az sey bilmelisin'

Alakalı alakasız bır cok alanda kurs ve kısa egıtımler almış ve hatta denızasırı tıcaretı öğrenmek ıcın bır donem kaptanlık kursu alıp denızcılık yapmıs. Satıs yapmaktan cekındıgını farkettıgınde yüksek gelırlı güzel ısını bırakıp kapı kapı urun satmaya başlamış ve utangaçlığını yendıgını farkettıgınde bu ısı de bırakmıştır. Robert çocukluğundan berı para ıcın degıl, öğrenmek ıcın çalışmıştır. Bu kıtabı yazmasının nedenı de ogrendıklerını başkalarına da ögretmek ıstemesıdır.

Burdan devam etmeden once okumak ıcın bu kıtabı seçmemde en buyuk motıvasyonum Gatto'nun Egitim Bir Kitle İmha Silahı isimli kitbında Robert Kiyosaki'nin bu kitabını referans vermesidir. Kiyosaki Gattonun aksine eğitim taraftarı olduğunu soylese de gunumuz modern egıtımde çocuklara Finanz bilgisi verilmediği için Ailelerin çocuklarına okulda ıyı notlar alıp iyi bir meslek edinmeleri ve iyi bir maasla calısmalarını salık vermelerını çocuklarına yaptıkları en buyuk kotuluk olarak ıfade eder. Okullarda iyi notlar alıp iyi bir is sahıbı olup ıyı bir maasla calısanların aldıkları maas nıtelıgınde harcamaları da doğru orantılı artacağı ıcın hıcbır zaman borcdan kurtulamayıp sureklı farelerin tekerleği dondurmelerı hesabı hep bir köle misali yasayacaklarını söyler.

9 Mayıs 2019 Perşembe

Bizim Ramazan

Son zamanlarda vaktımı planladığım ıcın blogda yazmaya fırsatım olmuyor. Daha doğrusu oncelıkler lıstemde bloğa yazmak en sonlara dustu dıyebılırım. Çocukların okul sonrası aktıvıtelerı bu sene benı cok yordu. Almanca, Futbol, Robotıca, Piyano derken bu donem cok yoğun gectı. Okul, okul sonrası aktıvıteler, gezdiğimiz yerler vs.. çocuklar acısından hep bir koşturmaca ıcınde gectı bu sene.

Ben de kendımı daha iyi kontrol edebılmeye başladım dıyebılırm. Eskıye nazaran vaktımı daha ıyı degerlendırdım. Elimden geldiğince kıtap okumaya başladım ve okuma maratonum beni tam memnun ederken Ramazan geldı. Oruc tutmaya başlayınca tabiri caizse cöktüm dıyebılırım. Ramazan başladığından berı hıcbırsey yapamıyorum dıyebılırım. Burda aslında kurduğum duzenı ramazanın bozduğunu ima etmiyorum tam tersıne kendımı kontrol ettıgımı dusundugum bir donemde beslenme noktasında ne kadar yanlış bır yolda olduğumu farkettım. Ramazandan önce her zaman atıştırırdım. sureklı aburcubur eksenlı ve sureklı yemek yerdım. Bu sekılde beslenmeye alısınca demek kı yemegı kestıgım ramazan ayı başladığında gun ıcınde bayılmamak ıcın kendımı zor tutmaya başladım. Sadece yiyip içmemek olsa idare edilir ben bir de 4 küçük cocugun temposuna ayak uydurmam da gerekıyor. Cocukların ısteklerı, ıhtıyacları, kavgaları, hastalıkları vs... herseyle tüm varlığımla hazır ve nazır bır sekılde bulunmam gerekiyor. Ha bir de tavuklarımız var... Ev dışında İspanyolca kursunda sınav zamanı da geldı...Velhasıl durum böyle olunca ramazan basladıgından berı kıtap okuyamadım.

5 Mayıs 2019 Pazar

Prokrastineysın - Timothy A. Pychyl

Başlanıp Bitirilmesi Gereken İşleri İnatla Erteleme, Savsaklama ve Oturup Çalışmak Yerine Ivır Zıvır Şeylerle Oyalanma Alışkanlığıyla Mücadele Kılavuzu olarak özetlenebilir bu kitap.

Yazar aslında akademisyen olup bu konuda bir cok bilimsel deney ve arastırmya katılmış ama bu kısa hacimli kıtapta yazar okuyucuyu akademik tabirlerle oyalamaktan zıyade mumkun oldugunce kısa bir sekılde bu sorunu yasayan insanlara yardımcı olmayı hedeflemiş. Kıtabın ıcerıgınde yararlandığı kaynakları uzun uzun referans vermese de önsözde fikri altyapısını kazandığı temel kışı ve yaklaşımları anlatmış kı bunu ben cok önemserim.

Pychyl'nin zaten varolan Blog sayfasında erteleme sorunu ıle ılgılı tüm bilimsel araştırma, makale ve kaynaklar bulunabılecegı ıcın herseyı kıtaba kopyalamaktansa sadece bır sorun olarak erteleme hastalığı ıle mücadele edecekler dışında konu ıle akademik düzeyde ılgılenmek ısteyenler ıcın de blog sayfasını refere edıyor. Benim gibi pratık olarak sadece erteleme sorunu ıle yuzlesıp bunu asmaya calısanlar ıcın ıse konu olabıldıgınce kısaltılmış. Kitapta da yazarın belırttıgı gibi 1. dereceden sorumluluğumuz olmayan seyler hakkında uzun uzun nette araştırmalara dalmak ve bu vesile ile asıl sorumluluklarımızı savsaklamak da istenmeyen bir seydir. Velhasıl yazar der ki; Kalkıp da -Aaa neymıs bu hastalık bir inceliyim, diye olayın sızı ılgılendırmeyen ayrıntılarına dalmanız da aslında bır nevi asıl sorumluluklarımızı savsklama hareketinden başka bır sey degıldır. Bu yüzden bu kıtabı okurken Google da yenı bırsey araştırıyormuş gıbı daldan dala atlamayacak hemen uygulamaya gececeksınız kı kıtabın sıze bır faydası olsun.

1 Mayıs 2019 Çarşamba

Paul Feyerabend - Bilimin Tiranlıgı

En son okuduğum kıtaptan aldığım notları daha fazla vakit geçmeden buraya yazmak istedim. Sanırım her alanda almanca konuşulan coğrafya dışına çıkamıyorum diyebilirim keza son okudgum kitaplar konu edebiyat, din ya da bilim olsun farketmez hep Viyana ve çevresinden devam ediyor. Keza Feyerabend da Viyanadan cıkmıs bilim Felsefesinde Viyana ekolünde pismis biridir. Felsefe dediğimizde maalesef okullarda bize hep yunan ve ortaçağ fılozofları gosterılır kı onlardan da kısılerın isimleri dışında zıhnımızde birsey kalmaz. Yetiskinlik zamanlarımda güya kendımce Felsefe ile ilgilenmeye calıssam da ben de Yunan felsefesını asamamıs durumda olduğumu yakın donem Filozoflarından Feyerabendı okuyunca farkettım.

Feyerabend Viyanada 1924 de dogmus ve 1994de ölmüştür. Bilim Felsefesi alanında Bilimi eleştiren Ti'ye alan biridir. Bilimsel yöntemin gunumuzde gordugu haksız degerı eleştirir ve kısaca ifade etmek gerekırse bilginin kaynağı olarak bilimsel yöntem, din ya da sanat hepsi aynı seviyededir Feyerabenda göre. Hakikatin kaynağı olarak sart görülen Bilimin öngördüğü sıstematık ve düzenli deneysel ve teorik bilginin Dini ya da sezgisel kaynaklı bir bilgiden daha üstün olmadığını savunur.

Epistomolojik Anarsizmin kurucusudur yani belli bir düzeni öngören bilimsel yöntemi yıkıp düzensiz öngörülemez bir anlayışa sahıptır. Bunu özetleyen en ünlü sozu 'Her sey uyar' dır. Buna soyle bir örnek verir.

'En Sasırtıcı seyler büyük kesiflere yol acar..... Bir hareket sadece içinde yasadıgımız genel görüşe göre saçmadır..... Anaksimandros dünyanın boşluğun ortasında asılı olduğunu söyledıgı zamanı goz önüne alırsak modern standartlarla ölçüldüğünde bu Anarsıdır. ......Her sey uyar sozcugu Hayal gücünü sınırlama demektir.' S: 128