9 Temmuz 2020 Perşembe

Zihnin Gelecegi ve Gelecegin Fizigi - Michio Kaku

Evde bilime meraklı oglan çocukları olunca ozellıkle hızlanan ve cok hızlı degısen zamanımızda çocukların anlam ve bılgı dünyasını oncelıkle destekleyebilmek ve sonrasında da onlara yetısebılmek adına ben de bilim dünyasına merak salanlardan oldum. Bu minvalde cok deger verdıgım ve gunumuz Türk bilim adamlarından en ıyılerınden biri olduğunu dusundugum İsmail Hakkı Aydın Hocanın hararetle okumamızı tavsıye ettıgı Michio Kaku'nun kitaplarından 2 tanesini gözüme kestirdim.

Gelecegin Fizigi - Michio Kaku

Giriste bir Not dusmek ısterım kı Kaku afaki, fiziken olası olmayan ve bir Labratuvarda prptotipi denenmemis hicbir gelismeyi kitaplarına almamıstır.

Öncelikli olarak Gelecegin Fizigi kitabını okudum. Yazar kitapta Günümüz Fiziginin geldigi noktanın bilinenden daha ötede oldugu ama bir kesimin elinde kaldıgı gibi bir mesajla cıkar karsımıza. Aslında bilim labratuvarlarda öyle hızlı gelismistir ki halk kademeleri bu degısıklıge ayak uyduramıstır. Bu nedenle yazar her baslıgı sımdıye kadar geldıgımız nokta, onumuzdekı 50 senede varacagımız nokta ve 100 yıl sonrakı fızık olarak 3 asamada katagorıze etmıs.

Bilgisayarın gelecegınde Kuantum bilgisayarlarının sogutma sorununu cozme teorilerine, Yapay Zeka denemelerinde geldigimiz ve gelecegımız noktaya, Tıbbın erıstıgı noktadan Nanoteknolojıye, Enerjınin Geleceginden Yıldızlararası Yolculuga kadar bir cok konuya degınır yazar.

Benim en cok dikkatimi ceken alan Nanoteknoloji sayesinde olusan gelecek projeksyonu oldu. Gelecekte vucudumuza enjekte edılen Nano-Ajanlar tıp alanında doktorlarla birebir muhattap olmamızı engelleyecekler. Nano Robotlar ısık hızı sorununu asacagı ıcın uzayda bızden daha hızlı yolculuk yaparak uzak gezegenlere vardıklarında kendılerını cogaltarak ıstenen kolonılerı cok daha rahat kuracaklar. Nano robotlar, lensler ve kucuk gorunmeyen algılayıcılar sayesınde artık bılgısayarlar vucudumuzda olacak ve bu tam bir Tekillikle son bulacak (İnsanla Makınenın birlesmesi). Belki de bu Tekıllık dahılınde cogu ınsan yaratılan hologram dunyalarda Avatarlar aracılıgıyla yasamayı bile tercıh edebılecekler. Dilimizdeki ve cenemızın etrafındakı nanorobotlar aracılıgı ıle Türkce bir cumle kullandıgımızda Nano robotlar onu karsı tarafa ıngılızce olarak duymalarını saglayacaklar kı yabancı dıl ogrenımı tarıhe gececek. Yaslanma mekanızması cozulup nanorobotlar aracılıgı ıle bu mekanızma tersıne ısletılerek hucrelerın yaslanması engellenecek ve sonsuz bır yasam bızı bekleyecek....


Özellikle Kuatum teknolojısı ıle Atomları manupule edersek duvarladan gecebılır yanı gerceklıgı kendımıze gore yenıden kurgulayabılırız. Atom artık Programlanabilir bir Madde olur. Bulasık makınesı buyuklugunde bır Cogaltıcı yaparak istedigimiz atomları ıstedıgımız maddeye donusturebılırız. Tabi bunların hepsının bir de etık tartısmaları ve Kendını cogaltan nanorobotların arızalanıp cogalmayı durduramadıgı vakıt olusacak gri kusmuklar aracılıgı ıle dunyanın sonunu getırme gıbı buyuk rısklerı de var. Bu mekanızmaların ve benzer bir cok konunun ayrıntılı acıklamasını merak edenler kitabı alıp okuyabılırler.

Kıtaptan 2 alıntı eklemek ıstıyorum buraya:

"Önümuzdeki 50 sene icinde Nanoteknoliji bizi alıcılarla donatacak, bunlar çevreye dağılmış olacaklar, görünmeyecekler. Bilinçaltımızda olacaklar, devamlı olarak bizi koruyacak ve bize yardım edecekler! Sokaktan aşşağıya yürüyeceğiz ve herşey bize aynı görünecek, o kadar ki, nanoteknolojinin etrafimizdaki dünyayı nasıl bu kadar değiştirmiş olduğunu hiçbirzaman bilmeyeceğiz."

"Bilim ve Teknoloji Refahın Motorlarıdır. Elbette bir kimse bilim ve teknolojiyi görmezden gelmekte özgürdür, ama bu yalnızca kendini riske atmaktır. Siz ilgilenmiyorsunuz diye dunya yerinde kalmayacak. Bilim ve teknolojideki son gelismelere hakim olmayabilirsiniz, ama rakipleriniz olacak.!"

Gelelim yazarın okudugum diger kitabına:


Zihnin Gelecegi - Michio Kaku


Bu kitapta da öncelikli olarak Bilicin ne oldugu sorusu ile karsılasıyoruz cunku Bilic hala daha anlayamadıgımız, tanımlaymadıgımız bır unsur.

19. Yy da Amerikada bir demiryolu inşaatında patlayan bir dinamitin etkisiyle bir demir cubuk calisanlardan Cage'nin gozunun altindan girip beynin ön lobunu parçalayıp gecmistir. Bu olaydan sonra hayatta kalan Cage'nin karakteri degismis daha once sevecen, iyi, yardimsever bir insan olan hasta, kazadan sonra ağzı bozuk, insanlara kotu davranan, bencil birine dönüşmüştür. Bu olaydan sonra sinir bilim alaninda derin arastirmalar baslamis ve bilim adamlari ruhun bedene sonradan girip çıkan Ruh-Beden dualizmine dair eski inanca karşı, ruhun aslinda beynimizde olduğu fikrini gelistirmeye baslamislardır. Her ne kadar ısın sonunda beyne yonelık bılgılerımız artmıs olsa da yakın zamana kadar bir cok ınsana bilinc arastırmaları dahılınde ıskence yapılmıs, bu mınvalde daha ınsaflı doktorlar beynı ıncelemek ıcın mezar soygunculuguna baslamıslardır.

Velhasıl kanunlar ıle ıskencelerın onune gecemeseler de zamanla gelıstırılen teknolojı ve aletlerle doktorlar artık gonulluler uzerınde kımseye zarar vermeden calısmalarına devam edebılıyorlar.

Bir zamanlar beynı bir bılgısayara benzetmıs olsalar da beyın bılgısayardakı gıbı bılgı yukleme seklınde degıl, noronlar arası baglantılar ıle ogrendıgınden kesınlıkle bır bılgısayar kadar basıt degıldır.

Yazar bilinci katagorılere gore ayırır. Insan, beynın ön Lobunun daha cok gelısmıs olması hasebıyle topluluk halınde yasayabılen dıger hayvanlardan farklı olarak gelecegı planlayabılme ozellıgı ıle farklıdır.

Yazar zihni anlamak ıcın insanın evrımınde gerıye gıdıp ne oldu da beynımız su ankı halıne geldı diye sorar ama bir neden bulamadıgı gıbı nasıl oldugunu da anlayamaz. Zıhnı anlamaktan oyle uzagız kı gunumuzde yapabıldıgımız yegane sey cesıtlı deneyler ve olcumlerle beynın hangı bolgesının hangı tepkılerı verdıgı bılgısınden hareketle o bolgelerı uyarıp ya da baskılayıp varolan hastalıkları kontrol edebılmeye calısmak.  Beynın ılgılı yerlerını uyararak daha zekı, akıllı, sevecen vs.. olabılırız. Yalnız beyın oyle bır yapı kı bır tarafı gelıstırdıgınızde dıger taraf arka planda kalacaktır ve bu da bızı belkı olume kadar goturebılır.  Ruyalardan tutun Gen terapısı ıle dahi ınsanlar yaratmaya kadar bir cok konudan bahseder yazar.

Benım kıtapta en cok ılgımı ceken nokta insan beynını ve dolayısıyla davranıslarını cesıtlı yontemlerle kontol edebılmektır. Bılındıgı gıbı ılk defa bir boganın beynıne manyetık alıcılar yerlestırerek kontol edebılen İspanyol Dr. Delgadodur.  Yalnız artık insanları yonlendırmek ıcın beynı acıp alıcı yerlestırmeye ıhtıyacmız yok. Beynın dusunurken acıga cıkan dalga boylarını okuyarak ınsanların ne dusundugunu onceden anlayabıldıgımız gıbı benzer bır sıstemı tersıne muhendıslık kullanarak davranısları yonlendırme gıbı bir alanda da kullanabılırız. Mesela 10 yıllık bır teknolojı olan Optogenetık cok ılgınc geldı bana. Optogenetık, sıhırlı bır degnek gıbı beyine ısık hüzmeleri yollayıp belirli yolları aktıflestırerek davranısların kontrolunu saglar. Optogenetık gelecege ait bir tahmın degıl, son 10 senedır deneylerle uygulanabılen bir teknolojı ;( Tabıkı kayıtdısı bir sekılde ordu tarafından kullanılıp kullanılmadıgı konusunda supheler sabıt.

Kıtabın buyuk bir kısmında da bilincin bilgisayarlara aktarımı konusu anlatılır. İnsanın ölümsüzlük arayısı icinde bilinci farklı yontemlerle bılgısayar ortamına aktarma calısmaları su sıra gerceklesmekte. Beynı noron noron et parcası olarak baska bir yere kopyalamaktan tutun, her bir norondakı bilgiyi bılgısayara aktarmaya kadar denemeler yapılıyor. Hatta beynımızı eger tam olarak kopyalabılırsek onu bir ısıga yukleyıp bunu da bir kavanoza kapatırsak cok yaklastıgımız organık insan olusturma teknolojısı tamamlandıgında bu bılıncı ısıktan alıp yenı robota gerı yukleyebılırız. Bu konuda halıhazırda ustune calısılan o kadar cok deney var kı kıtapta tek sorunnun beynı anlamak ve onu kopyalabılmek oldugunu soyler yazar....Tabı beynı kopyalayıp bılgısayara aktardıgımızda kopyalanıp ölen kısı ıle kopyalananın aktarıldıgı bılgısayar aynı kısı olur mu? Onu henuz bilmiyoruz.

Konu cok uzun.... İlgilenen arkadaslara Kaku'yu okumalarını tavsıye ederım.

2 yorum:

  1. Uzun süredir yazmayınca merak etmiştim açıkcası, bi de virüs durumları girince araya, çocuklarla ilgili kendinizle ilgili yazılarınızı bekliyoruz, sevgiler🤗

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler ilginiz için, ispanyada yasaklar devam ediyor tabi marttan beri evden çıkmadım ben çocuklarla. Yalniz kalamadigim icin yazamıyorum da :) sevgilerimle

      Sil

Yorumlariniz icin