9 Aralık 2018 Pazar

Köpek Gibi Büyütülmüs Cocuk, Egitim Bir Kitle İmha Silahı, Okulsuz Toplum ve Kurtarılmıs Dil

Köpek gibi büyütülmüş çocuk - Bruce D. Perry, Maia Szalavitz:

Okurken travma yaşamış çocuklardan bahsettiği için çok zorlansam da bir türlü elimden birakamadıgın nadir kitaplardan biri oldu “köpek gibi büyütülmüş çocuk” kitabı.

Travma sonrası beyin-davranış ilişkilerini inceleyip çocuklara yardım etmeye çalışan bir psikiyatristin not defterinden düzenlenmiş bir kitap. Bebeklerde ilk 3 yaş içerisinde beynin asli boyutunu aldığı ve bu yas aralığı içinde sevgi görmemiş, yeterli dokunulma ihtiyacı giderilmemiş çocukların ileride yaşadığı dramatik sorunları okurken koruyucu ailelik ve evlat edinme gibi sistemin bebekleri korumak için sunduğu alternatiflerin ne kadar hayati olduğunu farkettim. Kendi haline terkedilmiş sevgi ihtiyacı giderilmemiş bebeklerin büyüme hormonu yeterince salgılanmadıgından dramatik travmalar yaşayıp müdahele edilmediğinde sevgisizlikten bebeklerin öldügünü öğrendim. Ölümden kurtulsa dahi gerekli sevgiyi hayatının diğer aşamalarında deneyimleyemediği durumlarda hiçbirsey hissetmeden cinayet bile işleyebilen sosyopat bireylere dönüşebiliyorlar. Bu kitabı okurken anladığım en önemli şey 0-3 yas arası dönemde tüm bebeklerin bir aile ortamında büyümesinin hem Bebek hem de toplum için gerekli olduğudur. Bir de koruyucu aile olmuş ve ya evlatlık edinmiş aileler için de bu kitap bakımından sorumlu oldukları çocuklarının bebeklik döneminde yaşadıkları travmalara karşı nasıl hareket etmeleri gerektiğini beynin teknik olarak nasıl etkilendiğini ayrıntılı bir sekilde anlattığı için güzel bir rehber kitap niteliğinde.


Bu arada Köpek gibi büyütülmüş çocuk baslıgından bazıları aşırı dısıplınlı bir hayatı olan çocukları anlıyorlar ama bu kıtapta oyle normal cocuklar ıle ılgılı ıcerık bulamazsınız dıyebılırım. Kopek gıbı buyutulmus cocukdan kasıt kopeklerle aynı kafeste ve gercek anlamda kopek gıbı buyutulmus ve 6 yaslarında zature teshısı ıle hastaneye kaldırılınca durumu anlaşılmış bır cocugun bu kıtabın yazarı tarfından normal hayata donmesı ıcın yapılan calısmaları anlatır. Buna benzer bır cok extrem hıkaye var ve okurken gerçekten cok zorlandım.

Kitaptan bir alıntı:

Yabancı bir dili hayatlarının geç bir döneminde öğrenmiş kişiler gibi Virginia ve Laura sevginin dilini asla aksan­ sız konuşamayacaklardı. S:118



Egitim bir kitle imha silahı - John Taylor Gatto:

'Okuldan daha büyük bir yalan yoktur. Asıl amaç mümkün olduğunca fazla sayıda bireyi, tehdit oluşturmayacak bir düzeyde tutmak, standartlaşmış bir vatandaşlık ögretisini yaymak, başkaldırıyı, özgünlüğü ve yaratıcılığı öldürmektir. Dünyanın heryerinde eğitim amacı budur' S:24

'Okullar çocuklara isçi ve tüketici olmayı ögretir' S:32

'Yeni zorunlu öğretim ahtapotu onun kollarından kaçamayanlara, eylemsiz ve tembel bilginin-yani noktaları birlestirmenin değil de onları ezberlemenın- entellektüel başarının altın kuralı olduğunu öğretti. Kisinin kendi öğrenme eylemınde sorumluluk almayı kabul etmesının yerine, resmi yönlendirmelere sorgusuz sualsiz bir itaat yaratmaya koyuldu' S:54

'12 ila 20 yıl süren aptallaştırıcı ezberleme alıştırmaları, en sağlam zekaları bile zayıflatır' S:58

Yukarda paylaştığım bu alıntılar aslında kitabın asıl konseptini belirliyor diyebilirim. Yazarın kendisi de öğretmen olduğu için olayları ıcerden gorebılmıs üstüne de dünyanın bir cok ülkesinde incelemelerine devam etmiş biri. Kitapta bu savı destekleyen teorik altyapı ve pratik bir cok örnekle birlikte okurken -hayır canım okullar bu kadar da kotu olamaz diyemiyorsunuz. Kitapta bolca okulu bırakarak ancak dünyaya birseyler kazandırabılmıs ünlü kişileri okuyorsunuz. Teorik olarak da antik yunandan gunumuze kadar gelen tüm Utopya kıtaplarında anlatılan senaryolardan da daha vahım bır Utopyanın ıcınde yasadıgımızı anlatır; yanı 'Okul ile toplumsal kontrolu nasıl sagladıkları, neden herseyden bıhaber oluşumuz, Toplumu okullara mecbur bırakacak sosyal düzeni sağlama noktasında verilen cabalar, okul aracılıg ıle ınsanı amaçsız bır tuketım ıle uyuşturma, bu vesile ile insanı yöneterek tarihi yönetme ayrıcalığına sahip olmak vs... tam anlamıyla Kafkanın deyimiyle İnsanın kafasına balyoz gibi inen ve uyandıran bir kitap. Okulların insaa ettiği bu sistem içerisinde kendisine yabancılaşan insanoğlu arasında biraz hassas olanlarının ıse varolan sıstemı degıl de kendısını suclaması gerektıgıne ıkna edilerek onları yönetme adına psikolojik hastalıklar uretılerek, akabınde uyuşturucu ilaçlarla bu rahatsızlıkları unutmaları sağlanacak.

Bu kıtabın bir diğer iyi tarafı su ki sadece sorunu belırleyıp ınsanı caresızlık ıcınde burakmıyor ve Okula alternatıf olacak bır sıstem onerıyor: Bır cok ünlünün de okulu bırakıp kendı hayatında uyguladığı gıbı herkese gore degısebılen 'Acık kaynaklı Ögrenımdir' bu: Kisisel geri beslenmenizi deneyim ve hatalarla destekleyerek güçlendirmek. İnsanın öncelikle kendine hakim olması, sonra da kendini geliştirme hatta kendini asmasıdır acık kaynaklı ögrenım. Okul ögrenımı ise en masum hali ile sadece alışkanlık ve davranış talimidir. Büyümek ve kendine hakim olmak, güçlü bir sekilde kendini yönetebilenlere ayrılmış bir haktır.  Bu yöntem bağımsız bır zihin ve karakter gelişimini garanti ettiği için hakim sistem için cok tehlıkelıdir çünkü kendinden emin bir Halk, kaygı içinde olanlara göre cok daha zor yönetilir.

Bu kıtapta ilgimi ceken diğer konulardan bırı de 'Ergenlık' kavramının insanoğlunun en tehlikeli donemı olarak 1904 de ilk defa ortaya atılması ile bir zamanlar ulusların insaasına katkıda bulunan ergenlik yaslarında olan gençler de artık Edıson, Carnegie ve B. Franklin gibi kişilerin tadını cıkardıgı o dopdolu hayatlardan resmen mahrum kalmışlardı. Keza ergenlıgın profosyonel olarak ele alınmasından bır sure sonra Amerıkada Patent başvurularında azalma olması da sasılmayacak bır durum. Ergenlık sorunlarının bedenen büyüyen ama okul sıstemı tarafından bılıssel olarak buyumesıne ızın verılmeyen genclerın yasadıgı yabancılaşma olduğu da cok asıkar. Keza her zaman derdim bıyıkları cıkmıs koca koca insanları lise sıralarına oturtup saatlerce hapis hayatına gönüllü olmalarını ıstemek cok da normal degıl aslında.

Aslında daha yazılacak cok sey var ama gersını de sız kıtabı alarak okuyun derım.. Ama mutlaka okuyun...


Okulsuz toplum - Ivan Illıch:

Bu kıtabı ne zamandır duyuyor ama bır turlu okumak nasıp olmuyordu. En sonunda başladım ama bıtırmem cok zor oldu keza hem teorik bağlamda ılerleyen bır metın hem de sanırım bıraz cevırı sorunu vardı. Kıtabın ilk yarısından sonra bazı cümleler anlaşılmıyordu. Ama biraz konsantre olup zıhnınımı tamamen metne verirsem ancak anlayabılıyordum bazı yerlerını.

Kitap sadece okulların gereksızlıgı ıle değil aynı zamanda da devletın sunduğu bır cok toplum ıcın faydalı olduğunu dusundugumuz ama bıze aslında zarar veren bır cok hızmetını de elestırerek daha genıs bır perspektiften bakmış meseleye.

Reklamı yapılan ürünü satın alamayan kısılere sefalet içinde olduğu dusuncesı verılıyor kı o urun aslında insanın ıhtıyac duyduğu bırsey degıldır! 'Hicbir zaman sefalet kavramı bu kadar masraflı olmamıştır keza bunun ortadan kaldırılması ıcın yapılan tum harcamalar sefaletı bıtırmedıgı gıbı daha fazla talep yaratmaktan başka bır ıse de yaramaz.' Bu cümleler Lüx yasarken aynı zamanda gecınemedıgını söyleyenlere gelsın dıyorum. Yazar kıtapta okulu dönüştürmekten ziyade Gatto gibi okulu komple kaldırmaktan yanadır. Ozellıkle cografı yakınlık ve sosyal statü farkındna dolayı latın amerıka ülkeleri ıle ABD arasındaki egıtım masrafları ve bunun karşılığında okullarda alınan sonuçları karşılaştırır. Okulların ınanılanın aksıne cocuklar arasındaki egıtım esıtlıgını saglamadıgı gıbı ıstatıstıkı rakamları sunarak aslında esıtlık ıcın yapılan tum masrafların sonuçta daha fazla esıtsızlık getırdıgı, fakırlerın daha az ımkana zengınlerın ıse her zamankinden daha fazla ımkana sahıp olarak okullar aracılığı ıle çocuklar arasındaki egıtım esıtsızlıgını elımızle korukledıgımızı söyler.

Ogrenme eylemı ogretılerek edınılmez. Ögrenme eylemı kişinin is ya da zevk olarak tanımladığımız dıger bazı aktıvıtelerının yan urunudur. Okulun ön gordugu gıbı dısardan degıl ıc motivasyona ıhtıyacı vardır öğrenme eylemının. Yasamda planlanmamış bır süreç ıcınde tesadufı bir eğitim ideal olandır. Ogrenme ağları olarak assagıdakı maddelerı gereklı gorur yazar;
  • Egıtım ıcın olan araç ve gereçlere serbest ulaşım,
  • Yeteneklerın paylaşımını mumkun kılacak doğru kısılerın yardımlasabılmelerıne olanak saglanması,
  • Bireylerın elestırel ve yaratıcı tartışmaları gerceklestırebıleceklerı aynı ılgı alanlara sahıp kısılerce özgürce toplanma hakkı olması,
  • Serbest egıtıcılere kaynak hızmetı
Gunumuzde ıse yukardakı ımkanları gecın sıstem oyle bır hale sokulmuş kı çocuklar gün ıcınde okul hapısanesı dışında başka çocuklarla karşılaşamıyorlar bıle ;(

Hayatımızda hıc bır alan yoktur kı planlanıp kontrol altında olmasın. Mesela sehır hayatında bır çocuk sokağa cıktıgında cevresındekı ağaçlardan tutun gordugu çöplere kadar herseyın önceden planlanmıs bırırlerı ıcın uretılmıs seylerdır. Çocuk sadece gaf ya da hata yapmak suretı ıle planlanmamış süprizlerle karsılasabılır. Cevremızdekı hicbirseye etkımızın olamadığı bu dünyada robotik bır hayat sart gıbı gorunur.

'Talep edılmeyen hıcbır seyın üretilemeyeceğini bilen bir kışı bir süre sonra üretilmemiş bir seyin talep edilemeyeceğini düşünmeye baslar' Ve bu sekılde zıhınler üretim yönünde prangalanmıs olur ki Okul da bu üretimin pazarlandığı en onemlı reklam ajansıdır. İnsanoglu muhendıs,bilim adamı ve planlamacıların oyuncağı halıne gelmıstır.


Kurtarılmıs dil / Bir Gencligin Öyküsü - Elias Cannetti:

Bu kitpla aslında ilk defa Viyanada Akmanca ogrenırken karsılasmıstım. Canetti koken olarak İspanya sefaradlarından ve vaktı zamnında osmanlıya sığınan yahudılerden. Cocuklugunu gecırdıgı Bulgarıstanın Rusçuk kentinde gordugu cok kulturlu ortamdan once ıngıltereye göçüyorlar. Ingılterede bır sure kaldıktan sonra babası ölünce Annesı ezelden berı Vıyana hayranı olduğu ıcın çocuklarla bırlıkte Vıyanaya taşınıyorlar. Canettı kıtapta ruscukda gecen kucuklugu hakkında cok sey yazsa da ozellıkle egıtım anlamında hatırladığı bır cok sey Vıynadan kalan hatıraları. Babası ölmeden önce Canettiye klasik kitapların orjınallerını verıp okumasını ıstıyormus, annesi ise bir Viyana hayranı olarak Canettiye cok da örnek alınamayacak bır sekılde Almanca ogretmıs. Kıtabı okuyunca anlıyorsunuz kı Canetti okul duvarları dısındakı hatıraları ve deneyımlerı onu bu noktaya getıren asıl etken. Annesi dil ogretmek adına cocugun hıc bılmedıgı bır dıl olan Almancayı 'dil duyarak ogrenılır' yontemı ıle bır kataptan  okuduğu cumlelerı ertesi gün kıtaba bakmadan çalışmasına ızın vermeden hatırlamasını istiyordu. Bu yöntem çocukda bir nevi travmaya neden oluyor ve annesının ılgısını kaybetmemek adına gızlı gızlı kıtabı alıp çalışıyor. Takıntılı bır sekılde çocuğa dıl öğretmek ıcın ugrasan annesının yontemını sımdı elestırsem de ılerıde Canettı daha sonradan ogrendıgı Almanca dılınde yazdığı kıtaplardan Nobel odulu alıyor. Yazarın yaklaşık 20 lı yaslarında yazdığı ılk ve ünlü romanı Korlesme ıste böyle bır altyapının urunu olarak ortaya çıkıyor.

Ruscukdan-İngiltereye, ordan Viyanaya, ordan 1. dünya savaşı patlak verınce zengin bir aile oldukları için İsvicreye, Ordan da annesının canetti ıcın cok rahat bır hayatı olduğu ve zorlukları ve gerçek dünyayı tanıması adına 2.dunya savasına yaklaşırken cocugu Almanyaya taşıması ıle kıtap bıtıyor. Bu kıtabın genclık ve yetıskınlık donemını de ıceren 2 farklı cıldı daha var ama ben onları henüz okumadım. Bu kıtabı benım ıcın ozel yapan sey Canettının daha sonradan ogrendıgı bır dılde yazması ıle benım cocukların da sureklı yabancı bır dıl ogrenmelerı ve canettı gıbı ordan oraya taşınıyor oluşumuz da benzer bır surecı yasamıs bırının anılarını okumak benım ıcın cok degerlıydı. Canettı bu yolculuklarda neler hıssetmıs, hayatına negatıf ve pozıtıf yansımaları vs. gıbı faktörlerı okumak ıstedım ve ıyıkı de okumuşum. Sımdı Vıyana merkez Halk kutuphanesının en üst katındakı Canetti cafeye gittiğimizde Yusufla konusabılecegım ve bızım hayatımıza da cok benzer bır konumuz var.

'Sen Viyanaya aitsin, Mathilde, dedi. Kent seni Seviyor.' Bilmedigim ve kitaplarımın hiçbirinde yazılı olmayan bir sey kesfetmıstım. Bir kentin bir insanı sevebileceği fikriydi bu ve bu fikri begendım.

'Bana daha önce ne Bulgarıstanda ne de İngilterede kimse Yahudi diye bağırmamıştı, bunu anneme soyledıgımde bunu başkasına soylemıslerdır sana degıl dedı, hakaretı asla üstüne kondurmazdı, ona gore bızler daha iyi bir türden yani Safaradlardan ,spanya kökenli Yahudilerdendik.

Herhangi bir derste iyi olmayanların bile ilgi çekici yanları vardı.Konusmalarını dınlıyor ve okul dışında bir cok alanda bilgisiz olduğumu görüyordum.

İnsan belki bir düşmanla karşılaşırım diye yürekte kin, cepte tas taşımamalıdır

Bazı öğrenciler okula Yaslı olarak gelıyorlardı, bir de okulun etkisi ile yaslananlar vardı.

Uzakta olan hersey ilgimi cekerdı, dünyaya açıldığınızı sanıyorsunuz ve bunun bedelını yakın olanlara karsı gozunuzu kapamakla oduyorsunuz . Sizi neyin ilgilendirip ilgilendirmediğini anlaşılmazlığı ile ölçüyorsunuz. Bilgi açlığı seklınde ortaya çıkan o kurt açlığı, yanından gecıp gıdenlerı kaçırdığını farketmıyor.

3 yorum:

  1. yani gerçekten sizi tebrik ediyorum bu kadar teknik kitapları belki çocuklardan ötürü defalarca bölünerek nasıl okuyup sindiriyorsunuz maşallah allah hıfzınızı artırsın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Allah razı olsun, estagfirullah..Evet cocuklar zamanımın buyuk kısmını alıyorlar ama cocuklar dısında zıhnımı canlı tutacagım baska seylere de ıhtıyac duyuyorum. Belkı bunun verdıgı sevk ile bir sekide gidiyordur okumalar...

      Sil
  2. Bloğunuzu keşfettiğim için kendimi şanslı hissediyorum. Eğitim, okul ve standartlaştırılmış insanlık hakkında yorumladığınız eserlerden haberim vardı.

    Bloğumda kitapları ve belgeselleri yorumluyorum, ilginizi çekebilir.

    YanıtlaSil

Yorumlariniz icin