19 Temmuz 2018 Perşembe

Bosnada Tarih kokan Sehir: Konjic

Bosnanda 3. günümüzde Saraybosnadan Mostara doğru yol çıktık. yol üzerinde cennet misali doğayı seyrederken aynı zamanda da aralarda tarihi yerlere de uğradık. Bosna ve Hersek bölgeleri arasında bulunan ve yaklaşık 4 bin sene öncesine kadar giden tarihi ile Konjic sehri tam olarak size Osmanlı dönemini yasatan bir sehir diyebiliriz. Özellikle 1682 yılında Osmanlı tarafından  yaptırılmış olan Konyic koprusu 2. dünya savasında almanlar tarafından yıkılsa da yakın zamanda Tika tarafından tekrar onarılarak bu tarihi eser insanlığa tekrar kazandırılmıştır. Özellikle uzun süre Neretva nehrinin iki tarafını birleştiren tek köprü olması Konjic koprusune stratejik bir önem kazandırmıştı. Ozellıkle Osmanlı Turası altında çocuklarla fotoğraf cektırmek insanı gururlandırıyor. Doguda ve kendı ıcınde bır cok kısısel çıkar pesınde kosan hainlere rağmen Osmanlının Bosnaya kadar gelıp Islamı ordakı halka sevdırmesı ve kazandırmış olması cok güzel de gunumuzde o zamanlar yaptığımız hatalardan ders alıp öyle yola devam etmemiz lazım.

12 Temmuz 2018 Perşembe

Endülüs Cagırıyor - Mehmet Sılay

Yaklasık bir sene once Endülüs Temalı bir kac kitap aldım. Okumaya da evde bulunan İslamiyat isimli derginin Endülüs Sayısı ile başladım. O dergiyi okumam yaklaşık 1 sene sürdü cunku ıcınde gerçekten dolu dolu bir düzine bilimsel Makale bulunuyordu. Hepsını sındıre sındıre ve notlar alarak okudum. İslamiyat dergisi bitince artık satın aldığım diğer Endülüs Temalı kıtaplara baslayabılırım dıye duşundum. En sevmedıgım seylerden bırı para verdıgım bır kıtabı okuyamadan oyle rafta durmasıdır. O kıtaplar rafda durdukça ben rahatsız oluyordum.

Velhasıl İslamiyat gibi agır bir dergiden sonra biraz daha okuması kolay olur dıye düşünerek Mehmet Sınay'ın yazdığı Endülüs Cagırıyor isimli kitabı sectım. Gercekten de bu kıtap daha cok gezi notları esliginde yazılmış denemeler ve günlükler gıbı olduğu ıcın daha kısa surede okuyabıldım. Mehmet Sılay eskı 20. dönem milletvekillerinden olan bir Doktor. Kıtabının dılı günlük havasında yazılmış ama burda asıl Yayınevını elestırmek ıstıyorum. Kitabı okurken bir cok yerde sınırlendım cunku yaklaşık 250 sayfalık kıtapta bazı konular defalarca farklı cümlelerle tekrarlanmış. Zannedersem yazar gunluklerını toparlarken tekrar eden bolumlerı olduğu gıbı yayınevine vermıs, yayın evı de bu durumu düzeltmeden baskıya vermıs olsa gerek. Defalarca tekrar edılen tarıhı bılgılerın su acıdan faydası oldu kı; sınır bozucu bır sekılde tekrar tekrar aynı seyı okudukça sık unuttuğum bazı ayrıntılar da aklımda kalmaya başladı. Vardır her ıste bır hayır deyıp
Kıtabın ıcerıgıne gecelım:

6 Temmuz 2018 Cuma

Kanayan Yaramız Srebrenica!

Bosna'da 2. gün rotamız Srebrenıca ıdı. Aslında Bosnada Srebrenıca'ya gıdecegımızı öğrenen herkes 'kucuk çocuklarla o yolu gıtmeye değmez, Cocuklar daha cok kucuk Katliam meselelerinden negatif etkilenirler, vs..' diye tepkıler aldık. Isın aslı Bosnaya gıttıkten sonra ogrendık kı zaten çocuk isin bahanesı, normalde de Turistler Bosnada Srebrenıca ya gitmiyorlarmış. Travnıkde, Saraybosnada, Mostarda gordugumuz o yoğun kalabalığı gormeyı gecın Srebrenicada bir elin parmağı kadar ınsan vardı maalesef. Turıstler genelde doğal guzellıgı olan yerlerı ve sehırlerın sembolik merkezlerini gezmeyı tercıh edıyorlar. Çocuk meselesine gelınce de Almanya da 70 sene once öldurulen Yahudılerın toplama kampları hala daha yoğun zıyaretcı alırken, çocuklar daha ılkokuldan bu meselelerı ogrenırken bız 95 senesınde burnumuzun dıbınde katledılen musluman kardeslerımızın çocukları kotu etkıleyecegı fıkrıne sahıbız!

Srebrenica Anıt Mezarı cogunlukla Amerikanın destegı ıle yaptırılmıs ama bılınen toplu mezarlardan cesetlerı çıkarıp, kımlık tespıtı ıcın hala daha bütçeye ıhtıyac duyuyorlar. Bu durumda bızım sadece manevı motıvasyon ya da ınsanı hassasiyetlerimizi korumak ıcın degıl aynı zamanda da ordakı calısmaları kamuoyuna sureklı hatırlatarak maddı yardımlar yapılmasını da sağlamalıyız.