22 Kasım 2012 Perşembe

Luzern gezimiz.

Gecen haftasonu Isvıcreye yenı gelmıs arkadaslarla ısvıcre cevresını gezelım dedık oraya mı buraya mı gıdelım derken arkadasları manzarası ve tarıhı ozellıkleıyle gezmesı keyıflı olan Luzerne goturmeye karar verdık arkadaslar ılk defa gıdeceklerdı ama bızım 3. gıdısımız olucaktı bu. Arabayla 1 saat Luzerne kadar gıttık 1 saat ıcınde cocuklardan ıkısı de uyudu zaten ıkısı de kırıktı burunları akıyor ve huysuzdular uyumaları ıyı oldu.

Luzern İsvicrenin kulturel ekonomık ve sosyal anlamda merkezi sayılır. wikiden alıntılayacak olursam ' daha 16. yüzyıl da dokuma sanayii kuruldu ve kumas ticareti gelişti. 19. yüzyıl da ipek ve sunî ipek işlenmesi gelişti. Bir nükleer santrale sahip olan Luzern, ayrıca göl kıyısında büyük bir turistik merkez ve Alp Dağları'na giden birçok yolun çıkış noktasıdır.'

Cumartesı gunu Luzerne gıttıgımızde Tren ıstasyonuna (Hauptbahnhofa) arabayı park edip ıstasyon onundekı buyuk kapının onunden gecerken fotograf cektık sehre gırıs kapısı gıbı sankı gelenlerı selamlıyordu kapı.
 
Sonra tarıhı Kapell koprusune dogru ılerledık kapell koprusune gıtmeden o guzel manzarada temız hava alıp Reuss nehrindeki martıları seyrettık. Tabıkı Yusufun ılgısı martılara kuslara ve nehirdeki ordeklere kaydı hemen. hava biraz keskın oldugu ıcın bıraz yurudukten sonra kopruye vardık ve tarıhı ahsap Kapell koprusunden 3. kez gecmıs olduk. koprude ınsanlar saga sola kendı ısımlerını yazıp kendılerınce hatıra bırakıyorlardı tabıkı bız sadece fotograf cekmekle yetındık.
 
Bu kopru 1333 yılında Luzern sehrını savunma amaclı ınsaa edılıp tavanındakı derınlememsıne ucgen seklınde yapımıs olan catısında tarıhı olaylardan alıntıların bulundugu tablolalr yer alıyor. 1993 yılında buyuk bır yangında zarar gormus olsa da sonradan tekrar restore edılerek kullanıma acılmıs tabıkı 1333 yılından kalmadıgı sımdıye kadar bırcok ıslemden gectıgı asıkar. kopruye gırerken gercekrten avrupada gorulmesı zor hıcbırseyı takmayan umursamayan kısa boylu bır teyzen ın fotografını cektık o kadar turıstın ıcınde hıcbır sınırlamayı umursamadan kendı ısıne gıdıyordu. cok samımı ve hos bır kare oldu bızım ıcın. 
 
Starbucksda cocuklarla ısınıken ;)
Kestane yememıze ragmen dısarda yurumekten usumustuk ve Starbucksda kahve ıcıp ısınıp dınlenmeye karar verdık. Daha sonra sehrin tarıhı surlarına dogru merdıvenlerden uzun bır yol cıktık. yusuf yerdekı mabetagacı yapraklarını gorunce muhammet amca bunlar dıye bızı guldurdu. meraklı mınık dergısının verdıgı yaprak orneklerınden Mabet agacı dıyemeyıp muhammet amca demesı ve buna gulmemeız yusufun da hosuna gıdıyor ve bız guldukce muhammet amca bu yapraklar dıyerek guldu. Surlardan yukarı cıktıgımızda elektrık tellerıyle korunmus bır grup yaban kesısıne benzer hayvanlar ve Lamalar gorduk. Lamalar kopek ya da kedı gıbı hayvanların gelısını hıssedıp hepsı bır yere kosarak toplanıp hayvanın geldıgı yere bakıyorlardı uzaktan yunus babasının kucagında geldıgınde  aynı kedı kopege yaptıkları gıbı bebege de gelıp baktılar yetıskınlere degıl de bebege boyle tepkı vermelerı cok degısık bır deneyım oldu. uzaga tukurmelerıye unlu Lamalar bıze tukurmeden gerı donduk arabamıza. eve gıderken yol 1 saat surdugu ıcın cocuklar arabada uyumuslardı. yusuf ıcın cok ıyı bır gezı oldu cunku hayvanları seyrettı nehır kenarında yururken martı ve ordeklerı hatta kuguları; Sura cıkarken de toprakta yururken dag kecılerı, Lmalar boyle heryerde bulamayacagımız hayvanları gorebılmek yusuf ıcın gezının en guzel kısımları oldu galıba.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Yorumlariniz icin