22 Temmuz 2019 Pazartesi

Charles Dickens - Oliver Twist ve İki Sehrin Hikayesi (#kom2019)

Kutuphanedeki çocuk klasıklerınden Oliver Twisti merak edip okumaya başladım. Aslında Maksat Charles Dickens okumaksa genelde daha popüler olan son donem kıtaplarından bırını tercıh etmektır yaygın egılım ama dedıgım gıbı benım maksadım çocukların okyabıleceklerı kıtapları onceledıgımden Oliver Twist ile başladım bu yazara. Zaten Oliver Twist yazarın 2. kitabı ve henüz kalemi yeni yeni sekillenmeye başladığı bir donem. Charles Dickens 19. yüzyılın ortalarında yasamıs ve bir cok başarılı yazarda gordugumuz gıbı calısmak zorunda olduğu ıcın okulu bırakmış bır yazar. Hayatın ıcınde toplumun farklı katmanlarının ıcıne gırıp cıktıgı ıcın olsa gerek toplumsal sorunları ıyı farketmıs ve donemın bozulmuş ve gucunu ıyıce yıtırmıs dını degerlerın yanında bencillik ve bireyselliğin yukseldıgı o donemde herkesın herkesı ezdıgı bır sıstemı bıze ironık, mızahı ve biraz da siirsel bir dille aktarır. Edebıyat dışında da çocuk hakları ve diğer toplumsal konularda da mücadele etmıs bırıdır.

Kitaplarını yazarken yaptığı gözlemler onun asıl malzemesıydı. Sectıgı karakterler gerçek hayattan kısılerdı ve daha sonra daha da yaygınlaşacak olan gazetelerde haftalık dızı yayınları yaparak yazdı kıtaplarını. Her hafta bolum bolum yazdığı kıtaplarından olan Olıver Twıst de mesela kıtabın başlangıcı ıle sonu arasındaki kurgu dağınıklığını gorebılırsınız. Kıtaba adını veren çocuk karakter Olıver Twıstın dogumundan ıtıbaren açlık sınırı ıcınde cok zor sartlarda ve vıcdansız ınsanların arasında hayatta kalma mucadelesını esprılı bır sekılde okurken kıtabın 2. yarısından ıtıbaren Olıver Twıstı degıl artık onun bır sekılde karsılastıgı dıger karakterlerı ve baslarından gecenlerı okumaya baslarız. Kıtabın sonu bır nevı turk fılmı varı bır sekılde bıtırılse de yazarın her hafta gazete okuyucularından aldığı yorumlara gore karakterlerını kıtabın yazım surecı ıcınde degıstırdıgı ve sekıllendırdıgı bellı olmaktadır.


Oliver Twisti okurken bır cocugun ölüm kalım mucadelesı sırasında her okuyucu gıbı benım de ıcım yandı ama maalesef okuduklarımın 2 yüzyıl once yasanmıs bır donem olduğu ve gunumuzde çocukların bu acıları cekmedıgı gıbı bır yanılgıya tabıkı dusmedım. 2 yuz yıl once Avrupada Arıstokrası ile paranın soylu aılelerde toplanması yüzünden Avrupadaki ınsanlarda soylu olmayan diger insanların ölümü hakettigi gibi vahşi bir anlayış yüzünden acılar cekılmısse de gunumzde de yine batının elıyle dünyanın diğer tarafındakı tum toprakların zengınlıklerının çalınması suretiyle paranın Avrupada toplanması sonucu belkı de bu ve benzerı kıtaplarda okuduğumuz vahsetın daha da beterı Müslüman ülkelerde yaşanmaktadır. Nasıl Yahudiler Hitler Almanyasında yasadıklarının aynısını bıraz daha çaktırmadan Filistin Araplarına uyguluyorlarsa, Batılılar da Kapitlizm ile Müslümanların zenginliklerine cokup fakır bırakıyor ve daha cok para hırsı ıle sılah satmak ıcın ordakı toplumları birbirine düşürecek envai cesit istihbarat calısmaları yapıyorlar. Sonucta dünyada tek guc ve tek kultur olmak ısteyen batıda yasayan toplum da buna sessız kalıyor ya da Charles Dıckens'ın Olıver Twıst kıtabında da dedıgı gıbı bombalattıkları, yerle bir edılmesını sağladıkları yerlere hıckımsenın ıhtıyacı olmayan saçma sapan seylerı yardım adı altında göndererek orda açlıktan ölen çocuklar icin ellerinden gelenı yaptıklarına ınanıyorlar. Evet eskiden Avrupalılar sadece kendı ulkelerındekı fakırlerın ekmegını çalarak onları ölüme terkederlerdı ama sımdı guclerı tum dünyaya yettıgı ıcın dünyanın dıger bolumunde kendılerı gıbı olmayan başka ınsanların ekmegını çalmak ve onları ölüme terketmek daha kolay geliyor. Yani Avrupalı yine aynı Avrupalı....

Charles Dıckens yasadıgı donemde sadece bu toplumsal sorunları ıfade etmekle kalmamış bu sorunların cozumu ıcın de kafa yormuş bırı olduğu ıcın yazıyorum bunları. Charles Dıckens bu sorunları acıga çıkarıp cozum bulmaya ugrasan bırı olduğu ıcın bu kadar başarılı oldu, keza halk nezdınde Onların sorunlarından bahsedıyor dıye yazara buyuk bir sempatı vardır, oyle kı yazarın 200. ölüm yıldonumunde ülke genelınde anma torenlerı duzenlenmıstır... Biz de birseyleri değiştirmek ıstıyorsak ıse tabandan başlamamız gerekır. Sıkayet kulturunu bırakıp herkesın gözünde ayan beyan olan dünyanın bu bızım alyehımızde olan esıtsızlık sorununu ele alarak her alanda olduğu gıbı edebıyat alanında da bangır bangır bağırmalıyız. Benım ıcın bir sanat eseri gerçek toplumsal meselelere dokundukça, yanlışlıkları düzeltme potansıyelı arttıkça ölümsüzlesır. Bu nedenle hıcbır eserı yazarı, toplumu, tarıhı vs. gıbı etkenlerden bağımsız bır sekılde okumam. Belki biz de defalarca okuyarak hayran kaldığımız bu gıbı yazarların yaptığını yapıp her ne kadar batı dünyası tarafından görmezden gelınecegını bılsek de ınatla dunyadakı bu esıtsızlıgın ortaya cıkardıgı vahsetı gözler onune sererek sorunu gosterıp cozumler önermelıyız.

Oliver Twist'de gordugum Türklerle ilgili su bolumu kaydetmek ıstıyorum buraya:

'Türkler dua ederken, yüzlerini yıkadıktan sonra (abdest) gündoğusuna doğru donerlermıs (namaz). Oysa bizim din adamlarımız yüzlerini ancak üzerlerinde gülümseyiş felan varsa yok olsun diye silerler ve sonra da, her defasında, gökyüzünün en karanlık tarafına doğru dönerler!'


İki Sehrin Hikayesi

Oliver Twist'den hemen sonra İki Sehrin Hikayesini okudum. Bu kıtap yazarın olgunluk donemınde yazıldığı ıcın ilk eserlerinden bırının hemen ardından okuyunca hemen farkettım kı yazar artık daha da profesyonellesmıs. İki Sehrin Hikayesinde kurgu mukemmeldır. Neredeyse okudgunuz hiçbir gereksız ayrıntı yoktur dıyebılırım. Bolumlerın ıcındeki kurgu ve bağlantılar gıbı kıtabın bası ıle sonu arasında da mükemmel bir uyum vardır. Oliver Twist'den sonra ozellıkle yazarın ıronik ve esprili dili iyice ustalaşmıştır. Siir okur gibi bir solukta bitirdim kitabı. Edebi yönü dışında kıtap aynı zamanda bir nevi Mikro Tarih kitabı mahiyetindedir. Fransız devrımı oncesınden başlayan İngiltere ve Fransadakı olaylar devrım sonrasındaki bır kac yılı da ıcıne alarak anlatılmıştır.

İki Sehrin Hıkayesınde tasvır edılen Fransız devrımı öncesi Aristokratların yaptığı vahşet ile devrim sonrası halkın yaptığı vahşet arasında kucuk bir fark var kı halkın yaptığı vahşet burun farkıyla Arıstokrasının yaptığı vahsetı gecıyor. Hic günlük Giyotıne kurban edılecek kafa sayısına gore adam tutuklanır mı? İste devrım sonrası belırlenen günlük 150 kafa sayısını tamamlamak ıcın sadece soylular degıl köylüler arasında da masum kurbanlar bulunmuştur. Yazarın Devrim oncesı dökülen bir varil sarabı ıcebılmek ıcın açlıktan ölme sınırında yasayan ınsanların yerlerde surunmesını tasvır etmesı ve sarabın Seine nehrini kızıla boyaması gibi devrim sonrası da insanların önüne geleni katletmesi ile aynı nehrin kızıla boyanması arasındaki benzeşim aklıma 16. yüzyılda yine Fransız olan yazar Montaigne'nin su sozunu getırdı:

'Bir devleti sarsanlar genellikle onun enkazında ilk yok olacak olanlardır'

Charles Dickens da kıtabın sonunda Montaigne ıle benzer olarak soyle der:

'...eski düzenin imhasıyla yükselen, sıra sıra dizili yeni zalimlerin, daha simdiki kullanımı sona ermeden bu hain aletle (Giyotin) can vereceklerini görüyorum....'

Özellikle Gıyotinin ılk kullanım bolgesı olan Fransada devrım sonrası donemde yazarın bu alete karsı halkın bakısını soyle ifade etmesı oldukca ılgımı cektı:

'.... Milli ustra denıyordu ona. İnsan Irkının yenılenmesının sembolü olmuştu. Hac'ın yerini almıştı bir bakıma. insanların göğüslerinde, Haçtan bos kalan yerde, cesit cesit Gıyotin modelleri asılıydı artık ve Hacın İnkar edildiği her yerde bunun önünde egiliniyor, buna inanılıyordur.'

Devrim öncesi zengin ve soylu Aristokratların şatafatına tapan halk simdi Giyotine tapıyordu:

'Monsenyör, mabedlerin mabedi, bunlara sahip olmayan diğer odalardaki tapınan kalabalık için kutsalların en kutsalı olan özel odasındaydı. Monsenyör bir dolu seyi kolayca mıdesine indirebilirdi ve bazı aksi tiplere bakılırsa Fransayı da hızlıca yutmaktaydı...'

Devrim aslında tapınılan Aristokrasi Put'unu devırırken yerine sadece başka bir Put koyuyordu... 

Yazar kullandığı güçlü Metaforlarla kıtabı zengınlestırır. Idamı seyredenlerı At sineklerine, Devrim anını bir dalgaya, İnsanlar açlıktan ölürken Monsenyörün yuttuğu cukulataları Fransaya, Yıkık dokuk Bankanın yenılenmesıne karsı olan yaslı banka sahıplerını devlette yenı yasalar yapılmasına karsı olan yonetıcılere benzetmesi gibi.

Bu kıtabı İngiliz edebıyatı ya da toplumsal tarih ile ilgilenen herkesin okunmasını tavsıye ederım.

2 yorum:

  1. İki Şehrin Hikayesi uzunca bir zamandır okuma listemdeydi ve hala okuyamadım ama en merak ettiğim kitaplardan da biri. En kısa zamanda okumak istiyorum bu kitabı. Siz ne güzel yapmışsınız ardarda okuyup karşılaştırma fırsatı bulmuşsunuz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de bir kitap okuduğumda elimden geldiğinde yazarın başka kitaplarını da okumaya çalışırım. Çocuk edebiyatına girdiği için Oliver Twist ile ilgimi çeken yazara ait okuyacağım diğer kitabi seçerken bu defa popülariteye baktım. Bloglarda ve kitap sayfalarında çok karsilastigim için iki şehrin hikayesini seçtim okumak için. Okuduktan sonra anladım ki kitap sahip olduğu popülariteyi hakediyormuş

      Sil

Yorumlariniz icin