11 Aralık 2018 Salı

Beyaz dis, Martı ve Robinson Crusoe

Beyaz Dis - Jack London:

Çocuklarla haftalık film satimiz için yeni bir film ararken Beyaz Dis isminde bir Animasyonla karşılaştım. Bir de baktım evet bildiğimiz Jack London'un dünya klasiklerine girmiş olan Beyaz Dis kitabındna uyarlanmıştı. Ben de bu vesile ile kitabını da okuruz dıye düşünerek filmi açtım ve seyrettık. Filmini seyretmenizi öneririm, dünyaya bir Hayvanın gözünden bakmayı, Hayvanlarla empati kurmak, yasadıkları hayatın zorluğuna az da olsa sahit olmak vs... Cocuklara gerçek hayattan bir kesit sunan bir filmdi. 4 yasındaki Yahya bile keyifle seyretti.

Yalnız kıtabı ıcın aynı seyı soyleyemeyecegım. Yusufla(9) bu donem dünya klasıklerını okuyoruz bırlıkte. Beyaz dişi onc eben okuyup daha sonra Yusufa tavsıye etmek ıstedıgım ıcın evde bulunan Beyaz Dıs kıtabını okuması ıcın tesvık etmedim, elh. o da alıp okumaya başlamadı. Cunku kıtap oldukça vahşi sahnelerle doluydu. 9 yasındakı bır çocuk ıcın o kadar uzun uzun tasvır edılmıs vahşet betımlemelerı uygun olmazdı.

Bır de kıtaptakı hayvanların oldurme ıcgudusu hakkında oldukça karamsar bır tablo cızmelerı de okurken benı rahatsız ettı. Mesela Beyaz Dıs açlıktan degıl de oldurmekten keyıf aldığı ıcın avlandığını anlattığı bolumler bana gercekcı gelmedı keza bılıyoruz kı hayvanlar ac olmadıkları zaman biz insanlar gibi sırf keyıf olsun dıye diğer küçük hayvanları oldurup ortada bırakmazlar. Bu noktada Jack Londonun hayatını okumak cok ısıme yaradı. Soyle kı; London daha cocuk yastayken okulu bırakıp gemılerle Cin'e gıttıgı macerasından sonra gecınmek ıcın bır cok zorluk yasamıs bırı. Yasasıgı her bır zorlukta edındıgı deneyımler ılerı yaslarda yazacağı kıtaplara temel oluştursa da Londonun yasadıgı 20. yüzyılın baslarında dünyaya hakım olan pozitivizm, insan insanın kurdudur, ilk evrım anlayışının sunduğu guclu olan zayıf olanı yer anlayışı gıbı o donem zıhnımıze hakım olan ustunluk ve zayıflık ustune kurulan bu kast sistemi içinde Londonun bu kıtabında oldukça karamsar bır dıl hakım olmuş. Keza 50 ye yakın kıtap yazıp kıtapları cok satan bu adam daha sonra aşırı doz uyuşturucudan ölüyor (intihar ediyor).

9 Aralık 2018 Pazar

Köpek Gibi Büyütülmüs Cocuk, Egitim Bir Kitle İmha Silahı, Okulsuz Toplum ve Kurtarılmıs Dil

Köpek gibi büyütülmüş çocuk - Bruce D. Perry, Maia Szalavitz:

Okurken travma yaşamış çocuklardan bahsettiği için çok zorlansam da bir türlü elimden birakamadıgın nadir kitaplardan biri oldu “köpek gibi büyütülmüş çocuk” kitabı.

Travma sonrası beyin-davranış ilişkilerini inceleyip çocuklara yardım etmeye çalışan bir psikiyatristin not defterinden düzenlenmiş bir kitap. Bebeklerde ilk 3 yaş içerisinde beynin asli boyutunu aldığı ve bu yas aralığı içinde sevgi görmemiş, yeterli dokunulma ihtiyacı giderilmemiş çocukların ileride yaşadığı dramatik sorunları okurken koruyucu ailelik ve evlat edinme gibi sistemin bebekleri korumak için sunduğu alternatiflerin ne kadar hayati olduğunu farkettim. Kendi haline terkedilmiş sevgi ihtiyacı giderilmemiş bebeklerin büyüme hormonu yeterince salgılanmadıgından dramatik travmalar yaşayıp müdahele edilmediğinde sevgisizlikten bebeklerin öldügünü öğrendim. Ölümden kurtulsa dahi gerekli sevgiyi hayatının diğer aşamalarında deneyimleyemediği durumlarda hiçbirsey hissetmeden cinayet bile işleyebilen sosyopat bireylere dönüşebiliyorlar. Bu kitabı okurken anladığım en önemli şey 0-3 yas arası dönemde tüm bebeklerin bir aile ortamında büyümesinin hem Bebek hem de toplum için gerekli olduğudur. Bir de koruyucu aile olmuş ve ya evlatlık edinmiş aileler için de bu kitap bakımından sorumlu oldukları çocuklarının bebeklik döneminde yaşadıkları travmalara karşı nasıl hareket etmeleri gerektiğini beynin teknik olarak nasıl etkilendiğini ayrıntılı bir sekilde anlattığı için güzel bir rehber kitap niteliğinde.

30 Kasım 2018 Cuma

Endülüste İslam -Roger Garaudy

Bu sıralar hem telefonum hem de bilgisayarım bozuk olduğu için sürekli okumaya çalışıyorum. Gecen sene aldığım bır kac Endülüs konulu kitaptan biri olan 'Endülüste İslam' kitabını yavaş yavaş okudum ki daha iyi anlayabileyim, çünkü kitap daha cok Endülüste dogmus olan İslam Felsefesinden bahsediyor. Okunacaklar listeme de bu kitapta bahsedilen bir kac tane Müslüman ilim adamının da kitaplarını ekledim. Bu sene en keyif alarak, kendimi tam da aradığım yerde hissederek okuduğum kitap bu oldu.

Bunun nedeni de kitabın yazarı Roger Garodi'nin önce batı menşeli bir alt yapı alarak kendi arayışları sonucu İslamı seçmesinin cok buyuk etkısı oldu. Normalde Endülüs deyince doğuya ait yazılmış cok degerlı eserlerımız olsa da Hırıstıyanlıgı cok iyi tanıyan birinin bakış acısından bu konuya bakmak bana sanki yeni bir pencere açtı dıyebılırım. Roger Garodi felsefe ve bilim alanında doktor, Fransız parlemantosunda milletvekilliği, senatörlük gibi görevler almış. Kominizm üzerine ciddi calısmalar yapıp uzun süre Fransanın dünya capında sözcüsü olmus. Birçok ünlü devlet adamı, Bilgin ve Sanatcı ile görüşme imkanı oldu, 60 dan fazla Eser, Makale, Teblig ve Konferans verdi, ne zamanki islamı seçip siyasi olarak da filistini savunmaya başlayınca bir zamanlar pesınden kosan Yahudi sermayesinin kuklası olan o basın yayın organları bir anda kendısıne yüz cevırdıler.

Garodi Endülüsteki İslam felsefesini ele alırken aynı zamanda Endülüste Hırıstıyanlıgın yasadıgı  çalkantıları, hırıstıyan ya da Yahudi halkın taleplerini vs birarada harmanlayarak anlattığı için biz ve onlar seklinde sınıflandırılmış o ayrıştırıcı tasnif yerine Garodi olaylara daha bütüncül bakmamızı sağlıyor. Bu kitabın en önemli özelliklerinden biri de sadece kaynaklara dayanarak yazmış olması. Mutlaka herkesin okumasını şiddetle tavsıye ederim.

2 Kasım 2018 Cuma

Okudugumuz Bazı Cocuk Kitapları

Karanlık ortamlarda telefondan E-Kitap, sessiz sakin ortamlarda kaynak bir kitap ve çocuklarla eş zamanlı bir çocuk edebiyatı örnegini aynı anda okumaya çalışıp bir taraftan da İspanyolca öğrenmek için zaman yaratmaya uğraşıyorum. Yine de haftada 1 kitap bitiremiyorum, Malum 4 bebe ile az ama öz, yavaş ve notlar alarak okuyorum. Çocuklarla birlikte okudugmuz bazı çocuk edebiyatı örneklerinden bir kac tanesi birikti ve ben bunları burda yazamadım.

Stuart Little'nin Maceraları - E.B.White:

Amerika menşeli olan bu kitabı yine Viyana halk kütüphanesinden alıp okudum ve okurken çocukların gözünden dünyaya bakmanın eglencelı bır yolunu bulmuşlar diye duşundum. Cocukların hayal dünyalarında kuculup dünyaya kucuk bırı olarak bakmak her zaman ılgı cekıcı olmuştur. Ben bu kıtabı okurken çocukların da -Anne bız de karıncalar gıbı kucuk olsaydık ne güzel olurdu degıl mı?,  dedıklerınde, kıtabı hep birlikte okumaya devam ettik.

Kitabın küçük kahramanı Stuart Little herseyden önce günümüz bilimkurgu ürünleri gibi daha sonradan fızık kurallarına aykırı olarak okus pokus ile kuculmuyor. Little cok kucuk doguyor ve bu kucukluk yazarın gözünde bayağı bır mübalağa ıle kibrit kutusunda uyuyacak kadar kucuk olarak tasvır edılıyor. Doga ustu bır yaratık degıl tersıne normal yollarla dogmus, fareye benzeyen, konu komsuyla sohbet eden, mahallede sevılen, ıyı bır aılesı olan kucuk!bir çocuk Little. Kah pencere panjuruna sıkışıp aılesını korkutması, kah benım çocukların cok sevdıklerı havuz ustunde maket gemileri sürerken okyanusdaymıs gıbı yasadıgı adrenalın dolu maceraları derken çocuklar bu kıtabı okurken cok kahkahalar attılar.

Cizgili Pijamalı Çocuk - John Boyne

Cizgili Pijamalı Çocuk - John Boyne:

Bu kitabı gecen sene Viyana halk kütüphanesinde görünce hemen alıp
 okumuştum. Bu tarz dramatik gerçek hayattan alıntı senaryolarda masum olan çocukların dünyasına girdiklerinde negatif olarak etkilenir, genelde okumaya devam edemem. Ama bu defa kendımı zorlayıp okumaya devam ettım. Artık Yahudi Soykırımı hakkında bilmediğimiz ayrıntı kalmadı, malum Sinema, Edebiyat vs tüm sektörler seferber olmuşlar bu konu üzerine. Dünyanın en uc noktasına gidin herkes Almanların yaptığı Yahudi soykırımını bilir. Bu nedenle tekrar olmaması acısından ayrıntıya gırmeme gerek olduğunu düşünmüyorum.

Kısaca, bıldıgınız o toplama kamplarında Yahudileri yakan generalın çocuğunun (Bruno) yalnız olduğu ıcın toplama kampında bulunan çocukların birarada oluşlarına özenip onlar gıbi gıyınıp gızlıce aralarına karışması ve Genaralın de bılmeden Yahudilerle birlikte kendı cocugunu da yakmış olması ile bitiyor. Zaten insanın boğazında düğümlenen son sahne bence kıtabın en vurucu bolumu. Ama elestırel olarak da sunu eklemek isterim kitabın son sayfasında okuyucuya assagıda alıntıladığım cümle ıle sankı bu soykırım dünyanın en kotu soykırımı ıdı ve bundan sonra bunun gıbı bır acı dünyaya gelemeyecek duygusu yaratmaya calısması ıdı. Kitabı okurken günümüzde Müslüman topraklarda yaşananlar gelirken son cümleyi okuduğumda -Efendim, Pardon, Nasıl yani! dedim kendi kendime.

Kitabın son cümlesi söyle:

20 Eylül 2018 Perşembe

Saraybosna-1

Saraybosnanın tarıhı cok eskılere kadar gıtmesıne rağmen Osmanlıdan sonra sehırlesmeye başlamıştır. Bosna sarayından türeyen Saraybosna ısmı yerıne Sarayova da denmektedir. Saraybosnada gezecek cok yer var. Tarıhı Carsısı, Alısverıs caddesi, savasın ızleırnı taşıyan yapı ve semboller, Parklar, Anıtlar, Camiler vs...

Bir an önce resimleri sırayla eklemeye başlayayım yoksa Saraybosna da dıger bazı sehırler gıbı yazılmadan kalacak:

Kovaci Sehitligi:

Sehitlik aslında sadece bir sembol. Aslında Saray Bosnayı gezerseniz farkedeceksınız kı bos bulunan her toprak parçası sehtlige cevrilmis. O kadar cok sehıt var kı o 3 senelik savaştan arta kalan ınsanlar cenazelerını defnedecek mezarlık bulamayınca parklara bahçelere gömmüşler yakınlarını. Bir soluklanayım diye oturduğunuz bır parkta etrafınıza bakarsanız mutlaka bir kac mezar görürsünüz.

14 Eylül 2018 Cuma

Bu sene Ailece okullu olduk

Bizim okul maceralarımız malum bıraz karışık. Her sene ayrı bir ülkede olabıldıgımız gıbı her sene yasam seklimiz de degısebılıyor. Hayatımızda hersey degısırken yaşantımızın aynı kalması zaten ımkansız gibi birsey.

İspanyada 2. senemiz. Gecen sene 3 ay boyunca sabahları 2 saat İspanyolca kursuna gıttım ve bu sure boyunca yaklaşık 3 saat çocukları evde bır bakıcı ıle bıraktım. Bakıcı hem nerdeyse bır aylık maas aldı bızden hem de evde tek basına çocuklarla ne yapıyor nasıl davranıyor bılememek ayrı tedırgın edıyordu benı. Bir kreşte en azından bırden cok abla bulunuyor ve bırı suistimal etmek ıstese dıgerı buna sahit olur dıye cekınır, ama evde yalnız olan bakıcı cocugu dövse bıle kımse bunu bılemez. Velhasıl bu sene de İspanyolca kursum devam edecek ve benım de 10 senedır göçebe ama yalnız hayatımda çocuklardan başka bır boyut olmadığı ıcın psıkolojık olarak ben de ıyı olmadığımı dusunmeye başladım. Biraz da kendı psıkolojımı dusundugumden İspanyolca kursuna devam edıp çocukları kreşe vermeye karar verdım.  Hem ekonomik olarak butcemızı sarstığı ıcın hem de guvenemedıgım ıcın bakıcı ısını rafa kaldırdık. 2,3 saatligine cocukların basında duracak bır yakınımız olsa güzel olurdu. El mahkum kreşlere yöneldık. Bıze yakın 1 tane ozel kreş var ben de çocukları oraya verdım. Icerıge gırmıcem genel olarak güzel sevecen ablalar var. Dırek aıle bıreylerının okul baslama maceralarına dalacağım sımdı.

8 Eylül 2018 Cumartesi

Tavuk beslemeye basladık

Öncelikle bizim evde hayvan besleme tarıhcemızı kısaca özet geceyim.

İsvicrede iken bir tanıdığımız kesin dönüş yapacaktı ama evde gerçek bıtkı ve gerçek topraklı Akvaryumunda besledıgı balıklarını bize vermek ıstedı. Bizde de çocuklar vardı ve bakımının kolay olacağını dusunup almıştık. Oysa sık sık kumunu yıkamak bıtkılerın ılaclarını vermek vs. gerçek kum ve bıtkısı olan akvaryumların bakımı hıc de sanıldıgı gıbı kolay degılmıs. Hanı sahte cıcek ve tas olan ve hatta motoru ıle suyunu kendı kendıne degıstıren akvaryumların bakımı kolayken bızım akvaryumun suyunu da bızım degıstırmemız gerekıyordu. Gunluk suyu hareketlendıren kucuk aparat dışında suyu devır daim yaptıran bır Motoru da yoktu yanı. Velhasıl biz temızlıge odaklanmışken ıcerdekı Vantuz balığı buyumus de buyumus teker teker bızım akvaryumdaki kucuk balıkları yemeye başlamış. Biz balıkları arıyoruz ama ortada ölü balık da yok nerde bu balıklar dıye meraklanırken zaman sonra Buyuyen Vantuz balığı akvaryumda kalan son buyuk balığımız Melek balığını kovaladığı zaman anladık durumu. Melek balığımız da kaça kaça öldü derken ben balıklara bakamadığım ıcın cok üzülmüştüm.

7 Eylül 2018 Cuma

Meryem ile kısa bir Viyana hatırası

Maputodan eve dondukten sonra kısa surelıgıne Vıyanaya gitmem gerekıyordu. Meryem hala ana kuzusu oldugu ıcın onu da aldım yanıma. Büyük oğlanları ise babada bıraktım.

Rotamız: Malaga’dan Viyana’ya, yol 3 saati geçiyor. Kucakta bebekle dar koltuklu ve suyu bile yanında pos makinesiyle satan hostesler eşliğinde eurowings havayolu ile bu yol nasıl geçer diye kara kara düşünürken Allah yardımıma koştu elh: koltuğum 3 koltuklu bir sıranın koridor tarafına bakıyordu, yanım tabiki dolu. Benim oraya oturduğumu görünce yandaki cok medeni İspanyol gençler hemen hostesi çağırıp fısır fısır konuşuyorlar, tabi ben konunun yer değiştirme olduğunu anlıyo...rum. Yanımdakiler islam düşmanlığından mı, yabancı düşmanlığından mı yoksa Bebek, çocuk düşmanlığından mıdır bilmem başka yere geçmişlerdi. Onlar yanımdan kalkarken ben de teşekkür ettim.

6 Eylül 2018 Perşembe

Mozambik: Maputo

Cape Towndan Johannesburg aktarmalı olarak Maputoya doğru yola çıktık. Vasko de Gamayı ve Portekiz’i Mozambik’i sömürgeleştirdi diye sevmediğini söyleyen Bob Dylan ın Mozambik isimli şarkısı eşliğinde...


Biraz Tarih:

Batı işgalinden önce Arap bir Seyh olan Musa Bin Mbiki aracılığıyla arap coğrafyası ıle ticaret yapan bölgenın ısmı seyhın adından 'Mbiki' den türeyerek daha sonraları Mozambik olarak anılmıştır. 1498 de Vasko de Gama Mozambige ugramıs ve batının ilgisi altın bulma ümidi ile bu topraklara kaymıştır. Batı tarafından kotu muamele gorup köle olarak alınıp satılan Kolonı devletı Mozambık ancak 1975 de Samora Machel başkanlığında Mozambık Halk Cumhurıyetı ismi ile Komınıst bır devlet olur. Tam 11 sene sonra 1986 da hala nedenı açıklanamayan bır uçak kazasında hayatını kaybeden Samora Machel ülkede hala daha bir Önder olarak anılır. Machelın ölümünden sonra devletin Marksist kanadı daha da güçlenerek  tüm Endüstri kamusallaştırılıp Küba, Sovyetler ve Dogu Almanya gibi kominist ülkelerle işbirliği yapılmıştır. Hatta simdilerde bile Mozambik radyolarını acıtgınızda Küba esintilerini yakalarsınız... Avrupalı kalıfıye personel ve yatırımcılar ülkeyi terk edınce ülke ekonomisi ciddi zarar görmüş. 1976 yılında başlayan ic savaş 16 sene sürmüş ve 90 senesınde yapılan Anayasa degısıklıgı ıle Komınıst tek partılı düzenden, demokratik cok partılı düzene gecılmıs ve 92 senesınde ic savaş sona ermıstır

3 Eylül 2018 Pazartesi

Cape Town: Ümit Burnu

Yıl 1488 Bartolomeu Dias tarafından bulunduğu iddia edilen ve aslında Afrika’nın en uç noktası da olmadığı halde en uç nokta diye pazarlanan yer burası: Ümit burnu.
Yıl 1497 Vasko de Gama tarafından Afrika’nın yaklaşık 2 saat daha ilerisinden yani asıl en uç noktasından dolanarak Hindistana geçiş yolunun keşfedildiği iddia edilir tarih kitaplarında.
1470 tarihinde ölen Piri Reis ise çoktan Amerika’nın, Afrika’nın ve hatta Antarktika’nın bile ayrıntılı resmini çizmiştir ama ...tarih kitapları bunu yazmaz.
Demem o ki Endülüsden çaldıkları bilgileri kendi özel buluşları gibi yutturdular ya millete!!! İşte bu Ümit burnu da Afrika’nın en uç noktası diye pazarlanırken 2 saat yol daha gidemeyecek olan turistleri düşünmüş olsa gerekler. Şimdi cape Town gibi kalabalık bir yarım ada şehrinde getirecekleri turist ile 2 saat daha uzaklıkta olan ıssız bir yere getirebilecekleri turist sayısı aynı mı? Adamlar ülkeyi pazarlamayı çok iyi biliyorlar.
Doğası muhteşem, eyvallah.... ne varsa zaten doğal olanda var. Sık çalılıklar ve içlnde birçok havanın yaşadığı bir doğal koruma alanı (park) burası. Babunlar (bir maymun türü) belki yiyecek birşeyler verirsiniz diye sizinle birlikte ilerlerken deve kuşu ve diğer hayvanlar ise insanlardan uzaklaşmayı tercih ediyorlar.
Yolun sonunda vardığınız Ümit burnu ise, ticaret yollarını kapayan Osmanlı’dan dolayı Hindistana varacak başka bir yol arayışı ile Endülüsden köle olarak zaptettikleri müslüman denizcilerin de yardımı ile Avrupalılar buraya vardıklarında o kadar sevinmişler ki ondan sebep adına Ümit burnu demişler. Taaa o zamanlardan beri tepeye kondurdukları deniz feneri ise hala tarihi eser olarak korunuyor. Bu deniz feneri cok iç kısımda olduğundan cok gemi karaya oturmuş ve daha görünür ve açıkta olan başka bir yere yeni fener yapılmış. Kayalıklardan tepeye tırmanarak görülen eşsiz manzaraya çocuklara rağmen biz de Nail olabildik elh. Yusuf zaten kayalara tırmanmayı çok istiyordu biz de buralara gelmişken bundan da eksik kalmayalım dedik ve biz de tırmandık o kayalara.

Cape Town: Safari, Penguen Sahili ve Fok Balıkları

Güney Afrika’ya (cape Town) gelip de 5 büyük hayvanı (zürafa, aslan, fil, gergedan, zebra) kendi doğal yaşam alanlarında görmeden olmazdı. Tamam kabul ediyorum bu aslında tamamen serbest yaşam alanı değildi. Gerçekten cok büyük bir alan içinde serbest yaşayan hayvanlar ama sadece aslanların bölümünü elektrikli tellerle sarmışlardı. Her hafta besliyorlarmış aslanları. Diğer hayvanlar otobur olduğu için kardeş kardeş ve serbest serbest geçiniyormuş. Fillerin önümüze geçip yürüm...esi, aslanların miskin miskin yatmasına rağmen bizi yine de korkutması vs... 4 küçük çocukla yapılabilecek kompakt bir safari oldu. Ülkenin kuzeyinde aslında gerçek, doğal ve koruma altına alınmış asıl Safari Bölgesi var. Orda aslanlar da serbestler, bir hayvan görmek için saatlerce alanı dürbünle taraman gerekebilirmiş. O Safari 4 küçük çoçukla hem yorucu hem pahalı olurdu. Safari bitiminde de cocuklar tesisin çocuk Parkında oynadılar. Gelelim fotoğraflara:

2 Eylül 2018 Pazar

Cape Town: Masa Dag, Doga Tarihi Müzesi ve Dönme Dolap

Masa Dag (Table Mountain)

Cape Town’da son gittiğimiz yer Dünyanın 7 doğa harikasından biri olarak kabul edilen Masa Dağ oldu. Adına masa dağ denmesinin nedeni üst yüzeyinin masa gibi düz olması. Çoğunlukla tepesine bulut oturduğu için her zaman çıkmak mümkün olmuyor, hatta bulut üstünü örttüğünde buluta da masa örtüsü deniyor.
Cape Townda ki son günümüzde sabah Fok balıklarını seyretmek için denize açıldığımızda beni deniz tutmuştu. Bu nedenle son günkü tüm programımızı benim yüzümden iptal etmiştik... ve ben bir kaç saat evde yatarak dinlenmiştim. Öğleden sonra kendimi toparlayınca en azından Masa Dağa çıkalım dedik ve son teleferiğe yetiştik. Masa Daga çıkış ücreti çok yüksekti, zaten genel olarak Cape Town pahalı bir yermiş. Afrika şehri ucuzdur diye düşünmeyin Cape Town bir Avrupa ya da Amerika şehrinden daha pahalı diyebilirim size.
Tepeye çıkana kadar Yahya (3) teleferiğe binme heyecanı ile cıvıldayıp durdu. Yahyaya bir araç olsun zaten herseye biner.....
Tepede koruma altına alınmış botanik bitki çeşitlerinden tutun bölgeye özgü hayvan çeşitlerine kadar bir flora mevcut. Biz cok geç çıktığımız ve kış ayına denk geldiğimiz için hayvanlarla tanışamadık ama manzara muhteşemdi tabiki. Allah’ın yarattığı ve koruma altına alınan yani bozulmamış herşey muhteşem değil mi zaten..... Suphanallah deyip 5 günlük programımızda gidemediğimiz Mandelanın hapsedildiği Robben adasını da bu Dağdan seyrettik.

Cape Town: Campany Garden

Bu ağaç da 1704 senesinden beri ayakta.
Campany Garden:

Cape Town gezimizin 2. gününde hava yağmurluydu ve biz de yazlık kıyafetlerle geldıgımız ıcın soğuk ve yağışlı olan Güney yarımkürede kapalı bır yerler gezelim de ıslanmayalım dedık. Planda Doga Tarıhı müzesini gezmek varken once Müzenın yanında bulunan bahcelerı dolaştık.

Cape Town merkezde bulunan Campany garden 1650 lerde ilk Avrupalı yerleşimcilerin gelen gemilere taze sebze yüklemek için kurduğu bir bahçeymiş. Avrupadan Hindistana gecen ticaret gemileri burda durup bahçede ekilen sebze ve meyvelerı gemılerıne yukleyıp uzun yolda kendilerine erzak yaparlarmış. İçinde güney Afrika’nın en eski armut ağacını da (1652) barındıran bahçenin en çok ilgimizi çeken yanı ortada serbest gezen ve insan canlısı olan sincap ve Kazları oldu.

Cape Town: Müslüman Mahallesi

Bu defa Rotamız Güney Afrikada bulunan Cape Town sehri. Afrika ülkesi ucuz olur diyerek dusunup oraya gıdınce yanıldığımızı farkettıgımız sehır... Yol uzun ve etekte 4 bebe varken bu yola cıkmak basta beni korkutsa da her zamanki gibi kapadım gözümü ve çıktım yola: Allah yardım etti elh.

Güney Afrika Cumhuriyetine gitmeden önce Mandelanın hayatını anlatan bir Holywood filmi seyrettim. Üstüne de Mandelayı analtan yine Batı Menseli bir kitap okudum. Hepsını daha sonra baska bır yazıda toparlayacağım. Güney Afrika Cumhuriyetine 1650 lerde ilk yerlesen Hollandalılar yerlilere karsı üstünlük sağlasalar da zaman sonra İngilizlerin gelmesi ve gücü ellerine almaları ile birlikte Afrikalı yerlılerın kölelik donemı başlamış. Zamanla kölelik kalksa bile 1990 lara kadar siyahilere yapılan zulum bıtmemıs. Yayılan savaşlarda batılıların sılah gucu olduğu ıcın yerlıler kaybetmısler.

6 Ağustos 2018 Pazartesi

Bosna - Mostar

Mostar tarihi doğu kısmında Müslümanların, batı kısmında da Hırvatların yasadıgı tarihi bir sehir. Neratva nehrı ile ayrılan bu ıkı bölgeyi Mostar köprüsü birleştirir. Sehirde cok fazla Osmanlı eseri bulunurken tas evleri ve tas doselı sokakları ıle tarihi hala canlı bir sekilde yasatabılıyor. Gunumuzde dalgıçların atlayış yaptığı Mostar köprüsünün altından akan Neretva nehri için Evliya Celebi 'İzleyeni Korku ve Merak içinde bırakır' demiştir. 1566 senesinde Kanuni tarafından Mımar Sınanın ogrencısı Mımar Hayrettıne yapırılan Mostar köprüsü Osmanlının en meshur eserlerınden biridir. Avrupada en sık zıyaret edılen anıt eserlerın basında gelen Mostar koprusu Unesco tarafından da Dünya Mirası listesine eklenmıstır. 1990 larda Hırvatlar tarfından yıkılan Köprünun parçaları daha sonra nehirden tek tek toplanarak Türkiyenin de içinde bulunduğu bır organızasyon tarafından terkrar ınsa edılmıstır.

Saraybosnadan arabayla Mostara vardığımızda öncelıkle Mostar köprüsünün bır tarafından dıger tarafına doğru carsı ve dükkanların arasından yürüdük. Mostar koprusu basamak seklınde yapıldığı ıcın bebek arabasını kopru basındakı bır dukkana emanet bıraktık. Tas doselı tarihi küçük sokakların her bir kosesıne dukkanlar açılmış olan yolda yürümek 4 çocuklar bazen zor olsa da bosnak ınsanının sıcak kanlılığı ve yardımı sayesınde çocukları kaybetmeden yürüyüşümüzü tamamlayabıldık.

27 Temmuz 2018 Cuma

Kemal Sunal Fenomeni - Osman Özsoy

Son zamanlarda çocuklarla Kemal Sunal fılmlerı seyrettıgımızı yazmıştım daha önce. Madem seyrediyoruz biraz da okuyalım dedim ve evde buldugum bu kıtabı okumaya başladım.

Osman Özsoy'un Kemal Sunal Fenomeni isimli kitabını yeni bitirdim. Emege saygısızlık etmek ıstemem ama 2000 yılında ölen Kemal Sunal hakkındaki bu kitap 2 sene sonra cıkmıs ve belkı de Kemal Sunalın ölümünün popüleritesi geçmeden yetiştirilmeye calısıldıgı ıcın olsa gerek içerik olarak baktığımda 240 sayfalık kıtabın ıcınden tas çatlasa 100 sayfalık ıcerık ancak çıkar diyebilirim. O kadar cok tekrar tekrar ve aynı seyleri kopyalamışlar ki okurken sinirlerim bozuldu. Son sayfalarını cok hızlı okudugmu farkeden oğlum Yusuf (9) -Aaaa Anne ne cabuk bitirdin diye sasırınca ben de ona -Okurken düşünmek zorunda kalmadığım ıcın hızlı ılerlıyor keza hep aynı seylerı tekrarlamışlar dedim. 

Kıtabın alel acele yazıldığını düşündüren bir diğer sey ise kitapta doğru duzgun Kemal Sunal hakkında extra bır calısma yapılmamış olması ıdı. Kıtap Kemal sunalın yaptığı bır soylesıyı, yazdığı Tez'i ve cesıtlı donemler cesıtlı ünlülerin Sunal hakkında soyledıklerını baz alarak yazılmış. Kemal sunal hakkında bir İstatistik yapılmamış, Fılmlerı hakkında soyle dıse dokunur degerlendırmeler yapılmamış, o yapılmamış , bu yapılmamış.... Biraz daha üstünde calısıp güzel bır kaynak eser cıkarabılecekken, Sunalın ölümünün üstünden cok vakit geçmeden kıtabı pıyasaya çıkartıp satmak ve para kazanmak oncelenınce bu konunun ziyan edilmiş olduğunu düşünüyorum.

Kitabın içeriğine gelecek olursak bence kıtaptakı en dişe dokunur ve okurken en keyıf aldığım bolum 'Dünya ve Türkiye'de Sinema' başlıklı Giris bölümüydü. Giris bolumunden bır sayfayı paylaşmak ıstıyorum.

26 Temmuz 2018 Perşembe

Balagay Tekkesi Bosna

Bosnada ki 3. günümüz bayağı hareketlı gectı. Daha önce yazdığım gıbı Saraybosndan yola çıkıp önce Konjic daha sonra da Pocitel isimli iki tarihi sehri gezdik. Simdi ise Mostar yolunda Osmanlıdan kalma Bektasi Balagay Tekkesinde idi sıra.

Balagay Tekkesi Fatih sultan mehmet zamanında 1465 senesinde Osmanlı bunyesıne katılıyor. Bosnaya oldukça yogun yatırım yapan Osmanlı, Mostara yakın bır bölgede Neretva nehrinin onemlı kollarından bırı olan Buna nehrının dogdugu yere ise o donem Osmanlıda Yenıcerılerın de bağlı olduğu bir Bektasi Tekkesi kurdu. Bulundugu harika Doga içerisinde ibadet edenlere huşu içinde tefekkür etme imkanı sağlayan bu doğal guzellık ıcınde kurulan Tekke, günümüzde Naksibendi tarikatı tarafından kullanılıp aktif olarak yasamaya devam etmektedir. Turistler cok yoğun bir sekilde ziyaret ettikleri için gezerken tefekkür etme imkanınız pek olmuyor. Bu tarz tarihi ve kültürel değer taşıyan ve doğal guzellıkler içerinde kurulmuş olan yerlere gıden turıstleri, Srebrenitsa gibi kimsenin rağbet etmediği akla negatif seyler getiren yerelere de gitmelerini temenni ederiz ki Hitlerden sonra gerceklesmıs olan dünyanın en buyuk soykırımı unutturulmasın....

24 Temmuz 2018 Salı

Cocuklarla Türk Filmlerine giris

Biz çocuklarla animasyon film seyrederiz. Son zamanlarda özellikle çocuklar için hazırlanan animasyonlarında şiddet ve hız had safhada olduğu için alternatifler aramaya başladım. Malum Tv seyretmiyoruz. Arada sırada doğa belgeselleri seyrediyorlar ama filmin yeri başka. Benim çocukların 3 ü erkek ve haliyle evde savaş oyunu eksik olmuyor. Peygamber efendimizin hayatı, Barbaros hayrettin paşa vs gibi yararlı bulduğum TRT çizgifilmleri de tükendi artık. Ben de Hoolywood animasyonlarındansa dünya sinemasının eğlenceli taraflarından seçmece yapmalıyım diye düşündüm. Aslında yeni değil bizim dünya sinemasına girişimiz ama ben Yeni yeni yazabiliyorum işte. 

21 Temmuz 2018 Cumartesi

Ah Endülüs - İhsan Sureyya Sırma

Endülüs hakkında okumaya devam ederken cekingen davranıp yine hem ince hem de daha önce aynı yazarın aynı konuda yazdıklarını Müslümanların Tarihi isimli eserinde okuduğum için bu kitabı da okurken zorlanmayacağımı düşündüm. Keza zorlanmadım da...

Kıtap ıkı bölümden oluşuyor ılk bolumde Endülüsün tarihinı anlatırken ikinci bolumde yazarın Endülüs gezılerınde edındıgı ızlenımlerı vardı.

İhsan Süreyya Sırma’nın “Müslümanların tarihi” isimli ansiklopedik eserinin Endülüs bölümünde daha önce okumuş olduğum ve şimdi yine aynı yazarın “Ah Endülüs” isimli kitabında tekrar karşılaştığım bir Endülüs tarihi kesitini tekrar burda paylaşmaya değer görüyorum. Keza yazar da su not ile anlatmış bu durumu: “Anlaşılan o ki bu isyancıların derdi İslam değil, kendi dünyevi çıkarlarıydı. Bu nedenle müslümanlara karşı gayrimüslimlerle ittifak kurabiliyorlardı. Nitekim günümüzde de aynı olayların benzerini yaşamaktayız.”
'Saltanat uğruna İhanet:
Endülüsde, Endülüs Emevilerinin Abbasiler’den ayrılıp yeni kurulduğu dönemde Endülüs’ün kuzey bölgelerindeki Barselona ve Zaragoza beyleri siyasi değişimi fırsat bilip bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. Zamanla Barselona emiri Süleyman Endülüs’ü tamamen hırıstıyanlaştırmaya yemin etmiş olan Fransız kralı Şarlken’e “gel buraya birlikte Zaragoza’ya saldıralım ve Zaragoza şehri de senin olsun” şeklinde bir teklifte bulunur. Şarlken Zaragoza’ya saldırmak içln Barselona’ya geldiğinde gerçekten de Barselona emiri Süleyman Şarlkeni hediyelerle karşılar. Süleyman ve Şarlken birlikte Zaragoza’ya saldırsalar da Zaragoza emiri Hüseyin galip gelir. Eli boş dönmek istemeyen Şarlken de kendisini davet edip hediyelerle karşılayan müttefiki Barselona emiri Süleyman’ı tutuklar. Zaragoza emiri Hüseyin hapsedilen Süleyman’ı kurtarma karşılığında merkezi yönetim olan Endülüs Emevi devleti emiri Abdurrahman’a karsı çıkmasını şart koşar. Endülüs Emevi devleti Emiri Abdurrahman ise kuzeyde bağımsızlığını ilan eden bu iki sehre doğru sefere çıktığında Süleyman ile Hüseyin arasındaki ittifak da uzun sürmemiş ve Hüseyin Süleyman’ı öldürtmüştür. Emir Abdurrahman Zaragoza’yı da tekrar geri alarak Fransa’nın Güney’ine doğru ilerlemeye devam etti. Fransız kralı Şarlken geri dönüş yolunda pirene dağlarından geçerken müslümanların da içlnde bulunduğu bir baskın ile nerdeyse tüm ordusunu ve yeğeni Rolandı kaybetmiştir. Daha sonra prens Abdurrahman kutubaya geri dönmüştür.'

20 Temmuz 2018 Cuma

Pocitel ve Hacı Aliya Cami

Bosnadakı 3. günümüzde Konjicden sonra yolumuz Mostara 3 kilometre uzaklıkta bulunan Pocitel'e dustu.

Pocitel 1471 yılından ıtıbaren yaklaşık 400 sene boyunca Osmanlı hakimiyetinde kalmış tıpık bır Osmanlı sehrıdır. İcınde ınsaa edılen Camı, Hamam ve Medrese gibi yapılara bir merdivenden çıkarak ulasabılıyorsunuz. Daglık olan bölgeye bız çıkarken yorulduk ama Osmanlı devletı daha Avrupada tuvalet, banyo gıbı seyler yokken buraya Nıretva nehrinden aldığı suyu dağın tepesine kadar cıkartarak Hamamlar kuruyormuş. Endülüsde de dağın ıcı delinerek dağın tepesındekı El Hamra sarayına Su ulaştırma gıbı bır muhendıslık uygulanmıştı cok daha erken tarıhlerde. Maalesef 400 sene sonra bolgeyı Avusturyalılar alınca ve dahası 93 senesındeki savaşta havan topları ıle tarıhı degerı olan bu Osmanlı eserlerı hedef alınınca cok zarar görmüş bu yapılar. Daha sonra Türkiyenin de yardımı ıle restorasyonu tamamlanan camının pek cemaati olmasa da kultur mırası olarak orda duruyor ve Imamı her namaz vaktı Meleklerı cemaat edinerek namazı kıldırıyor.

19 Temmuz 2018 Perşembe

Bosnada Tarih kokan Sehir: Konjic

Bosnanda 3. günümüzde Saraybosnadan Mostara doğru yol çıktık. yol üzerinde cennet misali doğayı seyrederken aynı zamanda da aralarda tarihi yerlere de uğradık. Bosna ve Hersek bölgeleri arasında bulunan ve yaklaşık 4 bin sene öncesine kadar giden tarihi ile Konjic sehri tam olarak size Osmanlı dönemini yasatan bir sehir diyebiliriz. Özellikle 1682 yılında Osmanlı tarafından  yaptırılmış olan Konyic koprusu 2. dünya savasında almanlar tarafından yıkılsa da yakın zamanda Tika tarafından tekrar onarılarak bu tarihi eser insanlığa tekrar kazandırılmıştır. Özellikle uzun süre Neretva nehrinin iki tarafını birleştiren tek köprü olması Konjic koprusune stratejik bir önem kazandırmıştı. Ozellıkle Osmanlı Turası altında çocuklarla fotoğraf cektırmek insanı gururlandırıyor. Doguda ve kendı ıcınde bır cok kısısel çıkar pesınde kosan hainlere rağmen Osmanlının Bosnaya kadar gelıp Islamı ordakı halka sevdırmesı ve kazandırmış olması cok güzel de gunumuzde o zamanlar yaptığımız hatalardan ders alıp öyle yola devam etmemiz lazım.

12 Temmuz 2018 Perşembe

Endülüs Cagırıyor - Mehmet Sılay

Yaklasık bir sene once Endülüs Temalı bir kac kitap aldım. Okumaya da evde bulunan İslamiyat isimli derginin Endülüs Sayısı ile başladım. O dergiyi okumam yaklaşık 1 sene sürdü cunku ıcınde gerçekten dolu dolu bir düzine bilimsel Makale bulunuyordu. Hepsını sındıre sındıre ve notlar alarak okudum. İslamiyat dergisi bitince artık satın aldığım diğer Endülüs Temalı kıtaplara baslayabılırım dıye duşundum. En sevmedıgım seylerden bırı para verdıgım bır kıtabı okuyamadan oyle rafta durmasıdır. O kıtaplar rafda durdukça ben rahatsız oluyordum.

Velhasıl İslamiyat gibi agır bir dergiden sonra biraz daha okuması kolay olur dıye düşünerek Mehmet Sınay'ın yazdığı Endülüs Cagırıyor isimli kitabı sectım. Gercekten de bu kıtap daha cok gezi notları esliginde yazılmış denemeler ve günlükler gıbı olduğu ıcın daha kısa surede okuyabıldım. Mehmet Sılay eskı 20. dönem milletvekillerinden olan bir Doktor. Kıtabının dılı günlük havasında yazılmış ama burda asıl Yayınevını elestırmek ıstıyorum. Kitabı okurken bir cok yerde sınırlendım cunku yaklaşık 250 sayfalık kıtapta bazı konular defalarca farklı cümlelerle tekrarlanmış. Zannedersem yazar gunluklerını toparlarken tekrar eden bolumlerı olduğu gıbı yayınevine vermıs, yayın evı de bu durumu düzeltmeden baskıya vermıs olsa gerek. Defalarca tekrar edılen tarıhı bılgılerın su acıdan faydası oldu kı; sınır bozucu bır sekılde tekrar tekrar aynı seyı okudukça sık unuttuğum bazı ayrıntılar da aklımda kalmaya başladı. Vardır her ıste bır hayır deyıp
Kıtabın ıcerıgıne gecelım:

6 Temmuz 2018 Cuma

Kanayan Yaramız Srebrenica!

Bosna'da 2. gün rotamız Srebrenıca ıdı. Aslında Bosnada Srebrenıca'ya gıdecegımızı öğrenen herkes 'kucuk çocuklarla o yolu gıtmeye değmez, Cocuklar daha cok kucuk Katliam meselelerinden negatif etkilenirler, vs..' diye tepkıler aldık. Isın aslı Bosnaya gıttıkten sonra ogrendık kı zaten çocuk isin bahanesı, normalde de Turistler Bosnada Srebrenıca ya gitmiyorlarmış. Travnıkde, Saraybosnada, Mostarda gordugumuz o yoğun kalabalığı gormeyı gecın Srebrenicada bir elin parmağı kadar ınsan vardı maalesef. Turıstler genelde doğal guzellıgı olan yerlerı ve sehırlerın sembolik merkezlerini gezmeyı tercıh edıyorlar. Çocuk meselesine gelınce de Almanya da 70 sene once öldurulen Yahudılerın toplama kampları hala daha yoğun zıyaretcı alırken, çocuklar daha ılkokuldan bu meselelerı ogrenırken bız 95 senesınde burnumuzun dıbınde katledılen musluman kardeslerımızın çocukları kotu etkıleyecegı fıkrıne sahıbız!

Srebrenica Anıt Mezarı cogunlukla Amerikanın destegı ıle yaptırılmıs ama bılınen toplu mezarlardan cesetlerı çıkarıp, kımlık tespıtı ıcın hala daha bütçeye ıhtıyac duyuyorlar. Bu durumda bızım sadece manevı motıvasyon ya da ınsanı hassasiyetlerimizi korumak ıcın degıl aynı zamanda da ordakı calısmaları kamuoyuna sureklı hatırlatarak maddı yardımlar yapılmasını da sağlamalıyız.

22 Haziran 2018 Cuma

Madrid Buen Retiro Park ve Oy verme Macerası

Normalde oy verme hıkayemızı yazmam cunku pek maceralı geçmez. Ama bu hafta oy vermek için cıktıgımız yolda bir hayli aksilikle karşılaştık. Bulundugumuz yere en yakın oy sandığı Madrid'de idi. Yaklasık arabayla 5 saat gidip 5 saat dönüş planlamamıza rağmen gerçekler bıraz farklı cereyan etti.

Oy vermek için sabah yola çıktık  yolda onumuzde bulunan bır Tırdan dusen Odundan kılpayı kurtulduk ve yaklaşık 4 saat gittikten sonra lastiğimiz patlayıp yoldan çıktık. Ciddi bir kazadan ucuz kurtulduk. Lastigimiz patladıktan sonra ne yapsak nereyi arasak sıgorta mı, devlet mi vs. derken arkadan Otobahn yol bakım gorevlısı geldı. Gorevlıye sigortayla ısımızı halledecegımızı söylesek de halledemedik. Bızım yoldan cıktıgımızı gören başka bır araba zamanınd apolısı aramış da Polıs geldı. Aslında ıstese bıze caza yazıp surundurebılecek yetkısı olmasına rağmen baktı arabada 4 bebe var adam bıze yardımcı oldu. Cumartesi aksamı heryerın kapalı olduğu saatte cekıcı hızmetı cagırdı, hemen o gun lastıkler degıstı ve pesın odememızı yaptık. Isın ıyı tarafı aynı gun yola cıkabıldık kı aksam Madridde kalacağımız eve yetısebıldık. Yolda çocuklar bıraz huysuzlansa da ıyı ıdare ettıler elh.

11 Haziran 2018 Pazartesi

Bosna: Travnik

Travnik Sehrini Fatıh sultan Mehmet 1463 senesınde dualarla fethetmıstır. Bosnanın merkezıne yakın Lasva nehrının gectıgı güzel bır sehir. Daha once de yazdığım gıbı Bosna oyle güzel bır sehır kı cennet gıbı... Sehırde yürürken heryerde bızı serınleten nehir kolları sehre cennetten bır parça havası katıyor. Yururken sıcaktan yandığınız bır anda bır sonrakı sokağa gectıgınızde nehrın gectıgı bır yer ıse orası bır anda serınleyıp ferahlıyorsunuz.  Osmanlı zamanında Bosnaya, Avusturya Macarıstan devletının hakım olduğu ve Bosnayı aldığı donemde Osmanlı devleti baskentını Bosnadan Travnıge tasımıs ve ordan Osmanlıya bır cok devlet adamı yetıstırmıstır (44 vezir). Travnik'e Vezırler sehrı de deniyor bu nedenle. Sehırdekı Camı, Türbe ve Osmanlıya ait yapıların sayısı oldukça fazladır ve günümüzde de ılk günkü atmosferını korumayı basarmıstır. Türkler genelde Osmanlı mırası ıcın zıyaret edıyorlar burayı ama yabancı tursıtler daha cok cografı güzelliklerinin tadını çıkarmaya gelıyormus.

Drina Köprüsü romanı ile Nobel odulu alan İvo Andric de bu sehırde dogmus ve yasamıs hatta Travnık gunluklerı adlı eserı de sehır hakkında faydalı anektodlar verıyormus okuyucuya. Kısmet olur da kitabı bulabilirsem okuma listeme ekledim.

10 Haziran 2018 Pazar

Yunus’un yıl sonu kutlaması (marina Park kapalı oyun alanı)

Evde 4 bebe olunca hepsinin arkadasları ile sene sonu vedalaşması da ayrı ayrı oluyor.

Yunus ile başlayalım. Yunus ve arkadaşları kreşten 1. Sınıfa geçiyorlar. Biz Anneler kapalı bir oyun alanını kiralayıp kendi çapımızda bir sene sonu vedası yaptık. Marina Park isimli standart kapalı oyun alanlarından biriydi ama bir sınıf olarak orayı kapatınca çocuklar itilip kakılmadan rahat rahat oynayabildiler.

Meryem ve Yahya pesinde koşmaktan en çok ben yoruldum sanırım. Yusuf orda bulduğu büyük abilerle futbol oynadı, -Anne bak nasıl gol atıyorum! Anneeeaa baakkk, diye bağırırken Yunus da arkadaşları ile birlikte takıldı. Hele Alvaro.... Yunus cok seviyor diye bu sene yarım yamalak İspanyolcam ile eve zar zor davet edebildiğim tek kişi oldu Alvaro. 
Meryem yorgunluktan kendini yerlere bıraktı, Yahya ise tepelere tırmanıp diğer çocukları uzun uzun tepeden seyretti. Kus bakısı oyun başka oluyor demek.

Toplu fotoğraf çekildikten sonra pasta kesme Faslını beklemeden çıktık çünkü 4’ü birden beni cok yormuştu. Yiyecek olarak da hep etli yiyeceklerle abur cuburlar olunca benim Velet’ler de aç kaldılar. Ben de el mahkum 4 saat sonra eve dondum.

6 Haziran 2018 Çarşamba

Bosna: Yesil Park (Vrelo bosne)

İgman dağları etegınde Bosna nehrinin kaynağı olan bölgede bu güzel parkı zamanında özel dinlenme yeri olarak Tito yaptırmış. Cuzi bir ücret ödeyerek gırdıgınız Park'ın guzellıgı ıle tum yorgunluğunuz gıdıyor. Hele bız... Oncekı gun 4 saatlık uçak yolculuğu sonrası gece arkadaşta kalıp sabah erkenden tekrar havaalanına gıdıp bosnaya uçtuk. Daha valizleri kalacağımız yere bırakmadan direk Tüneli gezdik. O kadar yorgunduk kı Yesıl Park bıze de çocuklara da cok ıyı geldı. Bayagı uzun vakıt gecırdık bu Parkta. Cocuklar Kazları seyredip orda buldukları çocuk parkında uzun uzun oynadılar. Hanı yesıllık ve doga guzellıkler ıcınde dınlenelım dedıysek de çocuklar soz konusu olunca dinlenmek lugatlarında yoktur. Hababam tepındıler çocuk Parkında.

Allah bu memleketı oyle güzel yaratmış kı sankı cennetten bır parça... Bu nedenle demek sürekli farklı grupların catısması ıcerısınde zarar görmeye devam edıyor. Farklı gruplar dedıysem de tarıhın basından berı bu topraklarda o ya da bu sekilde hep muslumanlar katledılmıs. Parkın yıllanmış Agaclarında bile acı acı kursun izleri bağırıyorken bız nasıl bosnanın yasadıgı vahsetı unutalım kı...

31 Mayıs 2018 Perşembe

Bosna: Savasın Seyrini değistiren Tünel

Gecen aylarda bulduğumuz ilk fırsatta yine biryerlere gidelim diye düşündük. İlk bahar ve Sonbahar aylarında gezmek, yaz ya da kıs aylarında gezmekten cok daha rahat oluyor. Hele etegınızde 4 kucuk çocuk varsa. Önce komsu ülke Portekize gitsek mi dıye duşunduk ama çocuklar acısından Portekıze daır aktüel bır merak uyanmamıştı. Daha cok bu donem çocuklar Netten TRT'nin 'Aliya' isimli dizisini seyretmişlerdi. Ozellıkle Yusuf 8 yasını gectı. Cografya bilgisi, Tarıh bılgısı, Kültür, Din ve İnsan farklılıklarına dair deneyimleri onda Bosnaya dair merak uyandırmıştı. Avrupanın ortasında en yakın tarıhte o bölgede savaş olması da erkek çocuklar ıcın buyuk ögrenme motivasyonu sağlıyor. Cocukların ilgisini ceken Savas teması ıcınde taraflardan bir tarafın Müslümanlar olması, Aliya İzzetbegovic'in Önder ve Alim tarafı Yusufta heyecan uyandırdı. Malum gunumuz çocukları maalesef sahte kahramanlar ve o kahramanların yaptığı savaşlarla buyuyorlar. Madem belli bir yastan sonra sahtelerinden uzak tutamıyoruz biz de yasayan/yasamıs gerçek kahramanları gösterelim çocuklara. Ben de Bosna'ya gitmeden once Aliya İzzetbegovic'in tüm kıtaplarını okuyarak kedımı bu gezıye hazırlamıştım.

TRT'nin Aliya dızısı bir çocuk ıcın baslarda sıkıcı olur dıye dusunsem de Yusuf her sahnesını ezberleyerek seyrettı. Aliyanın hapishanedeki sahnelerınden Bosna marsına kadar bir cok seyı o dızıden ogrendı. Hal böyle olunca su donemde cocuklar ıcın de bızım ıcın de Bosnaya gıtmek en ıyısı olacak diye dusunduk. Bosnaya gıttıgımızde Yusuf yanımızda bızımle gelen Rehberden daha cok sey bılıyordu desem abartmış olmayabılırım ;) Rehber savaşa daır bırseyler anlatacağı vakıt, Yusuf -Ben bılıyorum onu ben anlatıcam dıye one atlıyordu hep. Sadece çocuklar ıcın degıl bızım ıcın de Bosna kalbımızde hala kanayan bır yaradır. Hala daha toplu mezarlar ortaya cıkarılıyor ve bunun ıcın hıckımse cezalandırılmıyor. Malum Bosna Kasabı olarak bilinen Karadzic'i de yıllarca Avusturya devleti sakladı ıse bız kımın hangi adaletınden bahsedıyoruz zaten...

29 Mayıs 2018 Salı

Sınavlar ve Elveda Kece!

Burada daha once yazmaya fırsat bulamadığım ama hayatımızda onemlı yer edınen birkaç konuyu birarada yazmak ıstıyorum. Bu arada Diyarbakır'da bir kültür turuna katılıp, Bosna'ya ve Kordoba'ya gittik ama yazmak ıcın zaman bulamadım. En kısa zamanda onları yazmak ıcın de ayrıca mesai harcamam gerekecek. Sınavlar bir bitsin ins.

Öncelikle bu hafta bizim için Sınav haftasıydı.

Benım İspanyolca kursumda bu hafta sınav vardı.

Buyuk oğlum Yusufun da Viyanada sınavı vardı ama önce kendı sınavım ıle başlayayım. Daha once yazmıştım kı bu donem yoğun bır Ispanyolca kursuna başladım. Kurs devlet desteklı olduğu ıcın cüzi bir ücret odedım ama evde çocukları bıraktığım ablaya odedıgım para aylık bır maas kadar oldu ;( yenı evımıze taşındıktan bır sure sonra ev sahibi kendi yardımcısnı gondermıstı bıze. Kadın almanca bıldıgı ıcın Ispanyadakı ılk gunlerımde onunla ıletısım kurabilmek ıyı gelmıstı. Ev sahıbının de dırektıflerı ıle bizim eve her hafta temızlık ıcın Marina gelmeye başlamıştı. Marina yaklaşık 1,2 ay sonra cocukkarı tanıyıp onlarla da anlaşmaya baslamıstı. Benım Ispanyolca kursum cok plansız bır sekılde bır anda başlayınca Marınadan ben kursta ıken çocuklara bakmasını rıca etmıstık. İlk gun Meryem huzursuz olsa da sadece 2 saat anneden uzak kaldıgı ve evden ayrılmadığı ıcın Marınayla evde sorun yasamadan vakıt gecırmeye alıştı. Meryemle bır ayrılık sorunu bu anlamda yasamadık. Yahya hele Marınayla kalmayı daha cok sevdı ;) Cocukların bu rahatlığı kursta benım ıcımı rahatlatan en buyuk etkendı.

24 Mayıs 2018 Perşembe

Afrika’da ki İspanya sehri 1 : Ceuta

Ceuta İspanyanın kuzey afrikada bulunan 2 kucuk otonom sehrınden bırıdir.. Yunan ve Roma hakımıyetını görmüş olan Sehır, Vandallar, Bızans ve Batıgotlardan sonra Arap hakımıyetıne gırmış ama Endulusun dusmesı ıle bırlıkte Ispanyolların hakımıyetıne gecmıstir. Nasıl İspanyada ki Cebeli Tarık boğazına İngilizler el koymus ise, Kuzey Afrıkanın en uc noktası olan Ceuta'ya da İspanyollar taaa 16. yüzyılın basından beri el koymuşlar. 1956'da Fas İspanyadan ayrılınca Ceutayı gerı ıstese de ancak o bolgeyı Otonom bölge olarak kabul etmekten başka caresı kalmamış ıkı tarafın da.

Kuzey Afrikadasınız ama İspanyol toprağındasınız. Fas hala daha Ceutayı İspanyadan geri istiyor. İspanya ile Fas arasında benzer bır siyasi anlaşmazlık da Batı Sahara bolgesı ıcın de gecerlı ama o konuyu da Batı saharaya gıdersek o zaman yazarız ıns. (Bizim cocugun kresınde bıle -Batı Sahara biz İspanyollarındır' temalı programlar yapılıyor. İspanyollar ıcın aslında onemlı bir konu)

14 Mayıs 2018 Pazartesi

Mavi sehir Şafşavan

Fas'ta ki son gunumuzu de Safsavan sehrını gezerek gecırmek ıstedık. 3. gün gündüz Fez'i gezip
aksam yola Safsavana doğru yola çıktık. Fas'a kendı arabamızla gitmiştik. Aksam yola cıktıktan sonra yaklaşık 4 saat sonra vardık Safsavana. Vardık varmasına da Fes-Safsavan arasındaki yol dıye tabır ettıgımız toprak alan cok kotuydu. Fas'ın dıger turıstık sehırlerı arasındaki Otobahnlar ne kadar güzelse Fes-Safsavan arasındaki yol o kadar kotu ıdı. Tek sorun yolun kotu olması degıl tabı. Kotu bır yolda yavaş yavaş gıdersın yine. Yol tek serıt ama cıft yön, kenarları uçurum ve bız gece yola cıktıgımız ıcın bızım gıbı gece yolculuk eden ve karsı yönden gelen bır suru Tır ve Kamyon ile uçurum kenarında kornalar eslıgınde burun buruna geldık. Normalde bızım veletler gece araba yolculugunu sevmezler ve hep aglardı ama bu defa Allah o zor yollarda yardım ettı de bır de arkada 4 bebenın sıkıntısını yasatmadı elh. Bır de arada sırada ıcınden gectıgımız köylerın Kahvehanelerınden gece vaktı yürüyerek donen ınsanları görmek de ayrı bır sorundu. Insanlar uzun yolları yürüyerek kahveden köye donuyorlar ve bız yolda gıderken önümüzde adam var mı yok mu anlayamıyorduk. Mübarek hepsı de yolun ortasından yuruyup sonra nıye yoldan gecıyorsun dıye bıze el kol yapıyorlardı ;)

19 Nisan 2018 Perşembe

Fes: Fas'a adını veren Labirent Sehir

Fastaki 4. günümüzde programımızda ülkenin eski baskentlerinden olan ve ülkeye bizim dilimizde adını vermiş olan Fes sehri vardı. Aynı zamanda Endülüste Frankların hakimiyetinden sonra kaçan bazı Yahudiler de buraya yerlesmısler. Kazablanka'dan Sehre arabayla giderken oldukça temız, rahat ama pahalı bir Otobandan gecıyorsunuz.


Fes'e yaklaşık 4 saat sonra varmıştık. Aslında yolculuğa cıkmadan once mutlaka eski Roma sehirlerinden olan Volubilis sehrine gitmeyi cok istemistim. Ama çocuklarla birlikte olduğumuz ıcın bazı görülecek yerlerı listeden çıkarmak zorunda kaldık. Fes dıger Fas sehırlerıne gore daha cok yesıllıkti. Keza caddelerin ağaçlandırılıp park bahcelerın varlığı sehri cöl havasından kurtarıyor.

12 Nisan 2018 Perşembe

Fas'ta 3. günümüz: Marakeş

Malagadan arabayla yola çıkıp 2. gün de Kazablanka'yı gezdikten sonra 3. gün Marekes'e gitmeye niyet ettik. Kazablanka- Marakes arası arabayla yaklaşık 3 saat. Sabah erkenden yola çıkalım desek de çocuklarla kahvaltı süremiz yine uzadı da uzadı...Öglene doğru ancak yola cıkabıldık ve saat 2 gibi Marekese ancak varabildik. daha önceki yazımda Kazablankayı anlatırken Ulkenın ve sehrın ozellıklerınden, tarihi arkaplanından oldukça bahsetmıstım o nedenle bu yazıda sehırle ılgılı daha az bılgı vericem.

Marekes Fas'ın eskı baskentlerinden bırıdır ve Berberı dılınde 'Tanrının arazısı' demektır ama halk buraya Kızıl sehır de der. Marakes eskı sehrı ıcıne alan Surlarla cevrili 'Medina' ve daha cok lux yapıların bulunduğu Gueliz bölgesi olarak 2 ye ayrılıyor. Atlas dağlarına sırtını dayayan sehır orta afrika col bolgesı ıle verımlı batı Afrıka topraklarını ayıran bır noktadadır. Fas 1957 tarıhlerınde Kazablanka fılmı dışında Holywoodun dıkkatını cekmıs kı ılk renklı sınema fılmlerı arasında Atlas dağlarında cekılen belgeseller bunuluyor.

Medina (Eski Sehir)

Biz de ılk once Marekesın eskı sehrı olan surlarla çevrili 'Medina' bolgesıne gıttık. Pasif navıgasyonun goturebıldıgı kadar ılerledıkten sonra hemen Carsı yanında  kapalı bır park yerı bulup ındık arabadan. Bız parkedene kadar tabi cevredeki diğer çocuklar arabamıza tırmanıp durdular ve arabanın ıcınde bızım çocuklar cok sasırdılar bu duruma: -Babaaa arabamıza çocuklar çıkıyor!!!!

7 Nisan 2018 Cumartesi

Kazablanka

Fas'a doğru yola cıktıgımızda İlk Günümüz yolda geçti. ilk gün eve vardığımız gibi hemen uyuduk ve ertesi gün kahvaltı ettikten sonra Kazablankayı gezmek için çıktık dışarı.

Fas'a Müslüman Ülkeler 'Magrib' derler. Magrib 'Batı' anlamındadır yani İslamın gittiği en batı memleket. Zamanında Berberiler burda yasarken Arap hakimiyetine geçince zamanla İslam kültürü baskın gelmıs ve kısmen Araplasmıslar. Simdi hala otobahnlarda ve onemlı bınalarda hem
Arapca hem de Beberice yazılar kullanılıyor. Konusma dılınde ıse Arapca ve Berberice dışında eskıden Fransız somurgesı olduklarından dolayı Fransızca bılenler cok. Önceleri Ulkeler Baskentlerı ıle anılırmıs. Marekes sehri de Baskent olduğu zamanlar Avrupa bu topraklara baskentının ısmıyle hıtap etmısler. Berberice Marakuc 'Tanrının arazısı' anlamındadır ve Turkıye dışında bu ülkenın ısmı Fas degıl aslında eski başkent Marekesden türeyen Morokko kelımesı kullanılır. Osmanlılar ıse Marakesden once başkent olan Fez sehrınden dolayı buraya Fas demısler ve gunumuze kadar Fas olarak kalmış türkcede.

5 Nisan 2018 Perşembe

Arabayla ve cocuklarla Fas yolunda

Gecen sene Viyanadan Malagaya arabayla 5 gün süren yolculugumuzdan sonra arabayla seyahat etmenin cok da zor olmadığını farkettık. 5 gun arabayla yolculuk edebiliyorsak Fas'a da arabayla yolculuk etmek zor olmasa gerek dedık. Aslında normalde araba yolculuğu ıyıdır, guzeldır de bızde 4 bebe olunca ınsan ıster ıstemez endısenıyor.

Gecen hafta ne zamandır planlayıp da gitmeye bir türlü fırsat bulamadığımız Fas'a sonunda gittik. Gidis planımızı Araba ile yaptık cunku hem bu sekılde daha ucuz olur (6 kışı), hem de gezerken araba ıle daha ozgur olabılırız dıye duşunduk. Cocuklar da geze geze artık araba yolculuklarına alıştılar ve elh cok buyuk sorunlar yasamıyoruz yolculuk sırasında. Gecen hafta İspanyada Santa Semana Haftasıydı ve bir hafta tatildi heryerde. Tatilin baslarında eve mısafırımız gelmıstı. onları evımızde mısafır ettık bır kac gun. Onlarla Malagayı ve Kurtubayı gezdık. Daha sonra Kurtuba hakkında yazıcam ama once Fas seyhatıyle başlamak ıstedım. Mısafırlerle zaten yeterince yorulmuşken, yola hazırlanırken bır de bız yokken bızım eve gelıp kalacak bır arkadaşımız ıcın evı toparlamam da gerekıyordu. O kadar hızlı çıktık kı yola o yorgunlukla daha yola cıktıgımız ılk 2 satte yanıma aldığım tum meyva ve sandıvıclerı yedık ;) Bu tarz araba yolculuklarında Yunus bizim yiyicimizdir. Arabaya bindiği gibi -Anne ne getirdin, cok acım, beni hep ac bırakıyorsunuz vs gibi acındırmalarla tüm erzagı hemen yer ;) Askerde ac kalmaz ıns ;)

19 Mart 2018 Pazartesi

Malaga Katedrali- Alkazaba ve Gibralfero

Buraya gezmeye gelen Arkadasla bırlıkte Marcado de Ataranzas'ı gördükten sonra yürüyerek yola devam ettik. O gun cok guclu bır ruzgar olmasına rağmen Malaganın renklı ve dar sokaklarında yürümek güzel oldu. Sokaklar ve caddelerı ıle ılgılı ayrı bır baslık açmak ıstıyorum sımdı ıse Sehrin Tarihi yerlerıne göz atalım...


Katedral de Malaga

Bir kac resım ekleyip yazının asıl konusu Malga Katedrali olarak da bilinen kilisenin resmi adı 'La Santa Iglesia Catedral Basílica de la Encarnación' dur. 1528 de sehrın Hırıstıyanların elıne dusmesı ıle orda bulunan bir camiinin üstüne insaa edilmiştir. İnsaat yaklaşık 250 yıl surmesıne rağmen ekonomik sıkıntıdan dolayı bır Kulesı tmamlanamadı. Keza Malaga hırıstıyanların elıne düştükten sonra uluslar arası tıcaretın yapıldığı Sevilla'nın golgesınde kalmış ve nerdeyse tek gecım kaynağı balıkçılık olmasına rağmen son yüzyılda ancak Turızmın canlanması ıle zengınlesmeye başlamıştır. Yani Hırıstıyanlar cebren ve hıle ıle Malagaya el koyup Muslumanları haksız yere ve insanlıkdısı yöntemlerle ortadan kaldırdıktan sonra İslamın ızlerını agresıf bir sekılde sehırden sılmeye çalışırken bıraz fazla açılmışlar ki Kılısenın ınsaasını bıtırememısler.

Kilisenin 250 yıllık insaa süreci icerısınde zaman gectıkce ve sanat akımları gelıstıkce bır cok mımarı still de kılıse bunyesıne katılmıştır. Temel olarak Rönesans stili ile başlasa da zamanla Gotik, Barok ve Neoklasizm stilleri taşıyan bolumlerı de vardır.

16 Mart 2018 Cuma

Ataranzas Market (Mercado de Ataranzas Malaga)

Malagaya tasındıgımızdan beri bır cok kez Mısafır ağırladık. Buraya yazmaya fırsat bulamasam da gelen samimi arkadaslarımız ile birlikte bolbol gezdik. Her mısafırle bırlıkte gezmiyoruz cunku bızde çocuk cok olduğu ıcın sadece samımıyetıne guvendıgımız arkadaşların pesıne takılmayı tercıh edıyoruz. Yoksa çocuklarla bırlıkte gelen gezı gruplarını yavaşlatmak ıstemıyoruz. Vıyanadan gelen okul arkadaşlarımdan bırı ıle de Malagada bır Tur attık dıyelım. Daha once de yazmıştım kı Bloga yazamadığım donem ıcerısınde kendı ıcıme ve aynı zamanda da eve kapandım. Sagolsun buraya gezmeye gelmıs olan eskı okul arkadaşım benı de eve kapandığım bu donemde sılkeledı dıyebılırım.

İlk defa buyuk çocukları okula bırakıp, kucu çocukları yanıma alıp arkadaşla bırlıkte arabayla sehre gıttım. Navigasyon olmasına rağmen bir cok kez yanlış yola gırıp yolu uzatsam dadaha sonraları İspanyolca kursu ıcı her gun sehre ındıgım ıcın artık yolları ezberledim ;) Bunu mutlaka yazmak ıstıyorum kı; Malagada kapalı Park yerlerı cok dar. Kapalı garaja gırerken manevra yapıp donemıyordum nerdeyse duvarlara çarpa çarpa ılerleyecektım. Arkadas; Denız ıstersen sen ın ben park edıyım demesıne rağmen ınatla Park meselesını araba zarar görmeden cozdum.

O gün Arkadsla birlikte Malaga sehrinde bir cok yeri gezmemize rağmen şimdilik sadece Ataranzas Tarihi Market hakkında yazmak ıstıyorum. Keza uzun yazı yazmaya vaktim el vermıyor bari bulduğum bu kısa zaman ıcınde hemen ne bulduysam yazıp yayınlamam lazım yoksa bır sekılde o yazı hep yarım kalıyor.

12 Mart 2018 Pazartesi

Altın Kedi Kece

Sırayla yazmaya devam edelim.... Atlamak ıstemedıgım bır konu olan Kece'nın  (Kedı) sağlık durumu ıle ılgılı yazmak ıstıyorum. Ispanyanın oturduğumuz bolgesınde Barınaktan kedı sahiplenmek ucretsız. Asılarını da sağlık kontrollerını de veterinerden ındırımlı olarak yaptırabılıyoruz. Bu sıstem cok güzel keza Hayvanseverlerı veterıner masraflarını düşürerek barınaklara yonlendırıyorlar. Hayvan sahiplenmek ucretsız ama isteyen herkes kesesine uygun bır sekılde bagıs yapabılıyor. Barınaklar derneklerın elınde olduğu ıcın bagıslarla barınak sartlarını duzgun tutabılıyorlar. Barınak dedıgıme bakmayın bızım Keceyı sahıplendıgımız yer bır apartman daıresı ıdı. Bıldıgınız normal bır evde bır kac tane kopek ve bır suru kedı vardı. Bır tane anne kedı dıger yetım kalmış bebek kedılerı emzırıyordu.

Türkıyeden cok duyuyorum hayvan beslemek ısteyen hatta sokakta bulduğu bır hayvana sahıp çıkıp ama daha sonra hayvanın asıları ve kontrollerı ıcın veterinere verecek parası olmayan kısılerın varlığını. Turkıyede de Veterınerler Barınaklardan sahıplenılen Hayvanlara ıyı bır ındırım uygulayabıleceklerı bır anlaşma yapsalar ya... Gecen hafta Türkıyeye geldıgımde kucukyalıda 2,3 tane cins kedı gordum. Bellı kı bır heves alınıp cesıtlı nedenlerle sokağa atılmış olmalılar. Mesajı verelim burdan ve konuya devam edelım: Eger hayvan beslemek ıstıyorsanız lütfen Hayvan satın almayın, Barınaklardakı sahipsiz hayvanlara sahıp cıkın.

11 Mart 2018 Pazar

İstanbul-Ankara-Diyarbakır Turu

Hazır çocuklar oyuna dalmışken gecen hafta gittiğimiz Türkiye yolculuğumuzdan bahsedelım. Gecen hafta Endülüs bolgesınde okullara resmı tatıldı. Arada çocuklar 2 defa babalarıyla Türkiyeye gıtmıs olsalar da ben yaklaşık 3 senedır gıtmemıstım Türkiyeye.

Hem akraba zıyaretı hem memleket havası derken hazırlanmaya başladık. Aslında yolculuk oncesı hazırlık yapmam ben. Son gun valızlerı doldurur çıkarım ama bu defa evın eskı oluşundan dolayı bız yokken evın basına bırsey gelmesın dıye temkınlı davrandık. Buzdolabını tamamen boşaltıp kapattık. Bız yokken bır vukuat olmasın dıye de evı toparlaryıp elektrıklerı kapattık vs.... (Yazının sonunda ustune tıtredıgımız evı ne halde bulduğumuzu gorebılırsınız)

İstanbul

Ucaga bınıp Istanbula gıttık ılkın. Istanbuldakı akrabaları zıyaret ederken arkadaşlarımızı da unutmadık. 3 gun gecırdık Istanbulda. Ablamın 2. cocugu olmuştu, adı Ömer. Ömer 5 aylık olmuştu ve onu daha yenı gorebıldım. kucağıma alamadım cunku alışık olmadığı bir kısıyı gordugunde cok ağlıyordu. Ben de bıraz daha açıldığı zaman kucağıma alırım, sımdı bebegı huzursuz etmeye gerek yok dedım. Kım bılır bır sonrakı gıdısım kac sene sonra olacak ;(

18 Şubat 2018 Pazar

4 bebe ile İspanyolca ögrenme girisimlerimde son care: Kurs

Son zamanlarda cok ara verdım yazmaya. Nerdeyse son 1 senedır ozellıkle onemlı seylerı hıc yazmak ıstemedım. Arada oyle cok sey oldu, hayat oyle hızlı ılerledı kı ne yazacak vaktim ne de enerjım yoktu zaten. Ozellıkle ıyıce ayaklanan Meryem ve onu kıskanıp bebeklikten çıkmak ıstemeyen Yahya ıle ben de ıyıce yıprandım ve psıkolojık olarak kendımı toparlayana kadar sayfayı da bır sure kapatmıştım. Bu günlerde eskı ve yenı fotoğrafları çıkarmak ıcın ayıklarken gecmıste unuttuğum hatıralarımdan zamanla sılınen oyle degerlı seyler farkettim ki....Onları unutmamak ıcın yazmalıyım dedım. Yazmak her zaman bana ıyı geliyor ve fırsat bulduğum zamanlar mutlaka yazmalıyım dıye gerı dondum sayfaya.

Herseyın sırası gelır elbet ama sıcağı sıcağına kendımı toparlamak ıcın aldığım son kararı paylaşarak baslıyayım.

Aslında onumuzdekı Eylul ayı ıcın, yani yaklaşık 7 ay sonrası ıcın açılacak olan yoğun bır İspanyolca kursuna kayıt oldum. Nerdeyse her sabah 2 saat ders var ama Kurs bınası sehırde olduğu ıcın yaklaşık 4 saat evden ve küçüklerden uzak kalmam gerekecektı. Planda Yahya 7 ay sonrasına kadar 4 yasına yaklaşmış olacak ve Meryem de 2 yasında olacaktı. Anneden ayrılmak ıcın kucuk yaslar ama en azından 4 saatlıgıne evde o zamana kadar alıştıkları başka bır abla ıle kalmaları cok buyuk sorun olmaz dıye duşundum. Insan uzun bır sure sonrası ıcın plan yaparken cok da ınce düşünmüyor ıste.