7 Ekim 2017 Cumartesi

Hayat bir Orkestra gibidir.

Biz zengin bir semtte oturan orta halli çocuklardık. Orta halli dediysek günümüzün fakirine o Zaman orta direk denirdi. Annem denizden esya toplardı, yemeğimizden bile kısar para biriktirirdi. Biz de akşama kadar sokakta oynardık. Çevremizde hep zengin cocuklar vardı. Yine de masum cocukların dünyasında iyi arkadaşlardık biz. Birbirimizi korur kollar, sabahlara kadar oturup sohbet edebilirdik.

Kücüklüğünden beri Snt. Josefe, Galatasaraylara giden arkadaşlardı onlar. Yazları Fransa'dan gelen kardeşler bize Fransızca şarkılar öğretirdi, kelimelerin Fransızcalarını söylerlerdi ve biz de hayranlıkla, sevkle dinlerdik. Şimdi hatırlıyorum da ne kadar masumduk o Zaman. Bize uçakların içinde neler oldugunu anlatırlardı. Ucak benim için ulaşamayacağım bir şeydi. Masal dinler gibi dinlerdik onları. Onlar da bızımle bırlıkte kıbır olmadan, rekabet olmadan bırılerı ıle vakıt gecırmenın tadını cıkarırlardı. Farklılıklarımız bızı bırbırımıze yakınlastıran farklı dunyalara dokunmamızı saglayan seylerdı, guzeldı yanı farklı olmak.

Yaz bitince herkes kışlık evlerine giderdi. Biz orda yalnız kalır ama diger yaz arkadaşlarımızın geri dönmesini beklerdik. Masumiyet kısa sürdü, büyüdükçe aileleri bizi onlara layık görmediler. Onlar da aile içinde düzenli olarak verilen ideolojiye zamanla uyum sağlamayı öğrendiler. Ben imam hatibe gidince aileler çocuklarına benimle Zaman geçirmelerini yasakladılar.

Biz düsük seviyeli ve cahildik onlara göre!

Şimdi düşünüyorum da cocukluk arkadaslarımla bagımın kopmasından baska bır zarar veremedıler bana, ben yıne hayatta farklı olan, degısık olan, bılmedıgım dunyaların pesınden kostum. Hayatımın farklı bir yöne dogru akısının ilk tetikleyicisi oldular. Daha sonra oturup yazları arkadaşlarımın gelmesini beklemedim. Keza artık büyümüştük ve nedenini anlayamadığımız bir sekilde ideolojiler arkadaşlıkların önünü kapatmıştı.

Bunu neden anlatıyorum. Bugün kapıya sigorta şirketlerinden birinin calısanı geldi. Bana sigorta paketlerini anlatmak istedi. Adama başlangıçta İspanyolca bilmediğimi söyledim. Örtülü olduğum içln hemen Arapça mı konuşuyorsunuz diye sordu.  Hayır Arapça bilmiyorum ama İngilizce, Almanca, ya da Türkce broşürünüz varsa alabilirim ve evde okuyabilirim dedim. Ve ben bu sohbeti bilmiyorum dediğim İsoanyolca ıle yaptım.

Şimdiden 4 dili öyle ya da böyle konuşabiliyorum. Yurtdışında iyi bir devlet üniversitesinden mezun oldum. Allah önüme dünyayı serdi..... Okumak dışında gezmek de nasip oldu.....
Bize Her Yer Okul diyorum ya, Aynen o hesap yasayarak, mücadele ederek, ogrendım ben ne bılıyorsam. Gititgim, gördügüm, yasadıgım her yerde, okudugum her seyde hayatıma yenı bir güzellik katıldı. Farklı olandan korkmadım blakıs anlamaya calıstım. Bu nedenle hayatımda baska bazı ınsanların anlayamayacagı ve hatta hakarete varacak kadar saldırganlasabılecegı seyler var. (Ası yaptırmamak gıbı vs..)

Çocuklarım içln düşündüyorum da geleceği bilemeyiz. Bizim çocuklarımızın belki de birlikte oynamasını ya da dost olmasını istemediğimiz kücük gördüğümüz insanlar ya da günümüzün en itilip kakılan cocukları Suriyeli çocuklar, büyüdüklerinde bizim çocuklarımızın ulaşmak isteyeceği yerlerde olabilir. Keza zorluklar insanı olgunlaştırır, zorluklar kücük şeylerin değerini bilmemizi sağlar, zorluklar değer bilen insanlarda mutluluğu da getirir, Modern dönemin ideali olan basarıyı da.

Irkları, Aidiyetleri, Dinleri, ideolojileri aramıza set yapmayalım. Hele de çocuklara bunu aşılamayalım. Almanyada ınsanlar bırbırlerıne sosyal hayatta saygı duysalar da mesela ev ıcerısınde bellı bır gruba besledıklerı nefretı cocuklarından saklayamıyorlar. Yusuf 1. sınıfa basladıgında dıger Alman cocuklar Yahudi bir cocuga sen Yahudisin diye dalga gecıyorlardı. Cocukların masum olan dunyalarını evde belkı kendı aramızda yaptıgımız ve onemsemedıgımız bazı konusmalarla farketmeden kirletebiliyoruz. Onlar bizim aynamız. Kendı adıma ümidim, belkı ileride Çocukluk (Masumiyet) bitse de aralarında saygının devam edebileceği bir nesil diliyorum.

Hayat bir orkestra gibidir. Vurmalı, yaylı, üflemeli tüm enstrümanlar birlikte uyum içinde çaldığında güzel bir eser meydana gelir.  Yalnız enstrümanlar ve kompozisyon hakkında yeterli bilgisi olmayan bir şef (aile) orkestrayı sadeleştirip sadece davulların ya da sadece üflemelilerin bulunduğu bir ortama sıkıştırır cocuklarını. Oysa sadece bir enstrümanın çaldığı ortam artık bir orkestra değildir.  Çocuklarımızın hayatındaki orkestrayı Calmayalım, Sadelestirmeyelim. Onların dunyasında farklılıklar güzeldir.

Gecenlerde okuduğum İhsan Fazlıoglunun su sözünü de burda paylaşmak istiyorum

"Asıl", ancak farklı olana tahammül ederse "asâlet"ini koruyabilir. Bu nedenle her kültürde "ayrık-otları" özenle korunmalıdır... 

2 yorum:

  1. Umarım bu güzel dilekleriniz gerçekleşir.cocuklar farklı güzel bir dunyaya kavuşur.nihayetinde bir gün...

    YanıtlaSil

Yorumlariniz icin